Archive for Ekim, 2007

Eki 31 2007

Süperiletkenler ve SQUIDs

Published by admin under Sonsuzluk Teknolojileri

SQUID Superconductive Quantum Interference Device

Süperiletkenliğin “elektronik” uygulamalarını iki alt-başlık altında inceleyebiliriz: Birincisi ince HTS film tabakalarının yüksek-frekanstaki aşırı-düşük kaybından istifadeyle geliştirilen pasif yüksek-frekans ve mikrodalga araçlarıdır. İkincisi ise Josephson etkisi teknolojisine dayalı “Süperiletken Kuantum Girişim Araçları” (Superconductive Quantum Interference Devices, SQUIDs) tarzı analog cihazlar ve dijital entegre devrelerdir. 1962 yılında Brian D. Josephson isimli bir üniversite öğrencisi, kendisinden iki yıl önce Ivar Giaever isimli bir bilimadamının keşfettiği bulgulardan da yararlanarak, iki süperiletken materyalin arasında yalıtkan bir madde olsa dahi elektrik akımının geçeceğini öngördü. Daha sonra Josephson etkisi olarak literatüre geçen bu ilginç olguya göre ince bir süperiletken tabakada bulunan elektronlar çok dar (<20 angstrom) yalıtkan bir ortamdan harici bir gerilim olmasa dahi diğer süperilekten bir tabakaya tünellenirler ki bu buluş Josephson’ın kendisine 1973 yılında Nobel ödülü kazandırırken Josephson kavşakları (Josephson Junctions, JJ) adıyla bilinen teknolojinin de doğmasına yol açtı. Günümüzde JJ’ler duyumsama ve anahtarlama (sensing and switching) aracı olarak analog ve dijital elektronik devrelerde aktif olarak kullanılmaktadırlar.

Continue Reading »

No responses yet

Eki 27 2007

Ortadoğulu ve Kurnazlık

Published by admin under Tarih

Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Basit kurnazlar açıktan, evrensel kurnazlar gizlice insani değerlerle savaşırlar.

Bilginin yaygın olmadığı, belli kişi ya da kesimlerde toplandığı toplumlarda kurnazlık etkinlikleri ortaya çıkar. Kurnazlar, bilgileri, gerçekleri tanımada değil, kişisel, ailesel, zümresel, kurum çıkarlarında kullanırlar. Bir toplumdaki kurnazlık; ailede başlar, toplumun zirvesine kadar devam eder. Sonra, zirve, yaptıkları ile aileye destek olur. Böylece, oluşum asırlar boyu sürdürülür.
1-İlkel toplumlarda, kurnazlık etkinlikleri, kişisel ve ailesel amaçlarda kullanılır.
2-Gelişmiş toplumlarda, kurnazlık, kurum çıkarları içindir.
Ulus-devlet, kurumlar bütünüdür.
Bütün oluşumlar basit ya da evrensel ölçülerle tanımlanır. Basit kural ve ölçülerin yaygın olduğu toplumlarda, basit kurnazlıklar; evrensel yasa ve ölçülerin yaygın olduğu toplumlarda, evrensel kurnazlıklar çoğunluktadır. Bir örnekle yazılanı açıklarsak; Bush ve yakın çalışma arkadaşlarının kurnazlıkları ile Suudi Kral ile yakınlarının kurnazlıkları tamamen birbirinden ayrıdır.

Continue Reading »

No responses yet

Eki 17 2007

Süperiletkenler ve Uygulama Alanları

Published by admin under Sonsuzluk Teknolojileri

superconductor
Süperilektenliğin kullanıldığı ilk önemli pazar süper-mıknatıslardır. Söz konusu elektro-mıknatıslar bazen dev boyutlara ve karmaşık yapılara ulaşabilmektedirler. LTS kablolarla oluşturulan bu tarz bobinler Nuclear Magnetic Resonance Spectroscopy (NMR) ve Magnetic Resonance Imaging (MRI) gibi alanlarda etkin olarak kullanılmaktadırlar.

Continue Reading »

No responses yet

Eki 16 2007

Afrika ve Batılılar

Published by admin under Tarih

afrika Yazan: Nurettin Degirmenci
Elk. Yük. Müh.

İnsanlar, asırlardır, vahşi yaşamdan uzaklaşıp medeniyet denilen canavara yaklaşıyorlar. Ne kötüdür vahşi yaşam ile medeniyet canavarı arasında sıkışıp kalmak!

