<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>TarihtenEski</title>
	<link>http://www.tarihteneski.com</link>
	<description>Zaman Ötesi Bilgeliğe Açılan Kapı</description>
	<pubDate>Wed, 26 Mar 2008 19:43:06 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.1.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Yasalar ve Oluşumlar</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/yasalar-ve-olusumlar/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/yasalar-ve-olusumlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Mar 2008 19:43:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
<category>bilim</category><category>sosyoloji</category><category>yasa</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/yasalar-ve-olusumlar/</guid>
		<description><![CDATA[


 Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
“Jüpiter’in ayları, Evrensel Çekim Yasası ile hesaplanmış süreye göre, bazen sekiz dakika ileri, bazen de sekiz dakika geri olan bir fark oluşturuyorlardı. Bu fark Jüpiter’in Dünya’ya yakın olduğu konumlarda ileri, uzak olduğu konumlarda ise geriye doğruydu. Bu tuhaf bir durumdu. Evrensel Çekim Yasasına güveni olan Olaus Romer (1644–1710), bu durumda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0784446215535443";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
google_ad_format = "468x60_as";
google_ad_type = "text_image";
//2007-10-18: tarihteneski
google_ad_channel = "8135759765";
google_color_border = "FFFFFF";
google_color_bg = "FFFFFF";
google_color_link = "FF6FCF";
google_color_text = "000000";
google_color_url = "333333";
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></-> <p>Yazan: Nurettin Değirmenci<br />
Elk. Yük. Müh.</p>
<p>“Jüpiter’in ayları, Evrensel Çekim Yasası ile hesaplanmış süreye göre, bazen sekiz dakika ileri, bazen de sekiz dakika geri olan bir fark oluşturuyorlardı. Bu fark Jüpiter’in Dünya’ya yakın olduğu konumlarda ileri, uzak olduğu konumlarda ise geriye doğruydu. Bu tuhaf bir durumdu. Evrensel Çekim Yasasına güveni olan Olaus Romer (1644–1710), bu durumda, ışığın Jüpiter’in aylarından Dünya’ya gelmesinin süre aldığı gibi ilginç bir sonuç çıkardı. Bu aylara baktığımızda, onların o andaki durumu değil, ışığın bize varması için geçen süreden önceki durumuydu. Jüpiter bize yakın olduğu konumda ışık daha kısa sürede, uzak olduğunda ise daha uzun sürede varıyordu. Bu yolla, Romer, ışığın hızını ölçmeyi başarmış, ışığın bir anda yayılmadığını ilk kez göstermiş oldu.”  Fizik Yasaları Üstüne- Richard Feyman</p>
<p>Asırlarca, ışık, hem doğal, hem de doğaüstü oluşum olarak tanımlanır. İyi tanrılar, ışığa; kötülük dağıtan doğaüstü varlıklar, karanlığa; iyi insanlar, ışığa; kötüler, karanlığa eşitlenir.<br />
İnsanlar aldanmamak, enerjilerini boşa harcamamak, gereksiz yere acı çekmemek, erken yaşta ölmemek için sağlam dayanaklara yaslanmalıdırlar. Bilinen en sağlam dayanak, doğa yasalarıdır. Doğadaki mutlak düzenin nedeni: değişmez ve çiğnenemez yasalardır. Doğa, yasaları ile hesaplar, uygular ve denge sağlar. Bu işlemler olurken hiçbir nesne, hareket ve hareket aralığına ayrıcalık tanınmaz. Örneğin, bütün varlıklar Evrensel Çekim Yasası etkisindedirler.<br />
 İnsanlara düşen görev, doğayı evrensel ölçülerle tanımak ve onu kısmen denetim altına almaktır. Bir doğa yasasını dayanak alan, başka bir yasanın bulunmasına, kalıcı bir ilişkinin yakalanmasına ulaşabilir.</p>
<p> Batı Avrupa’da, doğa yasaları belleklere taht kurmaya başladıktan sonra evrensel toplum yasaları ortaya çıkmaya başlar. Evrensel yasaların belleklere yerleşmesi sonucu:<br />
+Yasaların üstünlüğü ilkesi,<br />
+Suçun ve günahın ferdiliği ilkesi temel olur.<br />
+Evrensel yasalar ile evrensel inanışlar yaratılır.<br />
  Avrupa’da, doğa yasalarını bulma çabaları Rönesans Dönemi ile hızlanır. Bu dönemde yaşayan bazı dahiler, insanı temel alırlar. İnsanın temel alınması, ona değer verilmesini zorunlu kılar. İnsana nasıl değer verilir?<br />
A-Zorbaların baskısından kurtulur ve yasaların güvenliğinde yaşama kavuşur. Bilgi, beceri, araç-gereç artışı, çalışıp üretme etkinlikleri ile insan zorunlu ve yaşama süs katan ihtiyaçlarını temin eder.<br />
B-Zorbaların ve zorunlu ihtiyaçların baskısından kurtulan insan, kul-kuyruk olmaya ve ayrıcalık peşinde koşmaya tepki gösterir. Böylece, birey olma, özgürlük, direnme gibi insani değerlere ihtiyaç ortaya çıkar. Birey olmayanlar insani değerlere tepki gösterir.<br />
Günümüzde, bir uzaylı dünyamıza baksa şaşırıp kalır.<br />
1-Dünyanın büyük kesiminde yoksul, hor görülen insancıklar var; doğa yasaları ile ilgili bazı sözcükleri tekrar ediyorlar, toplum kuralları güç ve baskı üzerine kurulmuştur. Zavallı insancıklar doğa ve doğaüstü liderlerine boyun eğiyorlar.<br />
