Ara 05 2007
Alışkanlıklar ve Gelişme
->
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
İnsanların, kurumların, toplumların ilerlemesi için yapıcı alışkanlıkların geliştirilmesi, yıkıcı olanların terk edilmesi gerekir.
İnsanlar alışkanlıklarını atalarından miras alır ya da kavramlarla kazanırlar. Belli sayının üzerinde yapılan davranışlar alışkanlık haline gelir. Örneğin, bisiklete ilk defa binen bir çocuk düşebilir. Süre içinde bisiklete denge sağlamayı öğrenir ve davranışını alışkanlık haline getirir. Bir davranışın alışkanlık haline gelmesi, 60.000–80.000 tekrar ile olur. Dış dünyada 60.000–80.000 tekrar yapmak için bellek dünyasına milyarlarca benzer sinyalin kayıt edilmesi gerekir.
1-Bellek dünyasındaki kayıtların enerji düzeyini azaltmadan, dış dünyadaki davranışlar değişmez.
2-Dış dünyada değişik baskılarla denetim altına alınan davranışlar, bellekte ilgili kayıtların enerji düzeyinin azalmasına neden olabilir. Örneğin, parmağını gereksiz oynatan (X) olsun. (X)’İN parmağının uzun süre bağlanması ile davranış değişime uğrar. Ancak, bu davranış değişikliğinin olması için bellekte davranış değişikliğinin onaylanması gerekir. “Ben parmağımı tekrar oynatacağım!” diyen (X), parmağının serbest kalması ile eski alışkanlığına devam eder. Çünkü: Bellekte yapılan tekrarlarla enerji seviyeleri azalmaz.
İnsanların alışkanlıkları yapıcı ve yıkıcı davranışlara neden olabilir. Ölçülü sorgulama, bilgi edinme, araştırma, okuma, çalışıp üretme yapıcı alışkanlıklardır. Buna karşın, ölçüsüz tüketim, yasadışı etkinlikler, alkol gibi davranışlar yıkıcı alışkanlıklar sayılır.
Alışkanlıklar geliştikçe yapıcı ya da yıkıcı davranışların etkisi artar. Örneğin, bisiklet süren bir çocuk, yetilerini geliştirdikçe ustalaşır. Sıradan sürücü olmaktan çıkar, yarışçı olabilir. Kötü alışkanlıklar da geliştikçe süre içinde daha etkili hale gelir. Örneğin, günde yarım paket sigara tüketen biri, alışkanlıklarını geliştirerek iki pakete arttırabilir.
Alışkanlıklarını değiştirmeyen insanlar yeniliklere ve gelişmelere kapalı olurlar. Kapalı toplumlarda değişmeyen alışkanlıklar sürdürülür. Olduğu gibi sürdürülen alışkanlıklar insanları, toplumları çürütür.
Görecelilik Yasası gereği, “İyi ve kötü”, alınan dayanak noktasına göre değişir.
Toplumlar, insanlardan oluşur. İnsanların alışkanlıkları toplumlarda egemen sağduyuları oluşturur. Örneğin, (Y) toplumunda yaşayanların çoğunluğu bisiklet sürüyorsa; bisiklet sürme, (Y) toplumunda sağduyudur. Çoğunluk bu sağduyunun doğru ve tartışılmaz olduğunu iddia eder. Buna karşın, bisikleti tanımayan (Z) toplumu yaşayanları başka sağduyuları doğru ve tartışılmaz kabul eder.
Egemen sağduyular dahiler tarafından sunulan yeni seçeneklerle sarsılır ve süre içinde ihtiyaç gereği yıkılır. Toplumlarda dış etkilerin artması ile çoğunlukla alışkanlıkların şiddeti değişir, ihtiyaç ve tepki gereği süre içinde alışkanlıklar yıkılır.
1-Bilgi, beceri, araç-gereç yoksunu, çalışıp üretmeyi bilmeyen toplumlara yıkıcı alışkanlıklar egemen olur. Müsrif tüketim, kaba güç, keyfi davranış, taklit, korkutma, tapınma davranışları yıkıcı alışkanlıklardan bazılarıdır. Bu alışkanlıklar toplum baskısı oluşturur. Toplum baskısı bireyi yok eder ve sürü yaratır. Tüketime yönelik dış etkiler ve savaş yıkıcı alışkanlıkları güçlendirir. Toplumun egemen sağduyularına karşı gelenler cezalandırılır.
