Haz 05 2007
Aldatma ve Aldanma
->
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Aldatmayı alışkanlık haline getirmiş olanlar aldatılmaya hazırlıklı olmalıdır.
İnsanların bellek ve dış dünyaları vardır. Her iki dünyada denge zorunludur.
a-Doğal denge vardır.
b-Kavramlardan kaynaklanan dengeler olur.
Bellek dünyası ile dış dünyada oluşan doğal dengeler arasında zıtlık olmaz. Zıtlık, yalandır. Doğada yalan yoktur. Zıtlık, kavramlardan kaynaklanan dengeler arasında olur. Yalanın değişik nedenleri olur. Bellekte birden fazla denge noktası (amaç) belirlenir; dış dünyada, sözcüklerle biri, uygulamaya diğeri konur. Böylece, yalan ortaya çıkar.
İnsanlar, doğa yasaları gereği, toplu halde yaşar. Toplu halde yaşamanın kuralları olur. Toplu yaşama kuralları, belleklerdeki bilgi birikimi ile değişime uğrar. İnsanlar vahşi yaşamdan kurallarla uzaklaşır. İlkel kurallar, toplumun vahşi yaşama yakınlığını gösterir. Toplumlar vahşi yaşamdan uzaklaştıkça, medeni yaşama yaklaşırlar.
Toplumlarda yaşayan insanlar ihtiyaç nedeniyle yalancı olurlar. Yalana neden olan ihtiyaçlar:
A-Bu dünya için yalan söylenir.
1-Kazanç temin etme, şan şöhret edinme, rahat yaşama kavuşma, hemcinsinin üstüne çıkma çabası;
2-Acı çekme ve yok olma tehlikesini atlatma ihtiyacıdır. Yalan ile acı çekme ve yok olma tehlikesi kalıcı olarak ortadan kaldırılamaz. Kurallar çiğnenir, gerçekler gizlenir.
B-Öte dünya için yalana başvurulur. İnsanlar cehennem ateşinden korunmak için yalancı olabilirler.
İnsanlar yalan söyleyerek, hemcinslerini aldatır ve gerçekleri gizlerler. Gerçeklerin yok edilmesi, daha doğrusu gizlenmesi ile toplumdaki kötülükler her geçen çoğalır. Doğada, neden-sonuç ilişkisi içinde sonsuz akış vardır. Benzer nedenler, benzer sonuçları doğurur. Kötü sonuçları yaratan etkiler gizlendikçe, yok edilmedikçe, benzer koşullarda yeniden ortaya çıkarlar. Yalan, göreceli olarak, kötü nesne veya davranışı gizlemektir. Gizlenen kötü davranışlar, uygun koşullarda yeniden tekrar edilir. Tekrar etme sayısı çoğaldıkça, toplumdaki kötülükler sayı ve cins olarak artar.
Bir toplumda ne kadar yalancı varsa, o toplumda o oranda kötülükler yaygın olur. Yalan veya yalancı sayısı ile toplumdaki kötülükler arasında kopmaz bağlar vardır. Yalan, aldatma davranışlarını yaratır.
I-Yalancılar gerçekleri gizler. Doğru bilgi, doğadaki gerçek oluşumlara yakın olandır. Gerçekleri gizleyen yalancılar doğadan uzaklaşır. Şu halde, yalancıların çoğunlukta olduğu toplumlarda, gerçekleri tanımlayan bilgi birikimi oluşmaz.
II-Bilgi birikiminin oluşmadığı toplumlarda, kurallarına uygun çalışıp üretme yaygın hale gelmez. İnsanlar zorunlu ve yaşamlarına renk-süs katan ihtiyaçlarını doğadan temin eder. Çalışıp üretme bilinmeyince, hemcinsinin ürününe zorla veya hile ile el koyma olağan hale gelir.
—Yiğitler, ellerinde kılıç ürünlere el kor.
—Hırsızlar ürünlere gizlice el kor.
—Dinsel liderler tanrılar adına ürünlerden pay ister.
—Dilenciler dinsel liderleri taklit eder.