2-Dünyanın zengin toplumlarında yaşayanlara değer veriliyor, çoğunluk doğa yasalarını kavramış, evrensel toplum yasaları üzerine oturtulmuş ölçülü kurumlarla yönetiliyorlar. Değerli insanlar iyi yöneticileri görev başına taşıyor, doğaüstü varlıklarına teşekkür ediyorlar.<br />
Uzaylı dünyaya bakmaya devam ederse yüzlerce çarpıklık görür:<br />
—Zorba yönetimlerin baskısı altında yaşayan yoksul toplumlar savaşarak, savaş araç-gereçleri ithal ederek ellerindeki zenginlikleri tahrip ediyorlar. Buna karışın, yasaların güvencesinde yaşayan zengin toplumlar, doğayı tanıyıp denetim altına almak için çalışıyorlar.<br />
—Yoksul toplumlardaki yönetici ve âlimler savaşları kutsuyor, yaşayan yoksul insanlarını horluyor, ölenlerini durmadan yüceltiyorlar. Buna karşın, zengin toplumlarda, insanlar savaşlara karşı çıkıyor, yaşayanlara önem veriliyor, ölenlere saygı gösteriliyor.<br />
—Yoksul toplumlar değişmemeye, alışkanlıklarını olduğu gibi sürdürmeye; zengin toplumlar, değişime, daha iyi olmaya çalışıyor.<br />
—Yoksul toplumlar geçmişi evrensel ölçülerle tanımıyor, ona küfürler-övgüler yağdırıyor; zengin toplumlar, geçmişi tanımaya çalışıyor, geçmişte yapılan hataları göz önüne alarak geleceği kurmaya gayret ediyor.<br />
—Yoksul toplumlar, ayrıcalık; gelişmiş toplumlar özgürlük ile kalıcı mutluluğa koşuyor.<br />
—Yoksul toplumlarda, baskı ve tehdit; gelişmiş toplumlarda, bilgi ve ikna yaygındır.<br />
—Yoksul toplumlarda yaşayanların çoğunluğu tapınıyor (Boyun eğiyor), zengin toplumlarda yaşayanların çoğunluğu inandığı doğaüstü güçlere teşekkür ediyor.<br />
*<br />
Bir sistemin sahip olduğu enerji ile o enerjinin insanlar için kullanılabilir olması arasında kocaman fark, bazen uçurum vardır. Evrensel ölçülerle tanınan sistemlerin enerjileri kullanılabilir hale gelir. Bu tanıma insan toplumları dâhildir.<br />
1-Toplumlarını evrensel ölçülerle tanıyan yönetimler, onları denetim altına alır, enerjilerini yararlı hale getirir. Günümüzde Batı ülkelerinde, yönetimler, toplumlarını ayrıntılı olarak tanırlar. Hastaları, özürlüleri, değişik alanlarda çalışanları, araç-gereç ihtiyacını bilirler. Sonuçta: toplumun enerjisi harekete geçirilir ve yararlı olarak açığa çıkarılır.<br />
2-Geri toplumların güçlü ve kurnaz liderleri toplumlarını tanımazlar. Dolayısıyla, onların sahip oldukları enerjileri bilmez ve yararlı hale getirmeyi beceremezler.<br />
**<br />
Doğa yasalarını sözcük ve formül olarak ezberlemek, onları anlayabilmek etkinliğinden farklıdır.<br />
1-Uygulama ile öğrenilen yasalar belleklere taht kurar. Örneğin, ampermetre ile kesiti bilinen bir iletkenden geçen akımı ölçen; akımın artırılması sonucu iletkenin ince bölümündeki erimeyi gözleyen öğrenci, akım miktarı-iletken kesiti arasındaki ilişkiyi kavrar.<br />
2-Evrensel yasalarda ayrıcalık olamaz. Ayrıcalık ile birlikte yasa geçerliliğini kaybeder. Doğa, evrensel yasalarla sevk ve idare edilir.<br />
A-Evrensel yasaların kaynağı nerededir acaba?<br />
B-Eğer, “Evrensel Yargıç, evrensel yasaları ile evreni yönetir” diyorsanız, evrensel inanışa ulaşırsınız. Evrensel inanışa ulaşanlar, ayrıcalıkları kutsayan ilkel örf ve geleneklerin peşinde koşamazlar.<br />
C-“Evrensel yasalar fasa fisodur. Kutsal örf ve geleneklere göre istediğine istediğini veren keyfi doğaüstü güçlere tapınıyorum!” diyor musunuz?<br />
Çocuklara, gençlere, insanlara evrensel yasalar mı, ilkel örf ve gelenekler mi temel olarak öğretilmelidir?<br />
Evrensel insani değerlere; bireyler ihtiyaç, kullar ve sahipler tepki gösterir.<br />
Ülkemizde evrensel insani değerlere tepki mi, ihtiyaç mı oluşmalı?<br />
Türkiye’de neden laiklik tartışmaları sürdürülüyor ve Evrensel Yargıç inanışı oluşmuyor acaba?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/yasalar-ve-olusumlar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgi ve Araç-Gereç</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/bilgi-ve-arac-gerec/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/bilgi-ve-arac-gerec/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Mar 2008 13:38:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
<category>amaç</category><category>araç</category><category>öğrenme</category><category>bilgi</category><category>bilim</category><category>doğa</category><category>gereç</category><category>ihtiyaç</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/bilgi-ve-arac-gerec/</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
İnsanı diğer canlılardan ayran iki önemli özellik vardır:
1-İnsan, belleğinde bilgi birikimine sahip olur.
2-İnsan, dış dünyada araç-gereç kullanır.
İnsan, göreceli olarak, bilgi miktarını arttırdıkça ve dış dünyada kullandığı araç-gereç miktarını çoğaltıp geliştirdikçe vahşi yaşamdan uzaklaşır.
Bütün bilgiler dış dünyadan deneyle edinilir.
İnsan belleği:
A-Dış dünyadan bilgiler edinir.
