Mar 07 2008

Gerçeklik Doğruluk ve Güzellik

Yayınlayan: admin Tarih: 4:51 am Kategori: Sosyoloji

fizik yasaları
Yazar: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Gerçek olan doğrudur ama güzelliği tartışılabilir.

Evrende bir başlangıç noktası yoktur. Görecelilik Yasası gereği, ölçüler, en az iki nesne, hareket ve hareket aralığı arasında olabilir. O halde, gerçekler nasıl ölçülür?
İnsanlar, doğrudan değil, belleklerindeki kavramlarla doğadaki nesne, hareket ve hareket aralıklarını ölçü ile tanımaya çalışırlar.
1-Basit kuralları bilenler basit ölçüler yaparlar. Basit ölçülerde, “Büyük, küçük, hızlı, yavaş, eski, yeni…” gibi katsayılar kullanılır. Basit ölçüm yaparların yargıları bulanık olur. Bulanık yargılarla gerçeklerin üzeri örtülür, doğrular bilinmez, güzellikler geçici olur. Ne yazık ki, günümüzde, çoğunlukla basit ölçüler kullanılır.
2-Evrensel yasalarla evrensel ölçüler yapılır. Evrensel ölçülerde, sayılar katsayı olur. Bunun için birim sistemi, evrensel dayanak noktası, ölçü aletlerine ihtiyaç olur.
Hem basit, hem evrensel ölçülerde:
A-Hainlik,
B-Cahillikten ötürü yanlış ölçü yapılır.
Yanlış ölçülerle, yanlışın miktarı ile orantılı olarak, kusurlu gerçeklere ulaşılır.
I-Bellek dünyasındaki kusurlu bilgiler, kusurlu yargılara;
II-Kusurlu yargılar kötü davranışlara neden olur.
Görecelilik Yasası gereği, birileri için, “Kötü” olan davranış, diğerleri için, “İyi” olabilir. O halde, “İyi ve kötü” davranışları evrensel tanımlanmadığı sürece tartışmalara, kavgalara neden olur. Evrensel tanım, evrensel yasalar ve ölçülerle mümkündür. Örneğin, evrensel kurallara uygun yapılan, evrensel ölçülerle sonucu tayın edilen bir spor yarışması doğru ve güzeldir. Buna karşın, basit ölçülerle belirlenen sonuç tartışmalı olur. Tartışma, gerçeklerin bilinmeyişinden ya da gizlenmesinden ortaya çıkar.
İnsanların acı çekmemesi, gelişmesi, mutlu olabilmesi için gerçekleri tanıması gerekir. Gerçeklerin gizlenmesi ya da tanınmaması ile insanlar hayali gerçekler peşine takılır. Hayali gerçekler süre içinde, “Gerçek” diye bilinir. Bu nedenle, bazı doğrular, toplumlara egemen sağduyulara göre değişir. Olayı bir örnek üzerinden açıklayalım:
(A), birey olarak yetişmiş, ölçülü davranan ve inançlı insandır.
(B), kul olarak yetişmiş, gönüllü olarak haklarından vazgeçen, ayrıcalık peşinde koşan, tapınan (Boyun eğen) biridir.
(C), evrensel ölçülerle (A) ve (B)’Yİ inceleyen gözlemcidir.
(C)’NİN evrensel ölçülerine göre:

