Ağu 02 2008
Elektrik Enerjisi ve Sorunlar -II-
Yazar: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
—Türkiye’nin 2005 yılı toplam elektrik enerjisi üretimi 161.432,5 GWh (Gigavat-saat)
—2005 yılı toplam tüketimi 119.468 GWh
—Toplam kayıp, kaçak ve ayrıcalıklı kullanıcılar tarafından tüketilen 41.964,5 GWh
—Puant 22000 MW
—Kurulu güç 38.400 MW olduğunu belirtik.
Türkiye’deki resmi yetkililer kayıpları azaltacak altyapı tesislerine yatırım yapmayı planlayacaklarına, “Nükleer santral ihalesine çıkacağız!” diye bağırıyorlar.
En ucuz enerji israf edileni kurtarmaktır. Şu halde, Türkiye’deki resmi yetkililer, bugünkü çökmüş altyapı tesisleri ile ister nükleer santraller inşa etsin, ister doğal gaz çevrim santrallerini çalıştırsın; pahalıya enerji üretecektir. Hâlbuki altyapı tesislerine yapılacak yatırımlarla azaltılacak kayıplar bedava enerji kaynağı olacaktır. Gelişmiş ülkelerin elektrik enerjileri kayıplarına baktığımızda şaşırıp kalıyoruz. Türkiye, 30 milyar YTL yatırımla çok rahat biçimde kayıplarını %10 azaltabilir. %10 kayıp yılda 16.000 GWh demektir.
Türkiye, yaklaşık 30 milyar dolara 2X1200MW nükleer santral kurdurabilir. Bu iki santralde yılda yaklaşık 18.000 GWh elektrik enerjisi üretilir. (Çıkacak aksaklıklar nedeniyle bu miktar enerji üretileceği kuşkuludur.)
1-Nükleer santrallere ödenecek 30 milyar doların yüzde sekseni yurtdışına akar ve cari hesap açığının artmasına neden olur. Nükleer santraller ile tüketiciye sunulan miktar değil, kurulu güç kapasitesi artar. Ayrıca, cari açık artıkça Türkiye’de huzursuzluk ve kavgalar çoğalır, dengeler hafif dış etkilerle bozulur.
2–30 milyar YTL altyapı harcamaları tamamen yurt içinde kalır. Her ilde ve kasabada altyapı tesislerini yenileyecek bilgi ve beceri birikimi ile yeterli araç-gereç vardır. Türkiye’de, yeteri kadar kablo, trafo, enerji nakil iletkeni, çimento, demir üretecek fabrika üretim yapmaktadır. Altyapı yatırımları ile işsizlik azalır, bilgi-beceri-araç-gereç birikimi ve tüketime sunulan enerji miktarı artar.
3-Altyapı tesisleri olmadan nükleer santral yatırımları, sadece aracılara ve bazı firmaların işine yarar; ama Türkiye açık-seçik kaybeder.
4-Altyapı yatırımları çağdaş yaşamın, şehirciliğin ve açık toplum olmanın gereğidir. İnsanlarımız salkım saçak yüksek ve alçak gerilim hatları arasında yaşamaya layık değildir. Yerleşim yerlerine iletilen enerjinin hangi kaynaktan üretildiği değil, enerji hatlarının ne kadar güvenli ve çağdaş olup olmadığı birinci derecede önemlidir. Kuşkusuz, ucuz, kesintisiz, tek kaynağa bağlı olmayan, güvenli elektrik enerjisi üretmek ve dağıtmak amaç olmalıdır. Bu amacın bir ayağını aşırı büyütmek, topallamayı kendiliğinden ortaya çıkarır.
5-Altyapı yatırımları ile elektrik temin eden kuruluşların arıza miktarları azalır, periyodik bakımlara ayrılan süre artar, arıza ekipleri gece-gündüz arıza kovalamaz. Böylece, modern işletmeciliğe adım atılır.
6-Enerji altyapı yatırımları ile modern arıza izleme ve gözleme merkezleri kurulur; arızalara, kısa sürede müdahale edilir. Günümüzde, enerji dağıtım firmalarının arıza ekipleri, gelen ihbarlarla arıza aramaya koşuyorlar.
