Archive for Temmuz, 2007

Tem 17 2007

Yankı

Published by admin under Şiir

Yankı
Bazen ayazda buz tutmuş ruhum
Senin ışığını yansıtan aynalarla ısınıyor
Buzun mercekleşip vücudu yakması gibi bu
Yüreğimi derinden derine kavuruyor

Bekliyorum seni, tutkuyla, özlemle,
Gözyaşıyla, azalan ama bitmeyen umudumla
Kendi yankısını arayan bir dağ mıyım yoksa…

No responses yet

Tem 16 2007

Aylak

Published by admin under Yaşam

aylak Yazan: Nurettin Değirmenci

Elk. Yük. Müh.

Aylak, rüzgarla sürüklenen yaprağa benzer.

Doğal yaşamda canlıların sınırlı sayıda etkinlikleri olur. Örneğin, bir kaplanı ele alalım.
—Kaplan, günde ortalama 18–20 saat uyur.
—Kaplan av peşinde koşar.
—Kaplan oyalanır.
—Yılın belli günlerinde türünü sürdürmek için cinsel ilişkide bulunur.
İnsana göre, kaplanın oyalanması, “Oyun ya da aylaklık” olabilir.
İnsan toplumları vahşi yaşamdan çıkmıştır ve her geçen gün ona uzaklaşıyor. +İnsan uyur.
+İnsan çalışır (Veya savaşır).
+İnsan sosyal etkinliklerde bulunur.
—İnsan oyalanır.

Continue Reading »

No responses yet

Tem 14 2007

Hacker ve Erdem

Published by admin under Bilişim

www.hackerswisdom.com
On yılı aşkın ödüllü programcılık ve yıllarca süren Türkiye’nin en büyük sistemlerinden birinin sistem yöneticiliği deneyiminden sonra hackerlık yani bilişim korsanlığı konusunda bir web sitesi açmaya karar verdim. Ne yalan söyleyeyim, birinci amacım eğlenmek, çünkü bilişim dünyasının en heyecan verici konusu. Ama gerçek amacım ise, hem kendi bilgi birikimimi artırmak, hem de bu birikimi ilgili diğer insanlarla paylaşmak oldu.

Burada çok önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Korsanlığın en büyük amacı ve motivasyon kaynağı meraktır. Teknolojinin en muğlak ve gizemli noktalarına ulaşarak bu dünyayı daha çok anlama arzusudur. Gerçek anlamda derin bir sistem ve programcılık bilgisi gerektirir ve en büyük getirisi sistemlerin ve teknolojinin hızla ilerlemesidir. İlk hackerlar 1960′larda MIT laboratuarlarında FORTRAN dilini geliştiren ve sistemin orasını burasını kurcalayan insanlardı, yani teknolojiyi geliştiren insanların bizzat kendileriydi.

Yoksa günümüzde yanlış anlaşıldığı şekilde üç-beş basit programı çalıştırıp çevredeki insanların bilgisayarlarına zarar vermek veya bilgilerini çalmak korsanlık değil, düpedüz sahtekarlık ve hırsızlıktır. Doğal olarak da bilişim suçları kapsamına girer.

Continue Reading »

No responses yet

Tem 12 2007

Bilim, Paradigma, Değişim ve Öneriler

Published by admin under Bilim

paradigm shift Yazan: Müslüm Üzülmez
Araştırmacı Yazar
http://www.uzulmez.info/muslum e-posta: muslimce@yahoo.co.uk

“Bütün zamanların en derin toplumsal altüstlüğünü ve yaratıcı yeniden yapılanmasını yaşıyoruz. Bunu henüz açık bir şekilde kavramış değiliz, ama temelden yeni bir uygarlık inşa etmekteyiz… Yeni uygarlık farklı bir dünya görünümü getiriyor; ve zamanı, mekânı, mantık ve nedenselliği ele almada kendi özgül tarzlarını geliştiriyor. Ve geleceğin politikasının ilkeleri de kendine göre olacak.” Alvin ve Heidi Toffler (Yeni Bir Uygarlık Yaratmak)

İnsan benliği zihinsel, duygusal ve manevi olmak üzere üçlü bir düzleme sahiptir. Bugün bilim ve psikoloji sayesinde gerek fiziksel, gerekse canlı sistemlerdeki dönüşümlere ilişkin birçok şeyi öğrenmiş bulunuyoruz. Bunların çoğu evrenseldir, bazıları sadece canlı sistemler için geçerlidir; çok azı da zekâmız, karmaşıklık ve özel psikolojimiz yüzünden sadece biz insanlara özgüdür.

