Ağu 26 2007
Gizem
->

Bütün evren yazılı
İnsan denen sözde
İnsanın gizemi saklı
Bir avuçluk yüzde
Bulursun evrendeki anlamı
Nokta kadar gözde
Ne anlamı var anlamın
Senin gözlerinde
Benim bakışlarım
Benim gözlerimde
Senin bakışların yoksa
Ağu 26 2007
->

Bütün evren yazılı
İnsan denen sözde
İnsanın gizemi saklı
Bir avuçluk yüzde
Bulursun evrendeki anlamı
Nokta kadar gözde
Ne anlamı var anlamın
Senin gözlerinde
Benim bakışlarım
Benim gözlerimde
Senin bakışların yoksa
Ağu 26 2007
->
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Belleklerde, doğa ile doğaüstünün iç içe olduğu kavramlardan biri zamandır. Niçin? İnsanlık tarihinde dahiler, Evrensel Yaratılışı esas alarak, belleklerde zaman kavramını yaratırlar.
Evrensel Yaratılış olmuş mudur?
Eğer Yaratılış gerçek ise; zaman ölçümü için:
A-Yaratılış veya Evrenin başlangıcı dayanak alınmalıdır. Böyle bir başlangıç noktasından itibaren evrensel zaman ölçümü yapılabilir.
Görecelilik Yasasına göre, Evrende bir başlangıç noktası yoktur.
B-Evrende başlangıç noktası yok ise; ölçüm için, zaman maddesinin tanımı gerekir. Zaman maddesinin tanımlanması ile zaman ile ilgili akış, hareket ölçülebilir. Çünkü: Madde olmadan hareket olmaz. Ama Evreni dolduran zaman nehrinin maddesi bilinmez. O halde, zaman, belleklerde olan cennet, cehennem, Araf, Kerberus Köpeği gibi bir kavramdır. Zaman ile ilgili her türlü sav yasal dayanaktan yoksundur.
O halde, insanlar, “Zaman” diye süre (Tik-Tak aralıkları ve sayısı) ölçümü yaparlar.
Birim süre nasıl hesaplanır?
Süre ölçümü için iki nesnenin olması zorunludur. Çünkü:
1-Evrende Görecelilik Yasası geçerlidir; Evren, merkezi her nokta, sınırları belirsiz küredir.
2-Evrensel bir başlangıç noktası yoktur.
Birim süre tespiti için Dünyanın kendi çevresindeki düzenli hareketinden bir kesit alınır. Bu kesitin başlangıç ve bitiş noktaları arası eşit parçalara bölünür. Parçalardan her birine, “Birim süre” adı verilir.
A-Dünyanın kendi çevresindeki dönmesi, harekettir. Hareket, hareket yasaları ile tanımlanır. Şu halde, hareket yasaları çürütülmedikçe, hareket ölçümleri ilke olarak doğru kabul edilir.
B-Dünyanın kendi çevresindeki, Güneşe göre, tam turuna, “Bir gün” adı verilir. Bir gün 24 eşit parçaya bölünür; her bir parçaya, “Bir saat” denir. Bir saat 60 eşit parçaya bölünür, “Bir dakika” adını alır. Bir dakika tekrar 60 eşit parçaya ayrılır, “Bir saniye” denir. Demek ki, bir gün 86.400 parçaya ayrılırsa; her parçaya, “Bir saniye” adı verilir.
Ağu 26 2007

Skaler dalga ve serbest enerji konusunu incelediğimde başlıca üç grup insanın bu tarz projelerle ilgilendiğini gözlemledim. Birinci grup, Amerikan derin devletine mensup olan ve çok gizli projeleri yürüten bilim adamları, ikinci grup eski Sovyetler Birliği döneminde yine hükümet için çalışan bilim adamları (ki tahminimce bugünkü Türkî Cumhuriyetler’de de o dönemden kalma dünya çapında birçok bilim insanı bulunmaktadır; hayatlarını idameyle uğraşan bu insanlara gerekli imkânı sağlarsak belki de bizimle hazine değerindeki bilgileri paylaşacaklardır), üçüncü grup ise kendi imkânları ve bağışlarla serbest enerjiyi insanlığa sunmaya çalışan bireysel bilim adamı ve mucitler ki ben ancak bu sonuncu grubun çalışmalarına belli bir nispette ulaşabildim.
Daha önce de belirttiğim gibi sıfır noktası enerjisi, uzay örgüsünün tamamını kaplayan bir enerji formudur ve sıfır derece Kelvin’de bile bu enerji akışımı devam eder. T. H. Boyer kuantum mekaniğine ait etkilerin aslında maddenin sıfır noktası enerjisiyle etkileşiminden ibaret olduğunu göstermiştir. Peki, tabiatı gereği tutarsız ve yönsüz yani non-lineer olan bu enerji akışımını tutarlı hale getirip yararlanmanın bir yolu yok mudur? Ilya Prigogine 1977 yılında kendisine Nobel ödülü kazandıran çalışmasıyla, hangi sistemlerin kaotik ve çalkantılı bir ortamdan düzenli bir ortama dönüştüğünü ortaya çıkarmıştır. Böyle bir sistem non-lineer, dengeden uzak olmalı ve üzerinde sürekli bir enerji akışı olmalıdır. Sıfır noktası enerjisi bu özellikleri sağlamaktadır; yani bilimsel olarak doğası gereği tutarsız olan bu enerjiyi tutarlı ve yararlanılabilir hale getirmek mümkündür (bunun en somut örnekleri doğada çok sık rastlanan ateş topu (ball lightning) fenomeni ve non-lineer bir plazma ortamından tutarlı bir plazmoid yapısı elde edebilen plazma fiziğidir). Yukarıda arz ettiğim zıt yöndeki iki EM dalgasını örtüştürerek skaler dalga eş-titreşimi elde etmek, bu tekniklerden biridir. Diğer bir yöntem ise bir plazma veya elektrolit içindeki büyük miktardaki iyonları (yüklü parçacıkları) tutarlı bir şekilde salınıma tabi tutmak ve ortaya çıkan sinerjik etki ile vakum kutuplaşması sağlayarak tutarlı sıfır noktası enerji akışı elde etmektir ki bu yönteme ion-acoustic yaklaşım denmektedir.
Ağu 24 2007

