Tem 19 2007

Büyük Yaradılış ve İnsani Görevler

Yayınlayan: admin Tarih: 4:39 pm Kategori: Bilim

evren
Bir koyunun yaşam aralığı; doğumu ile ölümü arasındaki süredir. Bir insan, yeni doğan kuzunun yaşama başlangıcını işaretler, ölümünü işaretler; yaşam aralığını, değişik hareket arlıklarıyla, örneğin, Dünyanın kendi çevresindeki tam dönüşü ile ölçer. Ölçü sonucuna, “Koyunun yaşam süresi” adı verilir.
Dünyanın kendi çevresindeki tam turuna, “Gün” adı verilir. Günü süre ölçümünde (kıyaslamada) esas alıyoruz.
Bir ağacın yaşam aralığı; dikildiği gün ile kesildiği gün arasındaki süredir.
Bir atın yaşam aralığı; doğduğu gün ile öldüğü gün arasındaki günlerin sayısıdır.
Ali, Veli, Can, Cem, John, Jack ve daha değişik binlerce varlık için yaşam süreleri çoğunlukla böyle hesaplanır.
İnsanlar, değişik varlıklara ait benzer bir özelliği Dünya, Güneş, yıldızlar ve toplu olarak Evrene atfetmekte bir sakınca görmezler. Atfedilen özelliklerden biri Dünya, Güneş, yıldızlar ve giderek Evrenin doğumudur. Evrenin doğumuna, “Büyük Yaratılış” adı verilir. Böylece, Dünya, Güneş, yıldızlar, giderek Evren düşünürler sayesinde bir başlangıç noktasına kavuşmuş olur.
1-Büyük düşünürler yaratıcılıklarıyla insanlığın gelişmesine kalıcı hizmet ederler.
2-Büyük düşünürlerin izinden gidenler, yaratıcılığı dondurarak, yeni düşüncelere savaş açarak insanların, toplumların çürüyüp acı çekmelerine neden olurlar.

16. Yüzyıl öncesi dahiler, canlılarda, yaşama başlama, büyüme, gelişme, zayıflama ve ölme gibi değişimleri çoğunlukla görürler. Belleklerinde yeterli miktarda bilgi birikimi ve hizmetlerinde gelişmiş araç-gereç olmadığından; değişimleri, yüzeysel tanırlar. Nesne ve hareketlerdeki değişimleri, “Değişim” olarak değil, “Değişmezliğin sabit evreleri” olarak kabul ederler.
Atalarımız kapalı toplumlarda yaşıyorlardı.
1-Kapalı toplumlara yapılan yıkıcı dış etkiler onları daha fazla içine kapatır.
2-Yapıcı dış etkiler toplumların gelişmesine katkıda bulunur.
Yapıcı dış etkiler olmayınca; kapalı toplumlarda, Süredurum Yasası gereği, değişmez düşünceler, davranışlar, alışkanlıklar ortaya çıkar.
Değişmez toplumsal alışkanlıklar kapalı toplumlarda toplumsal kuralları oluşturur.
A-Her türlü kötü kurallar bile, kuralsızlıktan daha iyidir. Kuralsızlık, kargaşa ve anarşi demektir.
B-Kapalı toplumlarda, gerçek yaratanları bilinmediğinden ya da gizlendiğinden; kuralların, doğaüstü güçler tarafından yapıldığına inanılır. Böylece, kapalı toplumlardaki yaşlı kurallar, kutsal olur.
C-Kapalı toplumlarda bilgi-beceri ve araç-gereç birikimi oluşmadığından mevcut kurallara ve kurumlara seçenekler sunulamaz. Seçenek sunulmadan geçerli kötü kurallar ve kurumlar yürürlükte kalmaya devam eder. Örneğin, Batılı düşünürler Kilise kurallarına ve kurumlarına seçenek sunmasalardı; Avrupa’da, Kilise kuralları ve kurumları yıkılıp, insani yasalar ve ölçülü kurumlar egemen olabilir miydi?
Ahlak, kural içinde yaşamaktır.
Kuralları kimler çiğner?
Toplumu işgal eden yabancılar toplumun kurallarını çiğner, ayaklar altına alır, yağma yapar ve toplum üyelerini öldürür. O halde, kapalı toplum içinde yaşayanların kuralların değişmesini istemesi, dünyasal ve doğaüstü güçlere meydan okuması sayılır. Kapalı toplumlarda kuralların değişmesini istemek, dünyasal lideri ve tanrıları değiştirmek anlamına gelir. Kısaca: Kapalı toplumlarda, kuralların değişmesini istemek, “Topluma ve tanrılara ihanet” suçudur.
—Bir toplumda kurallar ne kadar ilkel ise ayrıcalıklar o kadar fazla, değişime tepkiler o oranda şiddetli ve sert olur. İlkel kuralların sıkı sıkıya uygulandığı toplum her bakımdan çürür ve insani değerlere yabacı kalır.
—Bir toplumda kurallar ne kadar ilkel ise o oranda kutsaldır. Kutsal kurallar ayaklar altında dolaşır.
Günümüz bazı Ortadoğu ve Afrika toplumlarında işleyiş rahatlıkla görülür.
**
Tekrar Büyük Yaratılış olayına dönelim.
Büyük dahiler Büyük Yaratılış ile Evreni yarattılar; kendilerine teşekkür ederiz.
—Yaratılış olayı sayılarla belirlenir; çürütülebilir.
—Yaratılış sayılardan yoksun belirlenir; çürütülemez.
Örneğin, Hıristiyan dahiler Yaratılış tarihini sayılarla belirlediler; bilgeler, Yaratılışı çürüttüler. Bilim adamları evrensel yasalar ve ölçülerle Yaratılış ile ilgili gerçekleri araştırmaya başladılar.
***
Evrenin Yaratılışı ne demektir?
Güneş saniyede yaklaşık iki ton kütleyi ışık ve parçacık olarak boşluğa yayıyor. Görülebilen yıldızların saniyede yaydıkları kütle miktarı hesap edilmeyecek kadar büyüktür. Enerjinin Sakınım Yasası gereği, yayılan kütleler başka sistemlere eklenir ve dış etki yapar. Dış etkilerle mevcut yapı Evrim Yasası gereği hücre hücre değişime uğrar.
Bir yılda parlayan yıldızlardan kaç ton kütle boşluğa yayılır?
Evren, merkezi her nokta, sınırları belirsiz iç içe kapalı küreler toplamıdır. Değişmeyen doğa yasaları gereği; Evren, kapalı bir sistemdir. Nasıl Hidrojen çekirdek ile elektronları kapalı bir sistem oluşturuyorlarsa; benzer biçimde, galaksilerdeki yıldızlar kapalı sistem oluştururlar. Hem Hidrojen atomu, hem galaksiler değişmez doğa yasalarının denetimindedirler.
Doğada denge zorunludur.
Denge gereği, boşluğa yayılan kütlelerle, uygun koşullarda yeni galaksiler oluşur. Bilim adamları dev teleskoplarla yeni ortaya çıkan galaksileri belirleyebiliyorlar.
Bizim galaksimiz, yeni ortaya çıkan galaksiler gibi, denge gereği ortaya çıkmıştır.