7-Günübirlik yaşayan yöneticiler yenilikleri, gelişmeleri hesaba katamaz. Örneğin, klima ve evlerdeki elektrikle çalışan aygıtların artışı rasgeledir. Bunlar için önceden düşünülmüş, planlanmış altyapılar yoktur.
*
2005 yılında Amerikalılara iş yaparken, bir trafo merkezi ile dağıtım merkezi arasına gerekli olan kabloları hesapladım ve onaylarına sundum. Yedi kişi hesapları inceledikten sonra, “Yaptığın hesapları ve kablo kesitlerini kabul ediyoruz. Fakat biz aynı kesitte bir kablo daha istiyoruz.” dediler. Sonra, “İleride enerji tüketimi artarsa yeniden kablo döşeme ihtiyacı oluşmasın.” Diye açıklamada bulundular.
**
Ülkemizde yapılar evrensel hesaplar ve ölçüler üzerine inşa edilmediğinden; kusurlar, mazeretler ile sıvanır. Türkiye’de, bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, hesaplanan kesitlerde kablo döşemek, yeterli kapasitede trafolar monte etmek, enerji nakil hatlarında güvenliği sağlamak, tüketiciye kesintisiz ve sınırlar içinde dalgalanan enerji temin etmek yetkililerin görevidir. Çünkü: Batılı ülkelerde bu koşullar yerine getiriliyor ve tartışılmıyor. Bu koşulları yerine getiremeyen yöneticiler görevden uzaklaştırılıyor. Türkiye’deki tüketiciler Batılılardan daha yüksek fiyattan elektrik satın alıyor. Neden Batılıların kalitesinde tüketiciye elektrik enerjisi sunulmuyor? Kaliteli, kesintisiz, sınırlar içinde dalgalanan elektrik enerjisi tüketicinin hakkı değil mi? Bunun için daha kaç yıl beklemek gerekecek?
Bazı tüketiciler gerilim düşümüne çare olarak gerilim düzenleyiciler (Regülatörler) satın alıyorlar. Gerilim düzenleyici satın alan, komşusunun gerilimin daha aşağı değerlere düşmesine neden oluyordur. Bazı bölge ya da sürelerde, tüketiciler, gerilimin yüksekliğine karşı çareler arıyor. Daha da ilginci her hafta TEDAŞ yetkililerinden, “Filan bölgede trafo bakımı yapılacak; bu nedenle, enerji kesintisi olacaktır!” diye açıklamalar geliyor. Gerçekte bu açıklamaları, “Nükleer santral ihalesine çıkmak üzereyiz” diyenlere göndermek gerekir. Trafolar neden 1960’lı yılların mantığı ile işletiliyor? Batılı ülkelerde, trafo bakımı nedeniyle enerji kesintisi oluyor mu? Nükleer santral ihalesi ile trafoların işletmesi, bakımı değişecek ya da düzelecek mi?
Mal ve hizmet satın alma ya da kiralamada kalite ve fiyat temel ölçülerdir. Ne yazık ki, resmi kurumlarda evrensel ölçüler gelişmiyor. Basit ölçüler yeterli oluyor. Basit ölçülerde yasadışı olayları gizlemek kolaydır.
Türkiye’de elektrik altyapı tesisleri ile şehirlerin büyümesi paralel yürümüyor. Elektrik altyapı tesisleri sürekli geride kalıyor. Yöneticiler, çoğunlukla, “Üretim yeterli değil!” diyor. Gerçekte, üretim değil, altyapı yetersizdir.
Sorunlar evrensel ölçülerle tanınmadıkça, gerçekçi ve kalıcı çözümler üretilemez. Türkiye’de pek çok konuda olduğu gibi elektrik enerjisi konusunda sorunlar saptırılıyor ve kusurlu çözümler öne çıkarılıyor. Kuşkusuz, “Kusurlu” sözcüğü toplumun genel çıkarı içindir. Yoksa; birileri, yıllardır kusurlu çözümlerden katmerli kazançlar elde ediyor.