B-Edindiği bilgilerle bellekte yeni bilgiler yaratır. Bellekte yaratılan bilgiler dış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazan: Nurettin Değirmenci<br />
Elk. Yük. Müh.</p>
<p>İnsanı diğer canlılardan ayran iki önemli özellik vardır:<br />
1-İnsan, belleğinde bilgi birikimine sahip olur.<br />
2-İnsan, dış dünyada araç-gereç kullanır.<br />
İnsan, göreceli olarak, bilgi miktarını arttırdıkça ve dış dünyada kullandığı araç-gereç miktarını çoğaltıp geliştirdikçe vahşi yaşamdan uzaklaşır.<br />
Bütün bilgiler dış dünyadan deneyle edinilir.<br />
İnsan belleği:<br />
A-Dış dünyadan bilgiler edinir.<br />
B-Edindiği bilgilerle bellekte yeni bilgiler yaratır. Bellekte yaratılan bilgiler dış dünyada deney ile sınanır.<br />
Araç-gereçler.<br />
İnsanlar, göreceli olarak, doğayı tanıyıp denetim altına almaya çalışırlar. Amaç: zorunlu ve yaşama süs katan ihtiyaçları temin etmektir. Her türlü ihtiyaç doğadan temin edilir. Temin etmede:<br />
A-İnsanlar diğer canlılar gibi bedenlerini kullanırlar.<br />
B-İnsanlar, diğer canlılardan farklı olarak araç-gereç kullanırlar.<br />
Bellekteki bilgilerin artışı ile orantılı araç-gereçler gelişir ve yenileri yaratılır. Değişmeyen araç-gereçlere sahip kurum ve toplumlar çürümeye yüz tutmuş olanlardır.<br />
Toplumların gelişmesi, sahip olduğu araç-gereçlerin gelişmesi ve miktarının artması ile doğru orantılıdır.<br />
Araç-gereçler:<br />
I-Doğayı tanıyıp denetim altına alma eylemleri olan çalışma etkinliklerinde yararlanılır.<br />
II-İnsanın hemcinsi ile kanlı mücadelesi olan savaşlarda kullanılır.<br />
İnsanın araç-gereç kullanması için bellekte bilgi edinmesi gerekli ama yeterli değildir. Deney ile araç-gereç kullanım yetisi kazanılır. Buna, “Beceri” adını verilir. Beceri, bilgi ve deney ile gelişir. Bellek ve beden yapısı beceriyi etkiler.<br />
 İnsanlar doğadaki oluşumları ve canlıları taklit ederek, onları inceleyip yaratıcılıklarını da ekleyerek yeni ve daha gelişmiş araç-gereçlere ulaşırlar. Gelişmiş araç-gereçlerle, doğadaki denetim altına alınan miktar artar, denetim altına alma süresi kısalır, savaşlar daha kanlı olur.  </p>
<p> Yetenek nedir? </p>
<p>“Yetenek bilgi ve deneyimin altın çocuğudur.”</p>
<p> <a href="http://www.tarihteneski.com/bilgi-ve-arac-gerec/#more-142" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/bilgi-ve-arac-gerec/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçeklik Doğruluk ve Güzellik</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/gerceklik-dogruluk-ve-guzellik/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/gerceklik-dogruluk-ve-guzellik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2008 11:51:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
<category>doğa yasaları</category><category>doğruluk</category><category>güzellik</category><category>gerçeklik</category><category>sosyoloji</category><category>tarih</category><category>yasa</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/gerceklik-dogruluk-ve-guzellik/</guid>
		<description><![CDATA[
Yazar: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Gerçek olan doğrudur ama güzelliği tartışılabilir. 
Evrende bir başlangıç noktası yoktur. Görecelilik Yasası gereği, ölçüler, en az iki nesne, hareket ve hareket aralığı arasında olabilir. O halde, gerçekler nasıl ölçülür?
İnsanlar, doğrudan değil, belleklerindeki kavramlarla doğadaki nesne, hareket ve hareket aralıklarını ölçü ile tanımaya çalışırlar.
1-Basit kuralları bilenler basit ölçüler yaparlar. Basit ölçülerde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.tarihteneski.com/wp-content/uploads/2008/03/damla.jpg" alt="fizik yasaları" align="left"/><br />
Yazar: Nurettin Değirmenci<br />
Elk. Yük. Müh.</p>
<p>Gerçek olan doğrudur ama güzelliği tartışılabilir. </p>
<p>Evrende bir başlangıç noktası yoktur. Görecelilik Yasası gereği, ölçüler, en az iki nesne, hareket ve hareket aralığı arasında olabilir. O halde, gerçekler nasıl ölçülür?<br />
İnsanlar, doğrudan değil, belleklerindeki kavramlarla doğadaki nesne, hareket ve hareket aralıklarını ölçü ile tanımaya çalışırlar.<br />
1-Basit kuralları bilenler basit ölçüler yaparlar. Basit ölçülerde, “Büyük, küçük, hızlı, yavaş, eski, yeni…” gibi katsayılar kullanılır. Basit ölçüm yaparların yargıları bulanık olur. Bulanık yargılarla gerçeklerin üzeri örtülür, doğrular bilinmez, güzellikler geçici olur. Ne yazık ki, günümüzde, çoğunlukla basit ölçüler kullanılır.<br />
2-Evrensel yasalarla evrensel ölçüler yapılır. Evrensel ölçülerde, sayılar katsayı olur. Bunun için birim sistemi, evrensel dayanak noktası, ölçü aletlerine ihtiyaç olur.<br />
 Hem basit, hem evrensel ölçülerde:<br />
A-Hainlik,<br />
B-Cahillikten ötürü yanlış ölçü yapılır.<br />
Yanlış ölçülerle, yanlışın miktarı ile orantılı olarak, kusurlu gerçeklere ulaşılır.<br />
I-Bellek dünyasındaki kusurlu bilgiler, kusurlu yargılara;<br />
II-Kusurlu yargılar kötü davranışlara neden olur.<br />
Görecelilik Yasası gereği, birileri için, “Kötü” olan davranış, diğerleri için, “İyi” olabilir. O halde, “İyi ve kötü” davranışları evrensel tanımlanmadığı sürece tartışmalara, kavgalara neden olur. Evrensel tanım, evrensel yasalar ve ölçülerle mümkündür. Örneğin, evrensel kurallara uygun yapılan, evrensel ölçülerle sonucu tayın edilen bir spor yarışması doğru ve güzeldir. Buna karşın, basit ölçülerle belirlenen sonuç tartışmalı olur. Tartışma, gerçeklerin bilinmeyişinden ya da gizlenmesinden ortaya çıkar.<br />