Görecelilik ve Enerjinin Sakınım Yasası gereği, top yekûn Evrenin Yaratılması söz konusu değildir.

Büyük ya da Topyekûn Yaratılış, Evrenin sonsuzluğuna sınır koymak olur. Bu ise sonsuzluğu bilmemek anlamına gelir.

Dünyanın kendi çevresindeki tam turunu ya da Güneş çevresindeki hareketini esas alarak süre hesapladık.
Galaksimiz ortaya çıkmadan, Dünya oluşmadan; zaman var mıydı?
Evrende zaman yok, değişik süreler vardır. Süre, insana göre, tanımlı hareket aralığıdır. Süre hesabında, başka kararlı hareket aralıklarından yararlanılır, hareket yasalarına göre hesaplar yapılır. Süre hesabı için insanlar Dünyanın kendi çevresindeki ya da Güneş çevresindeki kararlı hareketlerini temel almak zorunda değildir. Hareket yasalarının evrensel ve değişmez olması sonucu, Evrendeki bütün evrensel süreler birbirine dönüştürülebilir. Bunun için evrensel ölçü bilmek zorunludur.
Zaman nedir?
“Yaratılış ile birlikte akmaya başlayan, Evreni dolduran bir nehir” olduğu söylenir.
—“Zaman” denilen nehrin maddesi yoktur.
—Maddesi olmadığından hareketi yoktur. Madde olmadan hareket olmaz.
—Zamanın yasası yoktur.
—Büyük Yaratılış olayı yoktur.
O halde zaman yoktur. Olmayan zaman üzerine büyük matematiksel denklemler yaratılır, kocaman hesaplar yapılır.
****
Aşırı tutuculuk insanları, aileleri, toplumları çürütür yok eder. İnsana düşen görev doğayı evrensel ölçülerle tanıyacak bilgi ve beceriye sahip olmaktır. Bunun için ölçülü değişim gerekir.
Doğada sonsuz akış, doğal değişim vardır.
+İnsan doğadaki değişimleri tanımalı, belleğini ölçülü yenilemeli;
+Belleğinde yarattığı yenilikleri, zorluklara göğüs gererek, dış dünyada uygulamaya koymalıdır. Böylece, insan, üzerine düşen görevi yerine getirmiş olur.
Bu açıdan baktığımızda:
Kutsal metinleri insanlara hediye eden dâhilerin üzerlerine düşen tanrısal görevleri başarı ile yaptıkları söylenebilir. Buna karşın, kutsal metinlere sarılarak ölçülü değişimlere şiddetle karşı çıkanlar:
I-İnsanlara karşı suç, insanlık suçu;
II-Doğal işleyişe karşı geldikleri için tanrısal suç işliyorlardır.
Sınırlı bilgiye sahip olan insanlar doğayı kısmen tanır ve denetim altına alır. İnsanlara düşen görev, görevini yapan dâhilerin eksiklerini tamamlamak olmalıdır. Aksi durumda; insanlar, gelecek nesillere borçlu kalır.

Yorumunuzu Yollayın