Nis 26 2007
Dahiler ve Formüller
->
Yazar: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
İyilik yapmayı göze almış dahiler için hiçbir süre kısa veya uzun değildir. İnsanların belleklerinde iki türlü elektriksel sinyal kümeleri vardır:
1-Atalardan miras alınan, “Kalıtsal sinyal kümeleri”;
2-Sonradan aile, çevre ve eğiticilerden edinilen ve kavramları oluşturan sinyal kümeleri olur.
Müslüman toplumlarda asırlarca sözcük dizinleri ezberlenir.
A-Sözcük dizinlerinin değişmez, çoğunun gökten düştüğü ve kutsal olduğu kabul edilir.
B-Çoğunluk sözcükler, doğadaki nesne, hareket ve hareket aralıklarına eşitlenmez. Bu koşullarda, atalardan miras alınan sinyal kümeleri sorgulamaya pek yararlı olmaz.
*Doğadaki oluşumları evrensel ölçülerle tanımak gerekir. Basit tanıma geçici ve uçucu olur. Evrensel yasalar ve matematik üzerine kurulu tanıma kolay değildir. +Yöntemli hareket etmek gerekir. Bunun için:a-Belleklerde sorgulamanın kül edilmemesi (önyargıların kısmen yıkılması), b-Doğadaki oluşumların, doğa yasalarının denetiminde olduğu,c-Belleklerde doğa ile doğaüstü oluşumlarının ayrılması,d-Kısmen evrensel yasalar ile matematiği bilmek,e-Sağduyuların kölesi olmadan oluşumları ayrıntılı incelemek,f-İncelenen oluşumlar arasında kalıcı ilişki bulmak, ilişkileri matematikle tanımlamak,g-Tanımlanan oluşumları dış dünyada test etmek gerekir.
** Doğadaki bütün oluşumlar ihtiyaç ve tepki sonucu ortaya çıkar. Doğadaki oluşumlar, neden-sonuç ilişkisi içinde, dış etkilerle orantılı, Evrim Yasası gereği hücre hücre oluşur. 1800’li yıllarda, bazı düşünürler, yaydığı ışık ve ısından hareketle, Güneş’in ömrünü hesaplar. Göreceli olarak, hesaplama yönetmeleri ve hesap sonuçları dâhiceydi. Dahiler, bir metre kare yüzeyin belli sürede güneş ışınları ile ısınmasından yola çıkarlar. Vardıkları sonuçlar ilginçtir: 1-Yaydığı ışık ile Güneş yaklaşık olarak kütlesinden saniyede 20.000 ton kaybediyordur.2-Güneş’in bu biçimde kütle kaybı ile 1000 yıl sonra Dünya’yı ısıtamayacağı sonucuna ulaşırlar. Araştırma ve hesaplar 80–90 yıl devam eder; hesaplar defalarca değişik bilim adamları tarafından yapılır. Güneş’in 980–1050 yıl sonra söneceği sonucuna ulaşılır. Böylece, Kıyamet için bilimsel kanıtlar ortaya çıkar.
***İsa’nın ölümünden sonra 200, 300, 400 yıllarında Kıyamet beklenir. Dünyayı saran kıtlıklar, yoksulluklar ve salgınlar Kıyamet için kesin belirtiler kabul edilir. Pek çok heyecanlı dindar büyük bir inançla Kıyameti bekler. Bereket versin, dindarların beklentileri doğru çıkmaz. İsa’nın göğe çekilmesinden sonraki 1000 yılında bazı dindarlar kesin kanıtlarla ve heyecanla Kıyameti beklemeye başlar. Pek çok dindar kendi elleriyle mezarlarını hazırlar, bazıları Kıyametin korkunç etkisinden kurtulmak, olaya canlı şahit olamamak için canlı olarak mezarlarına inerler. Kıyamete kadar huzur içinde beklesinler! MS 1000 yılında dindarların beklentileri boşa çıkar ve Kıyamet kopmaz. 1800’li yıllardaki dâhilerin Güneş ile ilgili hesapları bazı dindarları yeniden Kıyamet beklentisi içine iter. Özellikle, Fransız Devrimi Kıyamet için iyi bir kanıt sayılır. Pek çok din adamı, yemin billahi Kıyametin kopacağını ilan ederler. Bazı dinsel liderler, “Kalıcı huzurum, kendimle birlikte her oluşumun enkaz olduğunu görmektir. Mahvolmuşsam eğer, canlı-cansız her oluşumu yıkıma sürüklemek benim için huzur demektir.” Derler. Desinler! Yapılan bilimsel hesaplara göre, MS.2800’li yıllarda Kıyametin kopacağı kesinleşmiş olur.