İnsanlarda zihinsel yan normal olarak kapsamlı düşünme, sorunları çözme, kuralları izleme, amaçlara ulaşma yeteneklerimizle ilişkilendirdiğimiz şeylerden oluşur. Esin, tutku, bağlılık ve acılarımız; sosyal değerler, arkadaş grubu etkisi, eğitim, kişisel ilişkiler, çocukluk yaşantıları ve benzeri toplumsal-duygusal kökenlere sahiptir. Psikolojinin ulaştığı son aşama, bütün bunların hepsinin altında bizim anlam arayışımızın, vizyonlarımızın ve en derin değerlerimizin, yani manevi yanımızın yattığı konusunda yeterince kanıt sunmaktadır.

Continue Reading »

One response so far

Tem 12 2007

Çevre Sorununun Kökenleri

Published by admin under Yaşam

çevre sorunu Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Özgür yaşamak insanların biricik amacı olmalıdır. İnsanlar, hem başkasına hükmetmekten, hem de başkalarına kul-kuyruk olmaktan aynı oranda nefret etmelidir. Bu dünyada özgürlüğü benimseyenler, Etki-Tepki Yasası gereği, özgürlüğü kutsayan doğaüstü güçlere inanır.

Ne yazık ki, örf ve geleneklerin dünyasal ve dinsel kural olduğu bazı ilkel toplumlarda; özgürlük, kul-kuyruk olma ve boyun eğme olarak anlaşılır.

İnsanın; hemcinsine hükmetmesi ile baskıcı yönetimler, diğer canlılara hükmetmesi ile çevre felaketleri yaratılıyor.

İnsanın sezgisel ya da bilinçli ilk işi, diğer canlılar gibi, varlığını ve türünü sürdürmektir. Bunun için, hemcinsi dâhil, diğer canlıları yok etmekten geri durmaz. Doğa, insan dâhil, bütün canlıları değişmez, ayrıcalık tanımaz yasaları ile donatır. Böylece, bütün canlılar sezgileri ile gelişebilen araç-gereç kullanmadan varlığını sürdürmeye ve saldırgan düşmanlarını yok etmeye çalışır. Doğal eleme ile her türün güçlüleri varlığını sürdürür, zayıfları av olarak diğer güçlülere yem olur. Sadece insan, sezgilerine ek olarak bilgi-beceri birikimine ve gelişebilen araç-gereç kullanma yetisine sahiptir.

İnsan, diğer canlılardan farklı olarak, bu dünyada ve öte dünyada var olmak ister.
İnsanda bilgi ve beceri birikimi ile gelişen araç-gereç kullanımı sonucu neler oluşur?
1-İnsan, hemcinsine hükmeder; kulluk-kölelik gibi evrensel insani değerlerden yoksun toplumlar ve yönetimler ortaya çıkar. Bu toplumların zayıf ve güçsüz olmasının temelinde, “Güç haktır!” sağduyusu yatar. Bu sağduyu sonucu, “İnsanın hemcinsine hükmetmesi” kural olarak, bazı toplumlara uzun süreli olarak yerleşir. Süredurum Yasası gereği, “İnsanın hemcinsine hükmetmesi” kuralı uzun sürede alışkanlık halini alır. Doğadaki işleyiş Etki-Tepki Yasası gereği, doğaüstüne taşınır. Doğaüstü güçlerin ilkel toplum kurallarını kutsadığına inanılır. İlkel toplumlarda güce tapılır.

Continue Reading »

No responses yet

Tem 10 2007

Sigara ve Sağlığımız

Published by admin under Yaşam

sigara ve sağlığımızYazan: Fatih Öz
Doktor

Sigaranın tarihçesi, gelişimi, ekonomideki yeri, tiryakiliğin türleri, zararları, bırakma yöntemleri üzerine oldukça kapsamlı bir sunum. İlgi ve bilginize…

Sigara ve Sağlığımız

No responses yet

Tem 10 2007

Batı’da ve Doğu’da Sesini Duyurma

Published by admin under Sosyoloji

Sesini DuyurmaYazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Yedinin uğurlu sayı olduğu söylenir.