Afrika’da, asırlarca kapalı toplumlar yaşar. Yaşantı, atalardan miras alındığı gibi gelecek nesillere aktarılır. Çevredeki av hayvanlarının bolluğu ve değişik yeşil bitki örtüsü; Afrikalı kabileleri, yeni ve köklü arayışlara itmez. Kapalı toplumlardaki benzer dış etkiler, köklü değişimler yaratmaz. Yüzlerce asır kabileler benzer yaşantılarını sürdürürler.
Avrupalı, Keşifler ile birlikte Orta, Doğu, Güney ve Batı Afrika’yı öğrenmeye başlar. Avrupalının tanıması ile birlikte Afrika’da korkunç yıkımlar, acılar, salgınlar ve sefaletler arka arkaya dizilir.
Önce, Afrika’dan Amerika’ya köle ticareti başlar. Vahşi hayvanlar gibi yakalanan Afrikalılar, köle taşıyan gemilerle Amerika’nın değişik yerlerine sevk edilirler. Şeker kamışı, pamuk, buğday tarlalarında çalışan mutsuz köleler, Avrupa ve Amerika’nın zenginleşmesinde önemli araç olurlar.
Siyah köle ticareti ve köle işgücünden yararlanma iki asırdan fazla devam eder. Nihayet, 1870’li yıllarda köle ticareti yasaklanır.
Köle ticaretinin yasaklanması ile Afrikalı baskılardan kurtulmaz; aksine, yeni baskılar ortaya çıkar. Avrupalılar, 16. Yüzyıldan itibaren baştan aşağı Afrika’yı işgal eder ve istedikleri biçimde zenginliklere el korlar.

Continue Reading »

No responses yet

Eki 12 2007

Süperiletken Teknolojisi

Published by admin under Sonsuzluk Teknolojileri

superconductor
Elektrik, manyetik ve gravitasyonel (çekim) alanların tümünü birleştiren skaler (ölçeksel) dalga yaklaşımıyla sıfır derece Kelvin’de bulunan sınırsız enerjiyi tutarlı hale getirmenin mümkün olduğunu ve çekim kuvveti olarak tanımladığımız olgunun aslında elektromanyetik dalganın sadece başka bir açılımından ibaret olduğunu önceki bölümde gördük. Buradan elektromanyetik dalgalara ne oranda hükmedebilirsek, skaler dalga yaklaşımından da o oranda verim alacağımız sonucunu çıkarabiliriz. Bu noktada akla gelen ilk teknoloji ise, elektriğin sıfır dirençle iletimini mümkün kılan ve birçok fantastik elektromanyetik özelliğe sahip olan süperiletkenlik teknolojisidir.

1. SÜPERİLETKENLER: 1911 yılında Hollandalı bilim adamı Heike Kamerlingh Onnes cıvayı sıvı helyum kullanarak 4 derece Kelvin’e
(-269 oC) kadar soğuttuğunda, direncini birden kaybettiğini gözlemlemişti. Böylece elektrik akımını dirençsiz olarak ileten ilk süperiletkeni de keşfetmiş oldu ve bu buluşuyla 1913 yılında Nobel ödülü kazandı. Elektrik akımı kapalı bir süperiletken devresinde bir defa harekete geçtikten sonra artık sonsuza kadar (106 yıl) akmaya devam edecektir, bu anlamda süperiletkenliği makroskobik kuantum olgusu olarak tanımlamak da mümkündür. Kamerlingh’in sıvı helyumu soğutucu olarak kullanmasının ardında yatan, sıvı helyumun kritik sıcaklığın altında sahip olduğu ilginç özelliklerdir. Dönüşüm sıcaklığının üstünde güçlü bir şekilde kaynayan helyum, bu sıcaklığın altında ise atomik yapısındaki değişimden dolayı oldukça akışkan ve sükûnetli bir yapı sergiler. Birinci safha “normal safha” ya da “sıvı helyum I” adıyla anılırken, ikinci safha “süper-akışkan safha” ya da “sıvı helyum II” adıyla bilinir.

Continue Reading »

No responses yet

Eki 09 2007

Osmanlı Yönetimi - II -

Published by admin under Tarih

Osmanlı Haritası Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Osmanlı’da yaşayanların çoğunluğu göçebeydi. 1800’lü yıllardan sonra padişah, Saray ve Sarayda yaşayanların güvenliği için bu durumum değişmesi ihtiyaç haline geldi.
1-Padişah, Saray için savaşacak ucuz düzenli askere,
2-Silah satın almak için paraya ihtiyaç vardı.
Bu iki nedenle, Osmanlı’da yeni kurallara ihtiyaç belirdi.
Yeterli para ve asker için basit örf ve gelenekler yeterli olmuyordu. Bu nedenle, Padişah ve Saray yöneticileri, II. Mahmut döneminden sonra Batıdan yasalar ve kurallar ithal etmeye başladılar.
A-Asırlardır devam eden alışkanlıklar sonucu İthal edilen kurallara ve yaratacağı kurumlara şiddetli tepkiler ortaya çıktı.
B-Padişah ve kuyrukları istemeyerek yeni kural ve kurumlara ihtiyaç duyuyorlardı.
C-Dış etkiler küçümsenmeyecek kadar şiddetliydi.

Günümüzde, Suudi Arabistan, Libya, Katar, Kuveyt liderleri saltanatlarını devam ettirmek için dış baskılarla yönetimlerinde yenilikler yaparlar. Yeniliklerden kullar da nasibini alır.
I-Kulların durumundaki değişimlere bakanlar, “Yenilikler kullar için yapıldı” derler.
II-Lider ve saraylarına bakanlar, “Yenilikler yönetenler için yapıldı” diyebilirler.
Gerçekte, doğadaki bütün oluşumlar doğa yasaları ile birbirine bağlıdır. Bu nedenle, her iki kesimin dediğinde doğruluk vardır. Önemli olan yeniliklerin neden olduğu değişimleri evrensel ölçülerle tanımlayabilmektir.
Osmanlı’daki 1840’lı yıllardan sonraki değişimleri evrensel ölçülerle tanımlamak gerekir.