****Einstein, Güneş’in kütle kaybı ile ilgili hesapları yeniden ele alır. 1-Michelson-Morley deneyi ile ışığın her yönde eşit hızla yayıldığı kanıtlanır. 2-Einstein, ışığın hızının sabit ve yaklaşık 300.000 km/saniye olduğunu kabul eder. 3-Işığın taneciklerden oluştuğunu, taneciklerin hareket yasalarına uygun davrandığını; ama, kütlenin uygun koşullarda tenciklere dönüştüğünü düşünür.
Kinetik enerji, E=½ mv² olduğu biliniyor. Buradaki (½), denge konumundan harekete başlayan kütlenin düzgün hızlanması (Ya da yavaşlaması) ile ilgili katsayıdır. Işığı oluşturan taneciklerin düzgün hızlanması (Ya da yavaşlaması) söz konusu değildir. İlk kalkışta veya hedefe varışta ışık hızı, 300.000 km/saniye kabul edilir.
Einstein, bu koşullarda: E(kinetik)=½ mv² tanımını yeniler.Klasik tanımda: m=hareket eden kütle,v=kütlenin düzgün değişen hızı,E= açığa çıkan hareket (kinetik) enerji miktarıdır. Einstein:E=mc² diye, ışık hızıyla hareket eden kütlelerin açığa çıkardığı enerjiyi tanımlar. Işık her yönde ve her saniye sabit hareket eder.m= ana kütleden ayrılan ve ışık hızı ile hareket eden kütle miktarıdır. Yıldızlar ve Güneş, muazzam patlamalarla kütlelerinden küçük miktarı ışık hızı ile hareket eden taneciklere dönüştürürler. Bu tanecikler ışık olarak yayılır. Yayılan ışık, açığa çıkan enerji ve dönüşüme uğrayan kütle miktarı E=mc² formülüyle hesaplanır. Bu hesaplardan, Güneş’in, saniyede 20.000 ton kütle kaybetmediği anlaşılır. Güneş’in ömrü, yapılan hesaplarla 1000 yıldan 15 milyon yıla kadar uzar. Böylece, Einstein sayesinde, insanlar Kıyamet korkusundan uzaklaşır. 15 milyon yıl sonra Kıyamet kopar mı? Belki, yeni bir Einstein sayesinde 15 milyon yıl sonraki Kıyamet de tehir edilir.
*****Doğada hiçbir oluşum mutlak yararlı ya da zararlı değildir. Einstein, belleklerdeki Kıyamet korkusunu yıkar; ama, dış dünyada insanları yeni felaketlere sürükleyebilecek gelişmelere öncülük etmiş olur. Nükleer enerjinin tanınması ve açığa çıkarılması E=mc² ilişkisi ile hızlanır.a-Nükleer enerji çalışıp üretmede, b-Yakma, yıkma, tehdit, öldürme aracı olarak kullanılır.
******Doğadaki oluşumlara eşitlenmeyen matematiksel formüller, boş sözcük dizinleridir. Boş sözcükler yaratıcılıkta, yenilik yapmada araç olamazlar. I-Boş formüller, öğrenilmez, ezberlenir; II-Çabucak unutulurlar. Sizler, formüllerin hangi oluşumları tanımladığını ara sıra düşünür müsünüz?