Bazı televizyon kanalları, Batıda, sanatçıların ve sivil toplum kuruluşlarının, “Küresel Isınma” ile ilgili etkinliklerini yayınlıyor. İnsanlar, neşe içinde etkinlikleri izliyor, dinliyor ve diğer insanları, “Küresel Isınma” konusunda duyarlı olmaya çağırıyor. Asarak, keserek, bombalar patlatarak çağrılarını yaymaya, duyurmaya çalışmıyorlar. Eğer çağrıları insanlara iyilik yapmaksa; doğru bir yol ve yöntem benimsemiş oldukları söylenebilir. Çünkü: Vurma, kırma, öldürme, yaralama ile insanlara kalıcı iyilik yapılamaz. “Küresel Isınma” konusunda çaba harcayan insanlar sevgi ve ikna ile amaçlarına koşuyorlar. Amaç ve amaca koşma eylemleri açık-seçik gözler önündedir.
Bu eylemlerden kişisel kazanç edinenler var mıdır? Bilemiyorum.
Bir uzaylı gibi, oluşumlara baktığımızda; Batılı sanatçıların, sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin davranışlarının çoğunlukla insanlara yararlı olduğu sonucuna varırız.
Aynı gün, televizyon kanallarında Irak’taki kanlı etkinlikler, özet olarak, “Üç ayrı intihar saldırısı ile 270’den fazla sivil öldü. Çok sayıda yaralı var. Bu arada bir Amerikan askerinin öldüğü söyleniyor. Amerikan askerinin nasıl öldüğü henüz açıklanmadı…” veriliyor.
Ortadoğu’da, öfke ile eylemlere sürüklenen kullar, dinine, mezhebine, etnik kökenlilerine, toplumuna hizmet ediyor.
I-Kanlı eylemlerle birileri gizli amacına koşuyor.
II-Öldürme eylemlerinde birileri maşa oluyor.
Tekrar bir uzaylı gibi Ortadoğu’daki kanlı eylemlere bakalım:

Continue Reading »

No responses yet

Tem 07 2007

İlginç Hırsızlıklar

Published by admin under Yaşam

hırsızYazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Ah, ne belalı, ne hırsız insanlar!

İş için gerekli bazı tüketim malzemeleri olan değişik cıvata, somun, dübel, saplama satın almak için bir dükkâna girdim. Dükkân, Diyarbakır’ın merkezi bir yerinde bulunuyor. Dükkâna girince, ilk gözüme çarpan bazı kıymetli iş aletlerinin zincirlerle bağlanmış olmasıydı. Güçlü deliciler, kırıcılar, kesiciler, kaynak makineleri, değişik motorlu el aletleri… Zincirlerle ya sabit noktalara, yâda birbirlerine bağlı.
Bilme, zorunlu ihtiyaçtır. Her toplumda bilme ihtiyacı farklı olur. Bilme ihtiyacı, belleklerdeki kavramlarla orantılıdır. İlkel toplumlara etki eden her dış etki bilme ateşini yakar; ama, kısa sürede ve basit yanıtlarla denge noktasına ulaşır. Şiddetli tepki gösterilir, reddedilir; yâda ihtiyaç gereği, dış etki benimsenir.
Siparişlerimi verdikten sonra, dükkâncıya, “Kıymetli malzemeleri zincirle bağlamanız, uğur, bereket, bol müşteri için midir?” diye sordum.
Dükkâncı üzüntü ve kızgınlıkla: “Hırsızlarla baş edemiyoruz. Kapılar kırılıyor, duvarlar deliniyor, çatılardan giriliyor… Ne tür önlem alırsak alalım; kısa süre sonra, hırsızlar, yeni bir yöntem yaratıyorlar. Belki inanmayacaksınız; ama, ara sıra bir veya iki dakikalığına dükkânı boş bırakmak zorunda kalıyorum. Örneğin, arabaya mal yüklemem, yâda komşuya uğram gerekiyor. Geçenlerde, bir müşteriye mal teslimi yaparken kaynak makinesinin çalındığını fark ettim. Nasıl çaldılar, nereye yerleştirdiler, o kadar kısa sürede nasıl gözden kayboldular anlayamadım.