Continue Reading »

No responses yet

Eki 02 2007

Patatesin Tarihi

Published by admin under Tarih

Patates Yazan: Abdurrahman Üzülmez
Tarih Bilim Uzmanı

Marc Bloch, Lucien Febvre, Fernand Braudel gibi Annales Okuluna mensup tarihçiler geçen yüzyılın ilk yarısında tarihçilikte önemli bir devrim gerçekleştirdiler, bu devrim hem tarih biliminin kaynaklarını, hem de -tabiatıyla- içeriğini olağanüstü genişletti. Buna göre “tarihçi yalnızca tarihçi olmakla yetinemez, geçmişi inşa etme ve bugünü anlama uğraşına toplum bilimlerinin tamamından yararlanmak zorundadır. Bütüncül tarih anlayışı (veya yeni tarihçilik) bütün insan bilimlerinin bir araya gelmeleri, tek bir toplumsal bilimin kurulması için mücadeleyi gerektirmektedir.” ( Fernand Braudel, Tarih Üzerine Yazılar, ( Çev: M. Ali Kılıçbay ), Ankara, 1992, İmge, s.8, Çevirmenin sunuşundan)

Braudel, Maximilien Sorre’un İnsani Coğrafyanın Biyolojik Temelleri adlı kitabını değerlendirirken şöyle yazmaktadır: “…[B]u ‘insani düzen’in tüm sorunu; bitkiler ve hayvanlar ele alındığında biyolojik olan, fakat insan devreye girer girmez, ister şimdiki durum söz konusu olsun, isterse bu düzenin evrimi söz konusu olsun toplumsal olan bu sorunu birkaç satırda açıklamak mümkün müdür? Çünkü bu oyunda toplumsal insan gene karşımıza çıkmaktadır, onu hep devre dışı bırakmak mümkün olabilir mi? Toplumsal insan yani evcilleştirmelerin ve tarımsal başarıların şafağında sıklıkla yardıma çağrılan tarımsal topluluklar, yani bugün mücadele edilmesi gereken müthiş afetlerin ve hızın ölçeğinde, modern devletler ve hatta dünyanın tamamı. Dünya ölçeğindeki bir dayanışma insanlığın biyolojik zenginliklerini gözetmekte veya gözetmeye gayret etmektedir…”( Aynı eser, s.168,)

Continue Reading »

No responses yet

Eki 02 2007

Osmanlı Yönetimi

Published by admin under Tarih

Osmanlı Yönetimi Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

İstanbul’un fethinden 1840’lı kadar kısım özet olarak verilmiştir.

Osmanlı’da, modern devleti oluşturan kurumlardan hiçbirisi yoktu. Çünkü: Osmanlı’da modern kurumları yaratan yasalar bilinmiyordu. Osmanlı’da, ilkel sözlü geleneklere uygun basit ve birbirinden kopuk kurumlar vardı. Başta güçlü padişah bulunuyordu. Padişahın bulunduğu Saray yönetim merkeziydi. Osmanlı’da, yaygın kurumlar yok, Saray Teşkilatı vardı. Günümüz ilkel Arap devletçiklerini ya da bazı Afrika toplumlarını inceleyerek, Padişah, Osmanlı ve Osmanlı Saray Teşkilatı hakkında bazı yargılara varabiliriz. Bu konuda oldukça dikkatli olmak gerekir.

1-Başta padişahlar olmak üzere Osmanlı yöneticileri belleklerinde ve dış dünyada evrensel yasalara ve kurumlara yabancıydılar. Buna karşın, günümüz ilkel Arap ve Afrika yöneticileri ikiyüzlü davranıyorlar; Batıda batılı, kendi toplumlarında ilkel oluyorlar.
2-Osmanlı döneminde Avrupa’da karmaşık yönetimler vardı. Asya ve Afrika’da göçebe toplumlar yaşıyordu. Yani: Osmanlı’ya dış etkiler sınırlıydı. Afrika ve Arap devletçiklerine oldukça güçlü dış etkiler vardır. Günümüzde kapalı yönetimler, aldıkları sıkı tedbirlere karşın dış etkilere karşı kendilerini koruyamıyorlar. Kahrolası yenilikler toplumlarına ulaşıyor.
3-Osmanlı’da bilgi, beceri, araç-gereç miktarı kısıtlı; bu nedenle, üretim çeşit ve miktarı sınırlıydı. Toplumlarda sınırlı ürün ayrıcalık ihtiyacını yaratır. Osmanlı ve günümüz ilkel toplumlarında ayrıcalıklar, kaba güç ve “Kutsallık” kisvesi ile sürdürülür.
4-Osmanlı dönemlerinde bazı evrensel kavramlar belleklerde yoktu. Günümüz ilkel yönetimleri belleklerini insani değerlere kapatıyorlar.

Continue Reading »

No responses yet

eXTReMe Tracker