Her şey seni anlatır bana
Ayrılıkta yürek kavrukluğu
Kavuşmada yağmur ferahlığı
Gecenin siyah dokusu
Gündüzün ışıltılı coşkusu
Bana seni anlatır her şey
Her şey seni anlatır bana
Kalp desenli al mendil
Aşk kokulu pembe mektup
Mavilikte süzülen güvercin
Yeşillikte öpüşen balarısı
Bana seni anlatır her şey
Ağu 24 2007
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Zaman ile ilgili kalıcı çalışmaların Eski Mısır ve Yunan’da başladığını yazılı kaynaklardan biliyoruz. Günün 24 eşit parçaya bölünmesi Eski Mısırlıların insanlığa hediyesidir. Eski Yunan ve Mısır’da yapılan zaman ile ilgili çalışmalar oldukça bulanıktır.
A-Konunun kendisi bulanıktır; zamanla ilgili çalışma yapan dahiler karmakarışık düşünceler ileri sürerler.
B-Belleklerinde doğa ile doğaüstü zaman kavramları iç içedir.
Eski düşünürlerin bulanık görüşleri değişik yorumlara neden olur. Yorum, bütüne tamamlamadır.
Yorumlarla:
I-Süredurum Yasası gereği, güncel kavramlar geçmişe taşınır, geçmiş tahrip edilir ve yanlış bütünlere ulaşılır.
II-Toplanan bilgilerle orantılı olarak, ölçülü yorumlar sayesinde geçmiş aydınlanır.
Zamanla ilgili diğer bir esaslı kaynak Eski Ahittir. Eski Ahitte, Yaratılıştan itibaren peygamberlerin yaşam süresi sırayla yazılıdır. Değişik dahiler bu süreleri toplayarak Yaratılış tarihine ulaşırlar. Burada ufak bir sorun ortaya çıkar: Yaratılıştan önce zaman var mıydı?
Ağu 21 2007

Arzulanan hayalleri
Gerçeklerin içine serpiştirerek
Hayal kurgu bir dünyanın
Büyüsüyle beklentilere kapılma
Sonra gerçeğin soğuk ve keskin
Yüzüyle karşılaşmanın
Ruhta bıraktığı törpüyle
Şaşma, afallama, utanma
Ama hayatın
Çarkları arasında
Sıradanlığın
Erozyonuna dayanamama
Ve bu gelgitlerin
Hırçın gözyaşlarına rağmen
Çocukluğun masallarını
Unutamama
Ağu 21 2007
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
2005 yılında Irak’ta iş yaparken Iraklı askerleri ve polisleri eğiten iki Amerikalı subayla sohbet olanağı doğdu. Bir gün Amerikalı subaylardan biri, “Iraklı askerleri eğitmekte yeteri kadar başarılı olamıyoruz. Hangi yöntemi uygularsak uygulayalım yeterli başarı elde edemiyoruz.” Diye dertlendi. Kendisine, “Sizler bilgilisiniz, yöntemli hareket ediyorsunuz, yeterli araç-gerece sahipsiniz ama siz Iraklıları tanımıyorsunuz. İnsan dâhil tanınmayan nesne ve hareketler denetim altına alınamaz” diye cevap verdim.
Amerikalı şaşırdı, biraz gücendi sonra tekrar yanıma geldi. “Biz değişik düşüncelere önem veririz. Iraklıları yeteri kadar tanımadığımızı kabul ediyorum. Bizim Iraklıları tanımadığımızı ve denetim altına alamayacağımızı nelere dayanarak iddia ediyorsunuz?” diye sordu. Amerikalı subaya, “Siz Descartes yöntemine göre hareket ediyorsunuz. Iraklılar dâhil Ortadoğu toplumları Descartes öncesi yöntemlerle hareket ederler. Yöntemli hareketleriniz ve Iraklıların Descartes yöntemine göre davranacağını peşinen kabul etmeniz sizin başarısızlık nedeninizdir” dedim.
Amerikalı subay tekrar şaşırdı. “Yöntemli hareket ederek başarılı olamamayı anlayamıyorum. Düşünceleriniz oldukça ilginç ve değişik” diyerek yanımdan ayrıldı. 2000’li yıllarda Iraklıları anlamak bu kadar zor iken, sınırlı bilgi ve belge ile Osmanlı’daki yönetimi anlamak sanıldığı kadar kolay değildir.
Ağu 19 2007