Continue Reading »

No responses yet

Tem 05 2007

Sessiz Aşk

Published by admin under Aşk

gizli aşkYazan: Selim Yıldız
Tiyatrocu - Kuşadası

Bir gölün kenarında suyun üstüne vuran ay parçacıklarının her bir tanesi kadar yayılmış ve yalnızlık çeker insan. Nedir ki yaşadıklarından alıntı bir hava vardır o. Akşam sıcak yoğun ve yorgun nefes alırken bile yormaktadır insanı. Hava yeşil ama üstü kurumuş ağaçların damarlarından karışık, yaşanılan hayat bir çimen kadar yere yatık, ezilmiş bir böcek kadar ölümsüz, ıslak kum üzerindeki ayak izi kadar belirgindir varlığı. Yaşadıkları uzun ama dolu geçmiş zamanlar, bazen kimsenin haberi olmamış varlığından. Bazen yanıp tutuşmuş aşkından…

Birinde şöyle olmuş yaşadıkları:

Continue Reading »

No responses yet

Tem 05 2007

İnsan Yemek İçin mi Yaşamalı?

Published by admin under Felsefe

yemekYazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Yıllardır sorulur: İnsan yemek için mi yaşamalı, yaşamak için mi yemeli?

Her soru basit ya da evrensel ölçü ile yanıtlanır.
1-Basit ölçüler, basit kuralların ürünüdür. Basit kurallarla yuvarlak, her türlü yoruma uygun, “Çok, az, büyük, küçük, eski, yeni, oldukça…” gibi katsayılarla donatılmış ölçüler çıkar. Basit ölçülerde, Doğanın İkinci Yasası gereği, “Güçlü haklıdır!” temel ilkesi çoğunlukla geçerli olur; etkileyici konuşan, bağıran, çığıran, yaygara yapan zafer kazanmış sayılır. Bütün ilkel toplumlarda basit ölçüler geçerlidir. Göreceli olarak, evrensel ölçüler seyrek olarak kullanılır.
2-Evrensel ölçü için evrensel yasalar, evrensel dayanak noktası, sayılar, Üçüncü Nesne olan birim sistemi ve uygun ölçü aygıtı gerekir.
Basit ölçüler kolay, evrensel ölçüler zordur. Doğa kolaylıktan yanadır.
Evrensel ölçü nasıl yapılır?
Ölçümü yapılacak nesne, hareket veya hareket aralığı (süre) ile ilgili evrensel yasaların bilinmesi gerekir. Örneğin, sesin yayılması ile ilgili yasalar bilinmeden, evrensel ses ölçümleri yapılamaz.
Görecelilik Yasası gereği, Evrende bir başlangıç noktası yoktur. Bu nedenle her ölçü için başlangıç noktası seçilmesi zorunludur. Örneğin, evrensel süre ölçümü için İsa’nın doğduğu (Veya öldüğü) yıl dayanak alınır.
Ölçü kıyaslamadır. Ölçü için en az iki nesne, hareket veya hareket aralığının olması zorunludur. Bir nesne, hareket veya hareket aralığını ölçmek için dâhiler tarafından yaratılan Üçüncü Nesne olan birim sistemi olması gerekir. Örneğin, “A çubuğu üç birim uzunluğundadır” denir.
(Nesne, hareket, hareket aralığı için seçilen birimler temeldir. Kilogram, Metre, Saniye’den oluşan MKS örnek verilebilir. Diğer birimler, “Türetilmiş birimler” adını alır.)
+Seçilen birim, ölçülen nesne ya da hareketten küçük,
+Ölçü aygıtının ölçme sınırları, ölçülen nesne veya hareketin büyüklüğüne uygun olmalıdır. Örneğin, terzilerin kullandığı metre ile elektronik baskı devrelerinin değişik ölçümleri yapılamaz.
Evrensel ölçü için yeterli sayı bilgisi zorunludur. 1000’e kadar saymasını bilen insan 10000 koyunu sayamaz. “Çok sayıda koyun var!” diyerek, ölçüyü tamamlar.
*
İnsanların bellek dünyası ve dış dünyaları vardır.
1-Bellek dünyasındaki oluşumlarda henüz evrensel ölçüler kullanılamıyor. Örneğini, kin, nefret, sevgi, öfke, güzellik, çirkinlik, korku, açlık, susuzluk gibi duygular sayılarla bilinmiyor.
2-Dış dünyadaki nesne ve hareketler kısmen evrensel ölçülerle tanımlanabiliyor. Örneğin, acı, tatlı, ekşi, tuzlu, değişik kokulu nesneler sayılarla birbirinden ayırt edilemiyor. Bazı benzer nesneleri diğerlerinden sayılarla ayırt etmek için dolaylı evrensel ölçümlerden yararlanılır.

Continue Reading »

No responses yet

« Prev - Next »