+Benzer konularda (A) ve (B)’NİN davranışları, konuşmaları zıtlıklar gösterir.
+Hem (A), hem (B) zıt davranış ve konuşmaları ile gerçektirler.
+Benzer konularda, zıt konuşma ve davranışları ile (A) ve (B) doğru hareket ettiklerini iddia ediyorlar.
Bir bilgisayar ekranından (A) ve (B)’NİN konuşma ve davranışları incelendiğinde:
1-Fiziksel varlık olarak, (A) ve (B) doğal yaratıklardır. Doğal yaratıklar güzeldir.
2-(A) ve (B), göreceli olarak, belleklerindeki bilgilerle orantılı yargıya varırı, doğayı tanırlar. Tanıdıkları oranda onu denetim altına alır; kendilerine ve diğer insanlara yararlı olurlar.
3-(A) ve (B) gerçeklerden uzaklaştıkları oranda insani değerlerden uzaklaşırlar. Kendilerini ve diğer insanları yanılttıkları, diğer bir ifadeyle zarar verdikleri oranda evrensel güzelliklerden uzaklaşırlar.
4-(A) ve (B) tanıdıkları gerçeklerle orantılı doğaüstü inanış ya da tapınışlara sahip olurlar.
*
Bir insanın davranış ve konuşmalarını ölçmek oldukça zordur. Toplumlar milyonlarca insandan oluşur. Bu nedenle, toplumlar hakkında basit ölçülerle yargıya varmak, yanlışların temel nedenidir.
1-Gelişmiş ülkelerde göreceli olarak bilgi birikimi ile orantılı gerçekler tanınır. Bilgi, beceri, araç-gereç birikimi ve yeterli ürün sonucu insani değerlere ihtiyaç oluşur, sevgi kalıcı olur. İnsani değerler ve sevgi ile çoğunluk insanların konuşmaları ile davranışları uyumlu olur.
2-Geri toplumlarda göreceli olarak kısıtlı bilgi ile gerçekler tanınmaz. Sınırlı bilgi, beceri, araç-gereç ve ürün sonucu ayrıcalık ihtiyacı ortaya çıkar, korku kalıcı olur. Ayrıcalık ve korku, insanların konuşmaları ile davranışlarını zıt yöne iter.
+Bir toplumda, konuşmalar ile davranışlar ne kadar zıt yönde ise o toplumda gerçekler o oranda gizlenir. Yalan, gerçekleri gizleyen eskimeyen örtüdür.
+Bir toplumda birey sayısı ne kadar az ise gerçekler o oranda yerin altında bulunur. Kullar, önlerindeki liderleri taklit eder ve topluca gerçeklerden uzaklaşırlar.
+Bir topluma ne kadar fazla önyargı, peşin hüküm, sağduyular egemen ise o oranda gerçeklerin üzeri örtülür. Peşin hüküm, önyargı, sağduyular, sabit; gerçekler; değişim içindedir.
+Bir toplumda ayrıcalıklar ne kadar yaygın ise o oranda gerçekler gizlenir.
+Bir toplumda bilgi, beceri, araç-gereç birikimi ile çalışıp üretme ne kadar az ise gerçekler o oranda uzakta bulunur.
+Bir topluma korku egemen ise gerçekler gizlenir, sevgi egemen ise yalandan nefret edilir.
**
Gerçeklerden uzaklaşan insanlar hayal dünyasında yaşamayı tercih ederler. Hayal dünyasında yaşayanlar gerçek dünyayı terk eder.
—Din, mezhep, doğaüstü söylevleri ile kendilerini avutabilirler.
—Doktrinlerin söylevleri ile süre harcayabilirler.
—Uyuşturucu, içki, ilaç gibi zehirlerle hayal dünyasında kalmaya çalışabilirler.
***
Canlı yaşamın devam etmesi için bazı gerçekler vardır. Gerçekler deneyle öğrenilir.
****
Doğada sürekli bir değişim vardır. Değişim doğa yasalarının denetiminde oluşur.
1-Doğada, göreceli olarak, değişen gerçek nesne, hareket ve hareket aralıkları vardır. Her nesne, hareket ve hareket aralığı dış etkilerle orantılı değişimlere uğrar.
2-Şimdilik, doğa yasalarının değişmezliği kabul edilir.
Doğa yasaları gereği değişmez gerçekler:
A-Her varlık olduğu gibi varlığını ve türünü sürdürmek ister; varolmak sevgi ve umut duygularını yaratır.
B-Her varlık dış etkilere tepki gösterir; yok olma veya acı çekme tehlikesi korku duygusunu yaratır.
C-Etki ve tepkilerin sonucunu kuvvet belirler. Doğada, güçlü ve hızlı olan varlığını sürdürür.

Yorumunuzu Yollayın

Yorum göndermek için birlogged in olmanız gerekmektedir.

eXTReMe Tracker