Tem 26 2008

Elektrik Enerjisi ve Sorunlar

Yayınlayan: admin Tarih: 3:16 pm Kategori: Bilim

Elektrik Enerjisi SorunlarıYazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Dış etkilerle nesneler yer değiştirir, hareket meydana gelir ve dış etkilerle orantılı hareket enerjisi açığa çıkar. Havanın hareketi ile rüzgâr, fotonların hareketi ile ışık, elektronların hareketi ile elektrik enerjisi oluşur. Enerjinin Sakınım Yasası gereği, kapalı bir sisteme giren enerji çıkana eşit olur ama uygun koşullarda bir enerji türü başka enerji türüne dönüşebilir. Örneğin, uygun koşullarda rüzgâr enerjisi elektrik enerjisine dönüşür. Veya elektrik enerjisi mekanik enerjiye dönüştürülür.
Değişik hareket enerjilerini elektrik enerjisine dönüştüren aygıtlara, jeneratör adı verilir. Günümüzde, değişik büyüklüklerde ve çeşitte jeneratörler imal edilir. Su, kömür, akaryakıt, doğal gaz, rüzgâr, nükleer enerji ile çalışan jeneratörler vardır. Çoğunlukla, 1 KVA (0,9 KW) gücünden 300 MVA (270 MW) gücüne kadar değişik güçlerde jeneratörler imal edilir.

Türkiye’de su, akaryakıt, doğal gaz, rüzgâr enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren jeneratör sistemleri vardır. Büyük miktarda elektrik üreten sistemlerde, jeneratörler dev türbinler ile tahrik edilir.
Jeneratör sistemlerinin çalıştığı yerlere, “Üretim merkezleri” denir.
1-Ülkemizde düşük güçte çalışan jeneratörler doğrudan 220 V (380 V) enerji üretir ve enerjisi tüketilir. Bunlar çoğunlukla seyyar tipte olurlar.
A-Tek faz (Mono phase) jeneratörler vardır; çoğunlukla 10 KVA kadar güce kadar imal edilirler. 220 V üretilir ve değişik amaçlar için enerjisi tüketilir.
B-Üç faz (Three phase) jeneratörler vardır. İhtiyaca göre çalıştırılır.
2-Türbin ile tahrik edilen üretim merkezlerinde üretilen elektrik, yüksek gerilim dağıtım sistemleri ile şehirlere taşınır. Yüksek gerilim dağıtım sistemleri; yükseltici trafo merkezleri, iletim hatları ve indirici trafo merkezlerinden oluşur. Üretim merkezlerinde üretilen elektrik enerjisi, az kayıp ve düşük iletim maliyeti için yükseltici trafo merkezlerinde yüksek gerilime dönüştürülür. Yüksek gerilimdeki enerji iletim hatları ile istenilen yerlere taşınır. Ulaşılan merkezlerde trafolarla kullanıcıya sunulmak üzere alçak gerilime dönüştürülür. Bu noktalardan sonra alçak gerilim dağıtım sistemleri ile elektrik enerjisi tüketicilere sunulur.

Bazı tüketiciler, örneğin yüksek miktarda elektrik enerjisi tüketen fabrikalar, yüksek gerilim hatları ile elektrik enerjisi alır ve kendi trafoları üzerinden enerjisini tüketir.
Türkiye’deki üretim merkezleri, dağıtım sistemleri üzerinden birbirine bağlıdır. Bu nedenle, bir üretim merkezinde oluşan arıza tüketiciye doğrudan yansımaz. Diğer üretim merkezlerinde kapasite artışı ile elektrik ihtiyacı karşılanır.