İnsanların acı çekmemesi, gelişmesi, mutlu olabilmesi için gerçekleri tanıması gerekir. Gerçeklerin gizlenmesi ya da tanınmaması ile insanlar hayali gerçekler peşine takılır. Hayali gerçekler süre içinde, “Gerçek” diye bilinir. Bu nedenle, bazı doğrular, toplumlara egemen sağduyulara göre değişir. Olayı bir örnek üzerinden açıklayalım:<br />
(A), birey olarak yetişmiş, ölçülü davranan ve inançlı insandır.<br />
(B), kul olarak yetişmiş, gönüllü olarak haklarından vazgeçen, ayrıcalık peşinde koşan, tapınan (Boyun eğen) biridir.<br />
(C), evrensel ölçülerle (A) ve (B)’Yİ inceleyen gözlemcidir.<br />
(C)’NİN evrensel ölçülerine göre:</p>
<p> <a href="http://www.tarihteneski.com/gerceklik-dogruluk-ve-guzellik/#more-141" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/gerceklik-dogruluk-ve-guzellik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Geleceğin Karanlık Dünyası</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/gelecegin-karanlik-dunyasi/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/gelecegin-karanlik-dunyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 07:13:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
<category>üstün insan</category><category>bilim</category><category>deney</category><category>ekosiyaset</category><category>fare</category><category>genetik</category><category>sanal gerçeklik</category><category>süper insan</category><category>yapay zeka</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/gelecegin-karanlik-dunyasi/</guid>
		<description><![CDATA[
The Journal of Biological Chemistry dergisinin 02/11/2007 tarihli sayısında yayınlanan bir haber, Ohio&#8217;da bulunan Case Western Reserve Üniversitesinde gerçekleştirilen çok ilginç bir çalışmadan bahseder. Çalışma farelerin genleriyle oynayarak üstün fare ırkı yaratma ve buradan elde edilen birikimle insanlığa yararlı ilaçlar geliştirme üzerinedir.
Bu genetik işlem PEPCK-C isimli bir enzimin artmasına ve farelerin kaslarının güçlenmesine yol açmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.tarihteneski.com/wp-content/uploads/2008/02/superhuman.jpg" alt="süper insan" align="left"/><br />
The Journal of Biological Chemistry dergisinin 02/11/2007 tarihli sayısında yayınlanan bir haber, Ohio&#8217;da bulunan Case Western Reserve Üniversitesinde gerçekleştirilen çok ilginç bir çalışmadan bahseder. Çalışma farelerin genleriyle oynayarak üstün fare ırkı yaratma ve buradan elde edilen birikimle insanlığa yararlı ilaçlar geliştirme üzerinedir.</p>
<p>Bu genetik işlem PEPCK-C isimli bir enzimin artmasına ve farelerin kaslarının güçlenmesine yol açmıştır. London Independent raporuna göre genetik dönüşüme uğramış bir fare: &#8220;Altı kilometrelik bir tümseği, dakikada yirmi metre ilerleyerek hiç durmadan tırmanabilmektedir. Bilim adamları, bunun bir insanın hiç durmadan Alp dağının zirvesine bisikletle çıkmasına benzetmektedirler. Her ne kadar bu fare, normal bir fareden yüzde altmış daha fazla yese de, kilo almamakta ve hatta normaldekilerden daha az yağa sahip olmaktadır. Daha uzun yaşamakta ve cinsel yaşamını yaşamını ileri safhasına kadar sürdürmektedir.&#8221;</p>
<p>30 aylık böylesi bir farenin yavrusunun da, kendi hemcinslerinden çok daha ileri özellikler gösterdiği göstermiştir. Kısacası üstün bir ırk, soyunu da devam ettirmektedir.</p>
<p>Bu bilginin ışğında geleceği öngörmek için gerekli parametreleri sıralarsak:</p>
<p>1) Bir insanı üstün insana çevirme boyutuyla genetik bilimi.</p>
<p>2) Küreselleşen dünyada, küresel sermayenin gün geçtikçe artan gücü ve bu gücün para ve yeryüzü kaynaklarının akışını yönlendiren ekosiyaset.</p>
<p>3) Gittikçe ve oldukça dengesiz şekilde artan nüfus.</p>
<p>4) İnsan göz retinasından bilginin doğrudan aktarılmasını sağlayan sanal gerçeklik sistemleri.</p>
<p>5) Molekül mühendisliği de denilen, ve atom düzeyinde işlem ve süreçler gerçekleştiren nanoteknoloji ve bunun uzantısı olarak biyolojik yaşam ile silikon yaşam arasındaki çizginin bulanıklaşması.</p>
<p>6) Yapay zeka destekli ağ sistemlerinin inanılmaz hesaplama gücü ve kesinliği.</p>
<p>Sonuç olarak bu parametrelerden elde edeceğimiz çıktı:</p>
<p>Çok az bir elit tarafından makineler yoluyla tüm insanlığın ve kaynakların kontrol edildiği bir dünya; genetik olarak değişime uğramış, teknolojilenmiş, yarım ama üstün insanlardan oluşan bir elit kesim ve onların kontrolündeki tüm yapay sistemler&#8230; </p>
<p>Bu parametlerin hiçbirinden kaçış yok, dolayısıyla bu sonuçtan da kaçış mümkün değil. Hepimize şimdiden geçmiş olsun <img src='http://www.tarihteneski.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> <a href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3090993952781908977&#038;postID=2278227401627097720&#038;page=1">&#8230;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/gelecegin-karanlik-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tutuculuk ve Muhafazâkarlık</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/tutuculuk-ve-muhafazakarlik/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/tutuculuk-ve-muhafazakarlik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 07:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
<category>mufazakarlık</category><category>renan</category><category>sosyoloji</category><category>tutuculuk</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/tutuculuk-ve-muhafazakarlik/</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
