Eki 16 2007

Afrika ve Batılılar

Yayınlayan: admin Tarih: 3:24 am Kategori: Tarih

afrika Yazan: Nurettin Degirmenci
Elk. Yük. Müh.

İnsanlar, asırlardır, vahşi yaşamdan uzaklaşıp medeniyet denilen canavara yaklaşıyorlar. Ne kötüdür vahşi yaşam ile medeniyet canavarı arasında sıkışıp kalmak!

Afrika’da, asırlarca kapalı toplumlar yaşar. Yaşantı, atalardan miras alındığı gibi gelecek nesillere aktarılır. Çevredeki av hayvanlarının bolluğu ve değişik yeşil bitki örtüsü; Afrikalı kabileleri, yeni ve köklü arayışlara itmez. Kapalı toplumlardaki benzer dış etkiler, köklü değişimler yaratmaz. Yüzlerce asır kabileler benzer yaşantılarını sürdürürler.
Avrupalı, Keşifler ile birlikte Orta, Doğu, Güney ve Batı Afrika’yı öğrenmeye başlar. Avrupalının tanıması ile birlikte Afrika’da korkunç yıkımlar, acılar, salgınlar ve sefaletler arka arkaya dizilir.
Önce, Afrika’dan Amerika’ya köle ticareti başlar. Vahşi hayvanlar gibi yakalanan Afrikalılar, köle taşıyan gemilerle Amerika’nın değişik yerlerine sevk edilirler. Şeker kamışı, pamuk, buğday tarlalarında çalışan mutsuz köleler, Avrupa ve Amerika’nın zenginleşmesinde önemli araç olurlar.
Siyah köle ticareti ve köle işgücünden yararlanma iki asırdan fazla devam eder. Nihayet, 1870’li yıllarda köle ticareti yasaklanır.
Köle ticaretinin yasaklanması ile Afrikalı baskılardan kurtulmaz; aksine, yeni baskılar ortaya çıkar. Avrupalılar, 16. Yüzyıldan itibaren baştan aşağı Afrika’yı işgal eder ve istedikleri biçimde zenginliklere el korlar.