2-Bilgi, beceri, araç-gereç birikimi fazla, çalışıp üretmenin yaygın olduğu toplumlara sorgulama, araştırma, gerçekleri bulma, imrenilecek davranışları ve ürünleri yaratma, sevgi alışkanlıkları egemen olur. Bu eylemler için insanların özgür, kendine güvenen, bilgili birey olması gerekir.
Günümüzde, geri toplumlarda dış etkilerle lüks tüketim, silahlanma, baskı, kurnazlık, tapınma alışkanlıkları güçleniyor. İnsanlar iyi kul-kuyruk oluyor. İletişim araçları yıkıcı alışkanlıkların kökleşmesine katkıda bulunuyor. Örneğin, karşılıksız tüketim körükleniyor. Gelecek nesillerin hakkını çalma olan borçlanma alışkanlığı artarak sürdürülüyor.
Gelişmiş toplumlarda yapıcı alışkanlıklar güçleniyor. İletişim araçları bilgi, beceri birikimine katkıda bulunuyor. Evrensel insani değerlere sahip olma alışkanlığı yaygınlaşıyor.
Hem gelişmiş, hem geri toplumlarda yaşayan büyük çoğunluk alışkanlıklarını güçlendirerek sürdürüyorlar. Çünkü: Toplumlarda, egemen sağduyulara uyumlu, alışkanlıkları sürdürecek eğitim yaygınlaşıyor.
—Geri toplumlarda eğitim ile yıkıcı toplumsal alışkanlıklar ısrarla destekleniyor. Az sayıda insan yıkıcı alışkanlıklarını terk edip, yapıcı alışkanlıklar ediniyor. Buna karşın, çoğunluk yıkıcı alışkanlıklarını güçlendiriyor. Örneğin, ayrıcalık edinme ve dağıtma alışkanlığı çeşitleniyor.
—Gelişmiş ülkelerde kötü alışkanlıklar ilgili yöneticiler tarafından yakından izleniyor ve denetim altına alınıyor. Eğitim ile yapıcı alışkanlıkların gelişmesi teşvik ediliyor.
*
Türkiye’nin değişik illerinde INTERNET hizmeti veren yerlere uğrarım. Çoğunlukla, çocukların birlikte ya da ayrı oyun oynamalarına, bazılarının INTERNET üzerinden sohbet etmelerine şahit olurum.
INTERNET üzerinden oyun oynamak, sohbet etmek çocuklarda süre içinde alışkanlık haline geliyor.
1-Çocukların INTERNET hizmeti veren yerlerde, ölçülü olarak oyun oynamaları yararlıdır. El, parmak hareketleri gelişiyor, bilgisayarı tanıyorlar, düşünme yetileri gelişiyor, karar verme hızları artıyor. Ayrıca, değişik olaylar arasında ilişki kuruyorlar.
2-Çocukların saatlerce INTERNET üzerinden oyun oynamaları, bilinen davranışları tekrar etmeleri kendileri, aileleri, toplum ve insanlık için zararlı oluyor. Zararlı alışkanlıklar kolay terk edilemez. Örneğin, çocukların belleklerini sıkıntıya sokarak yeni bilgilere ulaşmaları zor, alışkı davranışlarını tekrar etmeleri kolaydır.
Çocuklara değişik oyun programları hazırlayan dev firmalar, yazılım mühendisleri gelişerek yaratıcılıklarını alışkanlık haline getiriyorlar. Geri toplumlarda, çocuklar, oyunları oynamayı, tüketmeyi alışkanlık ediniyor.
Yararlı ve zararlı alışkanlıklar sadece oyun programları ile sınırlı değildir. Günümüzde, INTERNET üzerinden sayısız yazı, resim, ürün ismine ulaşılabiliyor.
A-Gelişmiş ülkelerde çocuklar yasalar ve bilge yöneticilerle korunuyor.
B-Geri toplumlarda, bilgi ile denetim altına alınmayan çocuklar, INTERNET üzerinden değişik yıkıcı alışkanlıklar ediniyorlar.