“Önceleri bilinmeyen bu dil, birdenbire bütün mükemmelliği, esnekliği, sonsuz zenginliğiyle kendini gösterir; tek kelimesiyle, o zamandan beri (Göçebe şarkıları edebiyatının çıktığı MS. Altıncı yüzyıl) günümüze kadar önemli hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Onun için ne çocukluk, ne de yaşlılık vardır” Renan  
1-Deneyle bir kez tesis edilen görüş (Düşünce), yeni deneylerin sonuçlarına kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazan: Nurettin Değirmenci<br />
Elk. Yük. Müh.</p>
<p>“Önceleri bilinmeyen bu dil, birdenbire bütün mükemmelliği, esnekliği, sonsuz zenginliğiyle kendini gösterir; tek kelimesiyle, o zamandan beri (Göçebe şarkıları edebiyatının çıktığı MS. Altıncı yüzyıl) günümüze kadar önemli hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Onun için ne çocukluk, ne de yaşlılık vardır” Renan  </p>
<p>1-Deneyle bir kez tesis edilen görüş (Düşünce), yeni deneylerin sonuçlarına kadar direnir. Sonra, bilimsel deney sonuçlarına göre, direnmeye devam eder ya da teslim olur. Bütün bilgiler deneyle kazanılır.<br />
2-Sözlü olarak bir kez tesis edilen görüş, kaya gibi yeni sözlü görüşlere direnir ve hepsini boğmak ister. Bu konuda cinayetler dâhil her yolun kullanılmasını emreder.<br />
Günümüzde:<br />
A-Gelişmiş ülkelerde, bilimsel deneyle kanıtlanmayan görüşlere saygı gösterilir ama ciddiye alınmaz. Deneyle görüşlerini kanıtlayanlar değişik ödülleri hak eder.<br />
B-Geri toplumlarda, egemen görüşler (Sağduyular) olur; bunlara zıt görüşler ileri sürenler her türlü cezayı hak eder. Geri toplumlarda, zahmetli ve pahalı olduğu için çoğunluk bilimsel deneyden kaçar.<br />
Deney esaslı görüşler, evrensel ölçüleri; sözlü görüşler, basit ölçüleri kullanır.<br />
 Doğada göreceli olarak sonsuz akış vardır. Akış ile birlikte değişimler meydan gelir. Değişimler rasgele değil, yasalar içinde oluşur. Değişimleri evrensel yasalarla inceleyenler onları tanıma olanağına kavuşurlar. Böylece, göreceli olarak, neden-sonuç ilişkileri bilinir.<br />
+Tanınan olaylar denetim altına alınır.<br />
+Benzer etkiler, uygun koşullarda benzer nedenleri yaratır.<br />
 Eğer neden-sonuç ilişkileri bilinir ve ona uygun önlemler alınırsa; daha önceden yaşanan bazı acı gerçeklere engel olunur, yararlı gerçeklerin oluşması sürdürülür.<br />
 Süredurum Yasası, “Olduğu gibi varlığını sürdür!” der. Dış etkiler olmadıkça, nesne veya hareket, olduğu gibi varlığını sürdürür. Doğada sayılmayacak kadar dış etkiler sayısız değişimleri yaratırlar.<br />
Değişimlere direnenlere, “Tutucu” adı verilir. Doğada tutuculuk yoktur. Örneğin, tutucu, ilerici, gerici, bağnaz… Her insan değişime uğrar.</p>
<p> <a href="http://www.tarihteneski.com/tutuculuk-ve-muhafazakarlik/#more-139" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/tutuculuk-ve-muhafazakarlik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çürüme ve Yenileme</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/curume-ve-yenileme/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/curume-ve-yenileme/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Feb 2008 18:27:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
<category>bürokrasi</category><category>hükümet</category><category>sosyoloji</category><category>tarih</category><category>vergi</category><category>yenilenme</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/curume-ve-yenileme/</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Her nesne olduğu gibi varlığını sürdürmek ister. Dış etkiler varlıkların gelişmesine ya da dağılmasına neden olur. Dağılma ya da gelişme, rasgele değil, Evrim Yasası gereği ortaya çıkar. Dağılmaya yüz tutan nesneyi iyileştirmeye çalışmak oldukça tehlikelidir; nesne, iyileştirme esnasında dağılabilir. Bu nedenle, her iyileştirme hareketi, çürümeye yüz tutan nesneye yararlı olamaz. Nesne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazan: Nurettin Değirmenci<br />
Elk. Yük. Müh.</p>
<p>Her nesne olduğu gibi varlığını sürdürmek ister. Dış etkiler varlıkların gelişmesine ya da dağılmasına neden olur. Dağılma ya da gelişme, rasgele değil, Evrim Yasası gereği ortaya çıkar. Dağılmaya yüz tutan nesneyi iyileştirmeye çalışmak oldukça tehlikelidir; nesne, iyileştirme esnasında dağılabilir. Bu nedenle, her iyileştirme hareketi, çürümeye yüz tutan nesneye yararlı olamaz. Nesne tanınmadan yenileme yapılamaz. Örneğin, çürüyen bir demir boru, çürüme miktarı ölçülmeden kumlanıp boyanamaz. Bu durumda, paslı boru kumlama ile darmadağın olabilir. </p>
<p>Bilgili bir insan:<br />
A1-Borudaki pas (Çürüme) miktarını ölçer.<br />
A2-Ölçülen pas miktarına göre temizleme türünü seçer.<br />
A3-Temizlik yapıldıktan sonra boru boyanır.<br />
Veya:<br />
B1-Paslı boru tümden işlem dışı bırakılır, yerine yenisi kullanılır.<br />
Böylece, boruda yenileştirme işlemi tamamlanır; istenmeyen patlama, çatlama, kırılma önlenir.<br />
Toplumlarda yenilik için kapsamlı ölçüler yapmak gerekir. Yapılan ölçülere göre yeniliklerin türü belirlenir. Yeteri kadar tartışıldıktan sonra; yenilikler, uygulamaya konur. Örneğin, günümüzde, Batılı ülkelerden olduğu gibi alınan bir yenileşme eylemi Suudi Arabistan’da kabile savaşlarına neden olabilir. Bu durumda, hakiki Suudiler, “Gördünüz mü; yenileşme, bizim gibi kutsal toplumlara uygun değildir!” diye bağırırlar. </p>
<p> Osmanlı’da, yenileşme hareketleri ile birlikte dağılmalar hızlanır. Bu nedenle, Osmanlı toplumunu yüzeysel inceleyenler, “Batılıların verdiği reçetelerle Osmanlı dağıldı!” diye bağırırlar.<br />