Bu işlemlerin kural haline gelmesi ile toplumlarda ayrıcalıklar ortaya çıkar. Ayrıcalık, yeterli ürünün olmadığı bütün toplumlarda ihtiyaç haline gelir ve yönetim aracı olur. Ayrıcalıkla, on binlerce kişi gizlice haklarını yitirir, onlarca kişi kaybedilen haklara el kor. Böylece, ayrıcalık, toplu aldatma ve aldanmanın toplumsal ürünü olur.
Tıpkı aldananlar haklarını kaybettikleri gibi, her aldatmada birilerinin haklarına el konulur.
Yalan, insanları aldatmak içindir; belleklerdeki kavram birikimi ile orantılı sayısız yalanlar olabilir. Her yalanın toplumdaki insanlar üzerine olan yıkıcı ve bozucu etkisi farklı olur.
A-Toplumları aldatan yalanlar olur; insanlar toplu halde aldanır veya aldatılır.
B-Kişisel yalanlar olur; belli sayıda insanın yanılmalarına ve aldatılmalarına neden olur. Bunlar içinde tehlikeli ve yıkıcı olanı, toplumsal yalanlardır. Toplumsal yalanlar:
1-Doğadaki oluşumlar için toplumsal yalanlar olabilir. Toplumun başındaki etkili liderler, yöneticiler kendi kişisel veya kümesel çıkarları, ayrıcalıkları için çoğunluğu aldatır ve yanlış yönlere sürüklerler. Özellikle, bireylerin oluşmadığı, kuyrukların ve maşaların çoğunlukta olduğu sürü toplumlarda liderler kuyruklarını fena aldatırlar. Bu tür toplumlarda doğa ile bilinçli mücadeleye aracılık edecek bilgi birikimi oluşmaz ve ürün kıtlığı çekilir. Ayrıcalıklara olan ihtiyaç çoğalır.
—Liderler, zor ve baskı ile ayrıcalıklarını korurlar ve genişletirler.
—Sürüler, ayrıcalık edinmek için gönüllü olarak haklarından vazgeçerler. (Çok ilginç genel sürü-insan davranışı.)
Toplumsal yalanlarla toplu aldatma ve aldanmalar yaygınlaşır. Toplumda gönüllü kullar çoğalır, kavgalar hızlanır, ayrıcalıklar yaygınlaşıp keskinleşir, acılar artar, savaşlarla toplum çürür ve dağılır.
Gelişmiş, ayrıntılı yasalara ve ölçülü kurumlara sahip toplumlarda gelişmiş toplumsal yalanlar olur. “Irak’taki kitle imha silahları dünyayı tehdit ediyor!” yalanları kimlere zarar veriyor?
Gelişmiş ülke yöneticilerinin savurduğu yalanları geri ülke insanları, bırakınız anlamayı, çoğunlukla algılayamıyor bile!
Gelişmiş ülke yöneticiler, yalan söylerken, genelde kendi ülke yasalarının boşluklarından yaralanır, basit ölçülerle (bulanık) konuşur ve evrensel insani yasaları ayaklar altına alırlar. İlkel toplumlar, insani yasalara ihtiyaç duymadığı için ileri ülke yöneticilerinin yalanlarını kavrayamazlar.
Gelişmiş ülke yöneticilerinin yalanları insanlık için daha yıkıcı ve kalıcı olur.
Hiçbir toplumsal yalan insanlara kalıcı yarar sağlamaz.
2-Doğaüstü oluşumlar hakkında insanlar toplu olarak aldatılır.
Belleklerde doğa ile doğaüstünün iç içe olduğu ilkel toplumlarda, doğaüstü aldatmaları yaygın olur. İnsanlar, doğadan doğaüstüne, doğaüstünden doğaya aracılar vasıtasıyla beklentiler içine girerler. Veya, birileri tanrıların vekili, temsilcisi, sözcüsü olarak toplumları yanıltabilir. Doğaüstü aldatma ve aldanmaları ile ayrıcalıklar yaratılır veya var olanlar güçlenir.
Gelişmiş toplumlarda, doğaüstü aldatmaları ticari etkinliklerde araç olarak kullanılır.
*
Yalan söyleme, aldatma eylemleri bebeklikte başlar, çocukluk yıllarında sürdürülürse; gençlik çağında kök salar. Artık, yalana engel olmak oldukça zorlaşır. Yalancı ortamlarda büyüyen çocuklar çoğunlukla yalancı olur.