Doğa yasaları gereği, elektrik üretim kapasitesi, trafo ve iletim hatları kapasitesine uygun olmalıdır. Aksi durumda, patlamalar, kopmalar kaçınılmaz olur.
Türkiye’de:
1-Üretim merkezlerinde yeterli elektrik enerjisi üretilemiyor.
2-Trafo merkezlerinin kapasitesi, üretilen enerji miktarına uygun geliştirilmiyor.
3-Bazı iletim hatları (Yüksek gerilim ve alçak gerilim hatları) eskimiş ve kayıplar yüksektir. Bu hatlara ufak dış etkiler oluşunca, örneğin rüzgâr ya da kar yükü ile direkler devriliyor, hatlar kopuyor.
Ev ve işyerlerinde elektrik enerjisi, değişik aygıtlarda ısı, mekanik, elektronik sinyal dizinleri ve ışık enerjisine dönüştürülür.
*
Bir örnek üzeriden bazı açıklamalar yapalım.
1100 KVA ya da 1000 KW jeneratörü olan bir fabrikayı ele alalım. Bu fabrikada ihtiyaca göre elektrik enerjisi tüketilir. Bu fabrikadaki 1000 KW jeneratör düzenli ve kesintisiz çalışıyor olsun.
1-Fabrikada bir saatte üretilen elektrik enerjisi 1000 KWh (kilovat-saat) olarak tanımlanır.
2-Fabrikada, günde 1000 X 24= 24.000 KWh (24 MWh megavat-saat) enerji üretilir.
3-Fabrikada, ayda 1000 X 24X 30= 720.000 KWh (720 MWh) enerji üretilir.
4-Fabrikada, yılda 1000 X 24 X 30 X 12= 8.640.000 KWh (8.640 MWh=8,64GWh) enerji üretilir.
5-Fabrikada, değişen miktarlarda enerji tüketilir. Güvenli işletme açısından en yüksek çekilecek enerji miktarı kurulu gücün %90’ı kadar olabilir. Günde, en yüksek KW elektrik enerjisi tüketildiği an tespit edilir; buna, “Günlük puant” adı verilir. Diyelim, 850 KW olsun. Fabrikada, günlük, haftalık, aylık, yıllık puant değerleri tespit edilir. Puant değerleri yardımıyla, fabrikanın ek elektrik enerjisine ihtiyacı bulunur, araç-gereçlerin çalışma programları düzenlenir. Gerekirse bazı araç-gereçlerin çalışma saatleri, enerji tüketiminin az olduğu saatlere kaydırılır. Örneğin, bu fabrikada, yıllık puant 670 KW ise fabrika yönetiminin jeneratörünü 800 KW ile değiştirmesi gerekir.
**
Türkiye’de elektrik enerjisi üretimi ve dağıtımı hakkında bazı bilgiler verelim. Örneğin, 2005 yılını ele alalım.
1-Kurulu toplam güç 38.400 MW
2-Puant 22000 MW
3-2005 yılı toplam üretimi 161.432,5 GWh (Gigavat-saat)
4-2005 yılı toplam tüketimi 119.468 GWh
5-Toplam kayıp, kaçak ve ayrıcalıklı kullanıcılar tarafından tüketilen 41.964,5 GWh
6-Kişi başına düşen günlük elektrik miktarı 4.74 KWh
Şimdi bu rakamları analiz edelim:
A-Türkiye’de, kurulu gücün en fazla %57’Sİ tüketicilere sunulabiliyor. Bu değer, puantın kurulu güce bölünmesi ile ortaya çıkar. Ortalama tüketiciye sunulan miktar kurulu gücün %49’u civarındadır. Arızalar, trafo ve dağıtım sistemlerinin yetersizliği, üretim ihtiyacı verimin düşük olmasına neden oluyor.
Türkiye’de gerekli yatırımlar yapıldıktan sonra iyi bir işletme ile (38.400-3840=34.560MW-22.000MW=12.560MW) kurulu güç rahatlıkla daha fazla elektrik enerjisi üretebilir. Kurulu gücün yararlanılmayan 12.560MW rakamı, 20 adet Keban Barajı demektir.
Türkiye’de, “İlle de nükleer santraller kurulmalı!” diye bağıranlar, nedense verimin yükseltilmesi için yatırım yapılmasını gür sesle haykırmıyor.
Türkiye’de, kurulu elektrik gücü ihtiyaca göre değil, birileri yüzde alsın diye mi tesis edildi acaba? Benzer işleyiş nükleer santraller konusunda mı oluşuyor? Ne dersiniz?
B-Türkiye’de üretilen enerjinin %25’i kayıp, kaçak ve ayrıcalıklı kullanıcılar tarafından harcanıyor. Örneğin, camiler, yılda 7 GWh bedava elektrik enerjisi tüketiyor. (80.000 cami hesaba alınmıştır.) Bu rakam, “Kayıp, kaçak” adı altında elektrik parası ödeyenlerin sırtına bindiriliyor.
Türkiye’de, “Yemin billahi nükleer enerji santrallerine ihtiyaç vardır!” diyenler, kayıp-kaçak konusunda bir defa yüksek sesle sorunu gündeme taşımıyor. İktidara gelen parti yöneticileri, yüzde sevdasından olsa gerek, hemen nükleer santral yapımına soyunuyor. Bu yöneticiler kayıp ve kaçakları, çökmüş altyapı tesislerini göremiyorlar mı?
C-Elektrik fiyatları belirlenirken, üretilen miktar hesaba alınıyor; kayıp-kaçaklar ile bedava tüketenlerin bedeli, elektrik parasını ödeyenlere çıkarılıyor. Bu da yetmiyor; TRT için %5 fiyatlara ekleniyor.
Türkiye’yi yönetenler kayıp-kaçak ve bedava tüketenler konusunda nasıl çalışma yapıyorlar? “Mutlaka nükleer enerji santrali kurmak lazım!” diyenler, kayıp-kaçaklar konusunda neden azıcık araştırma yapmıyor ve gerekli önlemleri almıyorlar? Nükleer santrallerde üretilecek elektrik enerjisi tüketicilere bugünkü yıpranmış ve yetersiz dağıtım sistemleri ile mi sunulacak? Kurulacak nükleer santraller yüzde kaç verimle çalıştırılacak? Nükleer santraller tüketiciye ne kadar ek yük getirecek?
Kişi olarak yeniliklere karşı değilim ama her yeniliğin bir bedeli vardır. Nükleer teknoloji pahalı ve işletmesi oldukça zordur. Gerekli yatırımları yaparak mevcut kurulu sistemlerini verimli işletemeyenler, pahalı ve zor sistemleri nasıl işletebilirler?
***
Türkiye’de iflas etmiş hantal resmi kurumlar gelişmenin ve demokrasinin önünde duran kocaman engellerdir. Her siyasi partinin yönetime gelmesi ile binlerce bürokrat yer değiştirmekte, yüzlerce yeni genel müdürlükler kurulmakta ama resmi kurumlarda çürüme artmaktadır.
Resmi kurumlarda yeterli yenilikler yapılmadıkça, gerekirse yurtdışından bilge yöneticiler ithal edilmedikçe Türkiye’de sorunlar katlanarak artamaya devam edecek ve demokrasi arada bir tökezleyecektir. Tökezleyen demokrasinin toplumlarda neden olduğu zararlar, yüzde sevdasına tutulmuş yöneticilerin topluma verdiği yıkımlardan az olmaz. Bunu 12 Eylül deneyiminden biliyoruz. Üstelik, üretimin düşmesinden ötürü, demokrasinin tökezlemesi durumunda yüzde sevdasına tutulanların sayısı hızla artar.

Yorumunuzu Yollayın