 Günümüzde, Batılıların, Asya, Ortadoğu ve Afrika toplumlarına sundukları acı reçeteler ret ediliyor ya da kargaşalara neden oluyor. Bu durumda, geri toplumların alimleri ile yöneticileri kendi ilkelliklerini sorgulayacaklarına Batılı ülkeleri suçlayarak piri pak oluyorlar.<br />
 Benzer suçlamalar kendi toplumumuzda gözleniyor.<br />
Üretmeyen bürokratlar, savaş kışkırtıcıları, tahrikçiler, silah ve uyuşturucu satıcıları, maşalar kısaca ayrıcalıkla beslenenler Batılı değerlere savaş açıyor. Acı gerçekleri yazanlar, söyleyenler, “Hain” ilan ediliyor.<br />
Süre içinde tekrarlanan davranışlar alışkanlık halini alır.<br />
A-Göreceli olarak gelişme göstermeyen alışkanlıklar toplumları çürütür. Çürüyen toplumlarda yıkıcı etkinlikler artar. Bilgi, beceri, araç-gereç birikimi ile çalışıp üretme artmaz. Böylesi toplumlarda, yenilikler, iç savaşlara ortam hazırlar.<br />
B-Gelişmelere açık toplumlarda, yenilikler, toplumların ilerlemesine, gelişmesine aracılık eder. Toplumda sorgulama yaygınlaşır, bilgi, beceri, araç-gereç birikimi ile çalışıp üretme artar. Sürekli her alanda yeniliklere ihtiyaç duyulur.</p>
<p> <a href="http://www.tarihteneski.com/curume-ve-yenileme/#more-138" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/curume-ve-yenileme/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konuşma ve Yazma Etkinlikleri</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/konusma-ve-yazma-etkinlikleri/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/konusma-ve-yazma-etkinlikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Feb 2008 16:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
<category>eser</category><category>konuşma</category><category>yazma</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/konusma-ve-yazma-etkinlikleri/</guid>
		<description><![CDATA[
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Söz uçar, yazı kalır; insanlığa servet olur. 
Yerleşik toplumlardaki yönetici ve bilgeler arasında, yazma ve sanat etkinlikleri; göçebe toplumlarda, konuşma yaygın olur. Konuşma ile her olaya sıfırdan başlanır, yazma ve sanat etkinlikleri ile kalınan noktadan eylemlere devam edilir, eserlere yenilikler eklenir. Bu nedenle, konuşmanın yaygın olduğu toplumlarda bilgi ve beceri birikimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.tarihteneski.com/wp-content/uploads/2008/02/yazit.jpg" alt="yazıt eser" align="left"/><br />
Yazan: Nurettin Değirmenci<br />
Elk. Yük. Müh.<br />
Söz uçar, yazı kalır; insanlığa servet olur. </p>
<p>Yerleşik toplumlardaki yönetici ve bilgeler arasında, yazma ve sanat etkinlikleri; göçebe toplumlarda, konuşma yaygın olur. Konuşma ile her olaya sıfırdan başlanır, yazma ve sanat etkinlikleri ile kalınan noktadan eylemlere devam edilir, eserlere yenilikler eklenir. Bu nedenle, konuşmanın yaygın olduğu toplumlarda bilgi ve beceri birikimi oluşmaz. Yazmanın yaygın olduğu toplumlarda bilgi, sanat ürünleri, değişik yapılar ortaya çıkar.<br />
 Yerleşik toplumlarda, yönetici ve bilgelerin konakları, yönetim binaları, değişik eserler yapılır. Giderek, konak, yapı ve ortak tesislerin alt yapı ihtiyaçları olan su temini, kanalizasyon, atıkların toplanması ihtiyacı oluşur.<br />
Tarihte şehirlere yerleşen bazı büyük liderler, görkemli tapınaklar yaptırırlar. Şehirleri saldırılardan korumak için surlar ve kaleler inşa ettirirler. Surlar, kaleler, tapınakların yapımı ile ustalar yetişir ve toplumda becerikli insanlar çoğalır.<br />
 Büyük liderleri taklit eden soylular ve bölgesel liderler, kendilerine ait konaklar, kaleler, tapınaklar yaptırırlar. Bazı liderler yapılarını yetenekli ustalara süsletirler. Böylece, toplumda bilgi, beceri ve araç-gereç birikimi oluşur.<br />
 Göçebe toplumlarda, güçlü liderin görkemli çadırı olur. Liderin çadırı idare merkezidir. Görkemli çadırın çevresinde diğer çadırlar kurulur. İhtiyaca göre, çadırların kurulduğu yerler değiştirilir. Yani: Göçebe liderlerin yönetim merkezleri, yaz, kış, saldırı ya da savunma durumuna göre değişime uğrar. Bu koşullarda, her yeni lider ve yerleşimle birlikte yaşama yeniden başlanır.<br />
 Göçebe lider, çoğunlukla okuma ve yazma bilmez; çevresindeki bilgeler, sözlü olarak bazı bilgiler sunar. Lider, kimseye güvenmez ve bilgiye ihtiyaç duymaz. Bilgeler tarafından lidere sunulan bilgiler karmakarışık olur.  Çoğunluğu dua veya temennidir. Lider, düşmanlarının tuzaklarından kurtulmak ve onlara tuzak kurmak için kendine yararlı bilgileri gizlice toplar.<br />
 Göçebe toplumlarda asırlarca benzer yaşam devam eder; bilgi, beceri, araç-gereç birikimi değişime uğramaz ve servet birikimi olmaz.</p>
<p> <a href="http://www.tarihteneski.com/konusma-ve-yazma-etkinlikleri/#more-137" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/konusma-ve-yazma-etkinlikleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İmad Feyaz Mugniye</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/imad-feyaz-mugniye/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/imad-feyaz-mugniye/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2008 17:35:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
<category>imad feyaz mugniye</category><category>imad mugniye</category><category>mugniye</category><category>sosyoloji</category><category>tarih</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/imad-feyaz-mugniye/</guid>
		<description><![CDATA[
Yıllardır öldürülmesi ya da ele geçirilmesi için çaba harcanan Şii lider Suriye’de öldürüldü.  CIA, MOSSAD, Batılı istihbarat birimleri öldürme olayının içindedirler.