Afrikalıların acımasızca sömürülmesi II. Dünya Savaşı sonuna kadar devam eder. II. Dünya Savaşı sonunda, Afrika dâhil değişik kıtalarda, “Bağımsızlık hareketleri” hızlanır.
1-Yeterli bilgi, beceri, araç-gereç ve ürüne sahip olmayan;
2-Toprağa yerleşmeyen, yasalara, kurumlara ve en önemlisi iletişim aracı olan ortak dile sahip olamayan;
3-Evrensel ölçülerle doğayı tanıyıp denetim altına alamayan, insani değerlerden habersiz yöneticilere sahip toplumların, “Bağımsız olmaları” ne demektir acaba?
II. Dünya Savaşı sonunda, Batılıların kâğıt üzerinde çizdiği sınırlarla; Afrikalı kabileler, sözcük olarak bağımsızlıklarına kavuşurlar. (Kabilden devlet olur mu?)
Afrika toplumları yöneticileri, ilkel Ortadoğu kabile toplumları gibi, Batılılardan:
1-Lüks nesneleri tüketmeyi;
2-Silah kullanmayı öğrenirler.
Toplumlarda, ürün yetersiz olduğunda, ayrıcalık ihtiyaç olur.
A-Güçle elde edilen ayrıcalıkları korumak için gelişmiş silahlar gerekir.
B-Yönetimdekileri devirip üründen pay almak için silah ihtiyaçtır.
Görüldüğü gibi, ilkel toplumlarda, hem iktidar, hem muhalefet için silah vazgeçilmez araçtır.
C-Kâğıt ürerinde çizilen sınırlar, uygulamada geçerli olmaz. Bu durumda, sınırları genişletmek ya da korumak için silah gerekir.
D-Kabileler sınır bilmez, yerleşik olmaktan nefret eder, göçebe yaşantılarını sürdürmek isterler. Karşılaştıkları kabilelerle savaşa tutuşurlar. Savaşlar için silah gerekir.
E-Kabileler, kendi tapınışından olmayanları silahla imana getirirler. İlkel dinler savaş ile savunulur ve yayılır.
Kısaca: Afrika toplumlarına hangi açıdan bakılırsa bakılsın; silah ve savaşçılar görülür. Örneğin, yedi yaşındaki kahraman (!) savaşçıları televizyonlarda görmek olasıdır.
Afrika’da, ortalama günde 1000 kişi çatışmalarda ölüyor. Bu rakama yaralananlar, sakat kalanlar dâhil değildir.
Savaş içindeki Afrika toplumlarındaki çocuk ölümleri, savaşmayan Afrika toplumlarına göre yüzde elli daha fazladır. Bu zavallı toplumlarda yaşayanların doktor, ilaç, okul, öğretmen gibi ihtiyaçları yok sayılıyor; bütün zenginlikleri, silahlara akıtılıyor.
Savaşın içinde büyüyen Afrikalı gençlere göre, silah, zorunlu ihtiyaçtır. Bu gençler, korkudan uzaklaşıp sevgiye nasıl ihtiyaç duyabilirler?
Savaşın kötü etkilerinden biri; Afrika’nın, yabancı ziyaretçilere kapalı kalmasıdır. Bu ise yoksul insanları daha fazla içe kapanmaya itiyor. Hâlbuki değişim için yararlı dış etkiler zorunludur.
Günümüzde Afrika’nın önemli sorunlarından biri çevre kirliliğidir. Çevre kirliliğinin iki kaynağı vardır:
1-Afrikalılar, evrensel ölçülerle tanımadıkları nesneleri tükettiklerinde, diğer ilkel toplumlarda olduğu gibi, çevre kirliliği kaçınılmaz oluyor.
2-Avrupalılar, ucuz bedeller karşılığında, binlerce zehirli artığı Afrikalılara hediye ediyorlar. Afrikalı kabile yöneticileri aldıkları hediyelerle çok mutlu oluyorlar. Bazı kabile liderlerine Avrupa ve Amerika’da villalar, köşkler ve daha neler hediye ediliyor. Bu kadar göz kamaştıran hediyeler geri çevrilir mi?
*
IANSA (The International Action Network on Small Arms), Oxfam (Oxford Committee for Famine Relief), Saferworld üç uluslar arası saygın kuruluştur. Bu kuruluşların ortak çabası ile Afrika’daki savaşlar, silah ticareti, ekonomik yıkımlar dünyaya ilan edildi. Araştırmalar; Cezayir, Angola, Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çat, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Cibuti, Eritire, Etopya, Gana, Gine-Biseu, Liberya, Rvanda, Senegal, Sierra-Leone, Nijer, Nijerya, Güney Afrika, Sudan ve Uganda’da yapılır.
15 yıl içinde, sayılan toplumlar, yaklaşık 300 milyar dolar silaha para harcarlar. Bu, yılda, ortalama 18 milyar dolar ediyor.
Sayılan toplumlardaki çatışmalarda çoğunlukla hafif silahlar kullanılır. Bu silahların yüzde doksan beşi Afrika dışından gelir. Afrika’ya, başta AK–47 kalaşinkof olmak üzere hafif silah temin eden ülkelerden bazıları şunlardır:
Arnavutluk, Bulgaristan, Çin, Almanya, Macaristan, Hindistan, Irak, Kuzey Kore, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Venezüella’dır.
Afrikalı savaşçılar için cephane önemlidir. Cephane olmadan silah ne işe yarar? Afrikalı, silah üretemediği gibi cephane de üretemez. Afrikalıya cephane temin eden ülkelerden bazıları şunlardır:
Rusya, Ermenistan, Brezilya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Çin, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Macaristan, Endonezya, İran, İsrail, Güney Kore, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan ve Karadağ’dır.
Afrika’da savaşan kabileler sadece hafifi silahlarla yetinmiyorlar; aksine, kabile liderleri her türlü ağır silahlara sahip oluyorlar. Zırhlı araçlar, toplar, tanklar, Afrika’yı çöle dönüştürüyor. Ağır silahlar, Afrikalı kabilelere, “Yardım” adı altında veriliyor. Örneğin, Suudi Arabistan Sudan’daki bazı kabilelere her türlü gelişmiş silahları hediye olarak sunuyor. Bazı zengin Müslüman toplumlar, Afrikalı kardeşlerine her türlü silahı temin etmede aracı oluyorlar. Örneğin, İran, Çin ve Rusya’dan satın aldığı silahlardan bazılarını Somali, Sudan kabilelerine veriyor.
Uluslar arası kuruluşların yaptıkları hesaplara göre, Afrika toplumlarının gayrisafi hâsılalarının yüzde on sekizi savaşlarla yok oluyor.
Afrika’da tüberküloz, sıtma, HIV virüsü (AİDS) oldukça yaygındır. Yoksul Afrikalılar yaşam için gerekli zorunlu ihtiyaçların pençesinde kıvranıyorlar. Yeterli miktarda okul, ders araç-gereçleri, öğretmen, hastane, doktor, hemşire, sağlık araç-gereçleri, ilaç yoktur. Daha kötüsü, pek çok kabile ortak iletişim aracı olan dile sahip değildir. Dil olmadan düşünme bellek etkinliği olamaz.
Afrika toplumları, Ortadoğu toplumları gibi, savaşmayı biliyor ve küçücük çocuklara öğretiyorlar. Buna karşın çalışıp yol, köprü, hastane, okul, su kanalları yapma, değişik nesneler üretme toplu etkinliklerini bilmiyorlar. Toplumlarını yabancı ziyaretçilere açıp, kısmen zengin olmayı düşünemiyorlar. Düşünebilenler, toplumlarının dışına itiliyorlar. İşin daha kötüsü, Afrikalı yöneticilerin çoğunluğu, insani hizmetlere ve değerlere ihtiyaç duymuyorlar. Var olan bir avuç üründen kocaman pay kapmak için her türlü kirli yolu ve yönetimi deniyorlar.

Yorumunuzu Yollayın