Archive for Nisan, 2007

Nis 22 2007

Kıymık

Published by admin under Aşk

Solgun GülGözlerimi yukarılara gökyüzünün lacivert dokusuna dikerdim. Bakardım, bakardım… Yüreğimdeki ışık yıldızlarla kaynaşırdı. Bir gün gelecek, yaşam anlamını bulacaktı. Yüreğim doygunluğa kavuşacaktı. Leyla ve Mecnun gönlümde buluşacaktı. Çocukluk saflığının tüm billurluğuyla…

Yaşamın çarkları böyle dönmezmiş meğer, uyku uyku içindeymiş, düşler düşleri kovalarmış meğer. Yüreği bir sancı kavurur da kavururmuş meğer.

Elimi her uzattıkça masum bir umutla, daha bir boşluğa sürüklenmişim zamanla. Buldum, inandım, erdim dediğim nice idealler, amaçlar, erdemler, değerler tükendi bir bir titrek bir mum misali. Öğrenmek, inandığın her şeyin zamanla anlamsızlaşmasıymış meğer.

Sevdim… Hem de deliler gibi, ruhumun tüm hücreleriyle, kanımın en koyu rengiyle. Nice kuğu endamlar da karşılık verdi hem buna. Ama bir şeyler eksik kaldı hep, sanki bir dokunuş, sanki bir uyanış, sanki bir hatırlayış…

Bir kıymık var yüreğimde, bana gülmeyi haram eden. Her şeyin bir illüzyon olduğunu görmekten belki de. Kirazın al rengini solduran, dudaklarıma temas eden.

Kim bilir, belki de budur zaten bizi biz yapan, zavallığımıza avuntu olan. Yani anlar… Bakış, dokunuş ve keşfedişi içinde barındıran gizemli çekmece. Arayışın aslında bulmanın ta kendisi olduğunu ima eden. Yolun menzil olduğunu fısıldayan. Bilge bir tınıda kanat çırpıp zamansızlaşan…

Bitmek tükenmek bilmeyen bir tatminsizlik… Ve buna karşı mum alevi kadarlık bir ömür ve ateş böceği ışıltısında bir aşk… Doyamadan hatta tadamadan yürekte kristalleşmiş bir tutam bal peteğine.

Benim için aldığım her nefes demekti aşk, yaşamımın en ayrıntısında dokunan. Hep görünen ama hiç farkedilmeyen. Oysa bir kıymık var yüreğimde şimdi, bana sevmeyi haram eden…

No responses yet

Nis 21 2007

Sekizyüz Yıl Önceki Türk Robotları

Published by admin under Bilim

Cezeri ÇizimleriBundan sekizyüz yıl önce, 12. ve 13. yüzyıllarda, başkenti Diyarbakır olan Artukoğulları Beyliği günümüz sibernetik biliminin temellerini atacak çalışmalara sahne olmaktaydı. Artuklular, Melik Salih Nasıruddevle Mahmud döneminde, günümüz Diyarbakır surlarının İçkale bölümünde yer alan hükümdarlık sarayında, “Ebu’l-İzz” adlı mühendis tarafından yapılmış “Otomatik Makineleri” kullanmışlardı.

1136 doğumlu Cizreli Ebu’l İzz, yaptığı 32 yıllık çalışmalarını “Kitab-ül Cami-i Beyn-el İlm-i vel-amel En-nafi-i fî Sınaat-il Hiyel” isimli bir kitapta toplamış ve çalışmalarını ne maksatla yaptığını yine bu kitabın 50. sayfasında izah etmişti:

“Ben, bu kitabı, Artukoğulları’ndan Diyarbakır hükümdarı Ebü’l-Fetih Mahmût ibni karaaslan adına yazdım. Ben, bu değerli hükümdarın babasına ve kardeşine 25 yıl hizmet etmiştim. Bir gün, yaptığım makinelerden birini göstermiştim. O bu işimi büyük bir alâkayla tetkik etti ve bana “Dünyada eşi bulunmayan birşey yaptın. Emeğin boşa gitmeyecektir. Bana bütün yaptıklarını gösteren ve içine alan bir kitap yaz!” dedi. Ben de bütün enerjimi toplayarak, gücüm yettiği kadar çalıştım. Bu kitabı yazarak kendisine sundum. Kitabımı bir mukaddime, 50 şekil ve 6 kısım üzerine hazırladım.”    Continue Reading »

One response so far

Nis 16 2007

Yazılım ve Yaşam

Published by admin under Yazılım

assembly.jpg Bir bilgisayar programı yapmak, düşünce dinamiklerini ayrıştırmak, düzenlemek ve yeniden bütünleştirmek demektir. Bir anlamda bu, evrenin işleyiş mekanizmasının soyutluğunu somuta taşımadır. Bir anlamda olmayan bir varlığa yaşam üflemektir. Gerçek Yaratıcının kişioğluna sunduğu en büyük lütuf ve verginin kendini göstermesidir: yaratıcılığın.

Madde ve ruh gibi iki boyutludur bu dünyada; donanım ve yazılım. Zaten küçükte yansıyan büyüktekinin izdüşümünden farklı olamaz ki. Donanım somuttur, beş duyu ile algılanabilir; yazılım ise soyuttur, kavramsaldır. Donanımı eskiyen bir yazılımı başka bir donanıma yüklemek mümkündür, çünkü yazılım zamansızdır ve eskimez. İnsan ruhunun zamansız olması ve asla ölmemesi gibi.

Yazılımın da kendi içinde iki boyutu vardır. Biri algoritma denen saf mantıktır. Bu o yazılımın matematiksel boyutudur. Donanımdan veya herhangi bir programlama dilinden bağımsızdır. Diğeri ise bu yazılımın uygulama boyutudur. Donanıma, işletim sistemine ve platforma bağımlıdır. Kişioğlunun da en öz bir bilinci vardır, somut yaşamdan tamamen bağımsız olan. Bu onun özde barındırdığı zamansız ilahi özün isimleşmesidir. Bir de bu kaynaktan beslenen ama yaşam denen ve beyinle yönetilen uygulama platformuna yönelik olan bir yüzü vardır. Continue Reading »

No responses yet

Nis 15 2007

Kitle Hareketlerinin Anatomisi

Published by admin under Sosyoloji

Kitlenin İçinde Erimeİnsanoğlu büyük adam olmak için heveslerle doludur fakat bir gün anlar ki sadece bir küçük adamdır; mutlu olmak için heveslerle doludur fakat bir gün anlar ki sadece mutsuzdur, mükemmel olmak için büyük hevesler taşır fakat bir gün anlar ki sadece kusurlarla doludur: insanlar tarafından sevilen ve sayılan bir kimse olmak için devamlı ümitler taşır fakat bir gün anlar ki kusurlarından dolayı sadece insanların horgörüsüne layık görülmektedir. İşte, dışına çıkmaya imkan bulamadığı bu utanç duygusu o insanda kuvvetli bir adaletsizlik ve yıkma ihtirası yaratır çünkü bu durumda o kendisini kusurlarından dolayı mahkum eden ve bunun kabahatini kendisine yükleyen gerçeğe karşı bitmez tükenmez bir nefrete bürünmüştür.

Pascal, Pensees

Günümüzde Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet’in üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen, neden milyonlarca insan hala, yasalarla tanımlı bir yurttaş olmanın tadını çıkarmak ve “vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır” sözlerinde özetli basit erdemi takip etmek yerine, yığınla klik, grup, cemaat, dernek bünyesi altında bir kitle hareketinin bir neferi olmayı tercih etmektedir? Gelin bazı ipuçlarını Eric Hoffer’in Kesin İnançlılar (True Believers) adlı eserinde arayalım:

Continue Reading »

2 responses so far

« Prev