 Imad Feyyaz, yıllardır saklandı, ortalarda gözükmedi, sadece güvendiği insanlarla görüştü ve değişik saldırılardan kurtuldu ama Suriye’de patlayıcılarla ortadan kaldırıldı.
 Imad, Suriye ve İran istihbaratı ile içli dışlıydı. Bu nedenle, saldırılardan kısmen haberdar oluyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.tarihteneski.com/wp-content/uploads/2008/02/mugniye.jpg" alt="imad feyaz mugniye" align="left"/><br />
Yıllardır öldürülmesi ya da ele geçirilmesi için çaba harcanan Şii lider Suriye’de öldürüldü.  CIA, MOSSAD, Batılı istihbarat birimleri öldürme olayının içindedirler.<br />
 Imad Feyyaz, yıllardır saklandı, ortalarda gözükmedi, sadece güvendiği insanlarla görüştü ve değişik saldırılardan kurtuldu ama Suriye’de patlayıcılarla ortadan kaldırıldı.<br />
 Imad, Suriye ve İran istihbaratı ile içli dışlıydı. Bu nedenle, saldırılardan kısmen haberdar oluyor ve kurtuluyordu.<br />
  Imad, ortalıkta dolaşmadığından Batılı istihbaratçılar, kendisine, “Görünüşü bilinmeyen” adını verirlerdi. FBI, CIA, MOSSAD tarafından birinci derecede aranan biriydi. Değişik defalar görüntüsünü ameliyatlarla değiştirdiği sanılıyor.<br />
Değişik uluslar arası olayları tertiplediğinden 1980’den beri INTERPOL tarafından da aranıyordu. Pek çok Amerikalıyı öldürttüğü ve değişik kanlı saldırılar tertiplediği iddia ediliyor.<br />
Imad, oldukça zeki, hareketli ve göreceli olarak başarılı bir insandı.<br />
*<br />
Batılıların gözlüğü ile bakarsak; Imad Feyyaz, azılı bir teröristti.<br />
**<br />
Olaylara insan gibi evrensel ölçülerle bakmak gerekir. Bunun için uzaylı gibi oluşumlar hakkında ölçüler yapmak, yargıya varmak zorunludur.<br />
 Ortaçağ’da, Batı’da, egemen güçlere direnen sayısız dahi çıkmıştır. Bunlardan çok azı tarih sayfalarında okunur. Bilinenler kimlerdir?<br />
1-Evrensel yasaları bizlere hediye edenlerdir.<br />
2-Evrensel ve ölümsüz eserleri yaratanlardır.<br />
Imad Feyyaz geride ne bıraktı? </p>
<p> <a href="http://www.tarihteneski.com/imad-feyaz-mugniye/#more-136" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/imad-feyaz-mugniye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanın Gelişmesi</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/insanin-gelismesi/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/insanin-gelismesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2008 11:15:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
<category>aile</category><category>azerbeycan</category><category>çevre</category><category>beslenme</category><category>eğitim</category><category>insanın gelişmesi</category><category>sosyoloji</category><category>türkmenitan</category><category>ırak</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/insanin-gelismesi/</guid>
		<description><![CDATA[ Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Irak, Türkmenistan, Azerbaycan gibi toplumlarda son derece uyuşuk insanlarla karşılaştım. Bunların uyuşukluğu ve çalışamadan kaçmaları beni hayrete düşürdü. Bu insanlar neden bu kadar uyuşuktur acaba?
İnsanın belleksel ve bedensel gelişmesi olur.
1-Belleğin gelişmesinde:
A-Beslenme,
B-Aile,
C-Çevre,
D-Eğiticiler önemli etkenlerdir.
2-Belleksel gelişme, beslenme ve yapılan bilinçli hareketler ile orantılı beden gelişir.