Belki seni
Benim sende bulduğum anlam
Sevdirdi bana
Kurumuş ağaç
Cansız beden
Işıksız güneş
Ve
Benim sevgim
Olmadan sen…
Tutku,
Başında taç yaptığı güle
Dikenin taşıdığı
Kıskançlık değil midir?..
Ağu 19 2007
Skaler dalgaların oluşturduğu girişim deseninin çok ilginç bir özelliği de bu girişimlerin bir çeşit “enerji şişesi” özelliği göstermeleridir, diğer bir ifadeyle göndermeçlerin bulunduğu ortam, girişim deseninin bulunduğu ortamdan daha yüksek bir potansiyele sahipse enerji dışarı verilir (exotermic), tersiyse enerji dışarıdan alınıyor ve göndermeçlerde yeniden ortaya çıkar (endotermic). Bu özellik ise inanılmaz büyüklükte serbest enerjinin elde edilmesini mümkün kılar.
Ağu 08 2007
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Büyük canavara yakın olma, küçük canavarlara yem olma tehlikesini azaltır ama erken yutulma tehlikesini beraberinde taşır.
Trabzon Karadağ-TV Kulesinde bir iş yaptık. Şehre inerken aracımıza bir yaşlı insanı aldık. Virajlı yolda biraz daha ilerledikten sonra bir öğrenciyi daha konuk ettik. Radyodan verilen bir cinayet haberi üzerine, İmam Hatip öğrencisi, “Osmanlı’daki gibi dürüst paşalar, adaletli kadılar olmadan bu cinayetler bitmez!” diye, bilgece konuştu. Bunun üzerine, yaşlı köylü, “Ha uşak! Osmanlı’daki hangi asayişten söz edisun? Karanlık bastıktan sonra insanlar Akçaabat’tan Trabzon’a gitmeye çekinirdi. Yol eşkıyalarla kaynardı. Sen biraz büyüklerine sorsan eyu edersun!” diye, öğrenciyi tersledi.
Bir saat sonra yolcuları indirip, Akçaabat’ta köfte yiyip yolumuza devam ettik. Akçaabat’ı geride bıraktık ama yaşlı insanla İmam Hatipli öğrencinin konuşmaları belleğime ve notlarıma kalıcı konuk oldu.
Türkiye’de, “Osmanlı tarihi” diye, Osmanlı Sarayının tarihi anlatılır. Kocaman yöneticiler, profesörler, eğitimciler yanlış tarih öğretisine ses çıkarmazlar. Osmanlı Sarayının öğretilmesi yararlıdır ama Osmanlı İmparatorluğu, Osmanlı Sarayından ibaret değildi ki! Türkiye’deki öğrenciler, Osmanlı’daki basit yönetim yapılarını bile bilmezler. Osmanlı’nın önemli şehirleri, eyaletleri, eyaletler ile şehirler, şehirler ile Saray arasındaki ilişkiler öğretilmez. Öğrenciler, şehirlerin, eyaletlerin, değişik milletlerin yönetimleri hakkında kırıntı biçiminde bile bilgi edinemezler. Şehirlerin, eyaletlerin, dini milletlerin nasıl yönetildiği söz konusu edilmez. Sonra, “Büyük Atatürk! Cumhuriyet! Laik Türkiye! Türkiye laiktir, laik kalacak!” diye, yüksek sesle bağırılır. Bağırtı ile insanlar ikna olmaz, belki boyun eğerler. Boyun eğenler ve eğdirenler uzun sürede insan olmaktan çıkar, kul-köle-sahip olurlar.
Ölçü, kıyaslamadır; en az iki nesne, hareket veya hareket aralığı arasında yapılır. Osmanlı yöneticilerinin dağınık düşünce sistemini, Osmanlı Saray kurallarını, kurumlarını, Osmanlı yönetim biçimlerini ana hatları ile bilmeyen öğrenciler, Atatürk ve arkadaşlarının Batıdan ithal ettiği yasalar ile kurumlar hakkında nasıl gerçekçi, ölçülü yargıya varabilirler?