Bedenin gelişmesi ile anlatılmak istenen, sağlıklı ve ölçülü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.tarihteneski.com/wp-content/uploads/2008/02/beslenme.jpg" alt="beslenme" align="left"/> Yazan: Nurettin Değirmenci<br />
Elk. Yük. Müh.</p>
<p>Irak, Türkmenistan, Azerbaycan gibi toplumlarda son derece uyuşuk insanlarla karşılaştım. Bunların uyuşukluğu ve çalışamadan kaçmaları beni hayrete düşürdü. Bu insanlar neden bu kadar uyuşuktur acaba?</p>
<p>İnsanın belleksel ve bedensel gelişmesi olur.<br />
1-Belleğin gelişmesinde:<br />
A-Beslenme,<br />
B-Aile,<br />
C-Çevre,<br />
D-Eğiticiler önemli etkenlerdir.<br />
2-Belleksel gelişme, beslenme ve yapılan bilinçli hareketler ile orantılı beden gelişir.<br />
Bedenin gelişmesi ile anlatılmak istenen, sağlıklı ve ölçülü olmasıdır. İnsanlarda, göreceli olarak, denetim altında hızlı hareket edebilen, istenen hareketleri yapabilen, güçlü ve organları arasında uygun boyutlar olan bedenler istenir.<br />
*<br />
Kapalı toplumlarda, çocuğun aile, çevre ve eğiticilerden edindiği bilgiler asırlarca değişmez. Besinler ise çeşitlilik açısından sınırlı sayıda, günlük tüketilen miktar bakımından zengin ve yoksul ailelere göre değişir. Kapalı toplumlarda, onlarca asır, benzer bedenler, davranışlar, inanışlar izlenir.<br />
1-Yoksul ailelerde beslenmenin yetersizliğinden ötürü ölüm oranları yüksek olur. Yaşayanlar, bilgi, beceri, araç-gereç ve servet yoksunu olduklarından zorunlu ihtiyaçlarını temin etmenin ötesine geçemezler.<br />
2-Göreceli olarak, varlıklı ailelerde beslenme yeterli olur ama sınırlı bilgi, beceri, araç-gereç birikimi ile değişmeyen çevre çocuklarda gelişmeye engeldir. Zaten, çocuklar, baba veya dede kadar bilgili, becerikli olabilmeyi amaçlar. Çocuk, baba veya dededen bilgili olmayınca; toplum, gelişmez.<br />
Kanlı kavgalar, tuzaklar, saldırılar sonucu kapalı toplumlarda ölüm oranları oldukça yüksektir. </p>
<p> <a href="http://www.tarihteneski.com/insanin-gelismesi/#more-135" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/insanin-gelismesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İhracat - İthalat ve Denge</title>
		<link>http://www.tarihteneski.com/ihracat-ithalat-ve-denge/</link>
		<comments>http://www.tarihteneski.com/ihracat-ithalat-ve-denge/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 11:47:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
<category>denge</category><category>ekonomi</category><category>ihracat</category><category>ithalat</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihteneski.com/ihracat-ithalat-ve-denge/</guid>
		<description><![CDATA[
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Türkiye’nin 2007 yılı ihracatı 107, ithalatı 170 milyar dolar olarak açıklandı.
Doğada denge (Adalet) zorunlu ihtiyaçtır. Göreceli olarak, dış etkilerin şiddetine bağlı olarak, dengeli sistemler varlıklarını uzun süre devam ettirirler. Sistemlerin dengeleri bozulduğunda, oluşan yeni denge noktasına göre, dönüşüme uğramak zorunda kalırlar. Böylece, sistem değişime uğrar. Örneğin, dengesini kaybedip uçurumdan yuvarlanan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.tarihteneski.com/wp-content/uploads/2008/02/ihracat.jpg" alt="ihracat ithalat ve denge" align="left"/><br />
Yazan: Nurettin Değirmenci<br />
Elk. Yük. Müh.</p>
<p>Türkiye’nin 2007 yılı ihracatı 107, ithalatı 170 milyar dolar olarak açıklandı.</p>
<p>Doğada denge (Adalet) zorunlu ihtiyaçtır. Göreceli olarak, dış etkilerin şiddetine bağlı olarak, dengeli sistemler varlıklarını uzun süre devam ettirirler. Sistemlerin dengeleri bozulduğunda, oluşan yeni denge noktasına göre, dönüşüme uğramak zorunda kalırlar. Böylece, sistem değişime uğrar. Örneğin, dengesini kaybedip uçurumdan yuvarlanan bir araç hurda yığınına dönüşür. Şiddetli rüzgâr ile devrilen ağaç; ağaç özelliğini kaybeder, çürüyüp dağılır.<br />
Yeryüzünde, denge iki türlü sağlanır:<br />
1-Doğal oluşan dengeler vardır. Bazı insanlar bu tür denge oluşumlarına, “Kader” adını verir.<br />
2-İnsanın denetiminde oluşan dengeler olur. Bilgili ve becerikli insanlar, toplumlar kendi dengelerini (Kaderlerini) kendileri yaratır.<br />
 Görecelilik Yasası gereği:<br />
A-Doğada sayılmayacak kadar değişik dengeler oluşur ve değişir.<br />
B-Doğanın her noktası denge için uygundur; gerekli önlemler alındığında, denge sağlanır.<br />
Doğada zaman yoktur. Bu nedenle, sağlanan dengenin süresini dış etkiler belirler. Doğada, göreceli olarak, dış etkilerle orantılı neden-sonuç ilişkisi içinde sonsuz değişimler gözlenir. İnsanlar, sahip oldukları bilgi, beceri, yaratıcılıkları ile orantılı sağladıkları dengelerin dayanıklılığını ve süresini hesap ederler. Toplumlarda çok sayıda denge sağlanır. Dengelerden bazılarını sağlam zeminlere oturtup kalıcı olmasına çaba harcandığında, diğer dengelerin bozulmamasına dikkate edilmesi gerekir.<br />
1-Basit ölçülerle hesaplanan denge hesapları ve süreleri insanların yanılmasına neden olur.<br />
2-Evrensel ölçülerle hesaplanan denge hesapları ve süreleri, şiddetli dış etkiler ortaya çıkmadıkça çoğunlukla doğru çıkar.<br />
Kapalı bir sisteme giren enerjinin çıkana eşit olması gerekir. Eğer eşitlik (Denge) yok ise patlama, çatlama, kırılma, büzülme kaçınılmaz olur.<br />
Denge oluşmadığında ne kadar büyüklükte patlama, çatlama, kırılma, büzülme meydana gelebilir?<br />
Sistemin sahip olduğu enerji ve dengeden sapma miktarı patlamanın, kırılmanın, büzülmenin şiddetini belirler. Örneğin, ABD ekonomisindeki yüzde onluk bir büzülme ile Afrika’daki yoksul bir toplumdaki yüzde onluk ekonomik büzülme farklı şiddette oluşur, dünyaya etkileri değişik olur. </p>
<p> <a href="http://www.tarihteneski.com/ihracat-ithalat-ve-denge/#more-134" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihteneski.com/ihracat-ithalat-ve-denge/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
