Haz 05 2007

Gölgeler Kralı

Yayınlayan: admin Tarih: 1:25 am Kategori: Yaşam

gölgeler kralıYazan: Görkem Çakın
Serbest Yazar

Göğsündeki yeşil tüyleri kabarık, süzülüyor taşlarla örülü zemine doğru! Az sonra gireceği harbin hiddetinden, gözleri kızarık! Kanatlarını açıyor iki yana doğru, başı dik! Yürürken ileri geri giden kafasıyla,endamlı bakışlarına, soylu yürekliliğini katıyor. Dengesini kanatlarıyla sağlamalı oysa, bilerek yapıyor belli ki. Yalpalamak ‘kur’unun bir parçası olmuş. İlkin birine gidiyor. Kanatlarını gerebildiği kadar geriyor ki; kabarması,cüssesine,endam katması gerek. Yelpazesini sunuyor dişiye, kuyruğundan. Centilmence tavırlarıyla herkesi baştan çıkartacak düşüncesi, onu daha da yüceltiyor. Yelpazeyi sunuyor… Görünüşüyle kendine güvendiği apaçık ortada… Yelpazesini açıyor boyluca kuyruğundan… ‘Ku kuuu kuuuuuuuu ku’ Kur yaptığını söyleyerek, ne kadar açık sözlü olduğunu da göstermek amacı… Ku kuuu kuuu!

Ama olmuyor…

Hadi bir kez daha denemeli umudunu. Kös kös oturmak yerine, hazır kabarmışken, diğerlerine centilmenliğinden ve erkekliğinden bonkörce dağıtma peşinde… Koşturmalı, pes etmemeli. Aynı devinimlerle bir diğer dişinin yanında aşkını ilan ediyor. Aşklar ortada kalmamalı, yakıştırılmalı bir yerlere, yerden kaldırmalı düşen aşkları. Pes etmemeli en önemlisi, yeni bir umut için peşlerinden gruba katılmalı…

Güneş doğmaya yüz tutmuşken kumruların bu koşuşturmaları insanların ilgisini çekiyor. Telaşlı,hep bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar.Öğle vaktini bekliyor kumrular. Onların da telaşları büyük.Dinlenme, uyuklama, su içme sonra da dinlenme, uyuklama ve tekrar su içme telaşı sarıyor bütün gün kumruları ve hazırlık yapmaları gerek.Bir de gölge ki öğlen olduğunda koca meydan bütün karanlıkları aydınlığa çeviriyor.Bu meydanın en güzel yaptığı iştir bu! Kumrular bile biliyor. Kafalar bir ileri bir geri!

Göğsündeki kıvırcık kılları havalı, esen rüzgarı göğüslüyor. Sıcaktan iliklerini açmış gömleğin. Güneş bugün meydana o var diye ışıklarını tutuyor. Her yer apaydınlık. Sıcaktan akmış terleri göğsüne doğru. Sakin bir o kadar da havalı adımlarıyla meydanı kasıp kavuracak belli ki! Her yer kumru… Kur yapan Kumrular! Kuu kuu kuuu! Havalanıyorlar yükseklere. Kanat çırpışlar her yerde! Gözlerini kırpıştırıyor, kumrular yüzüne gözüne çarpacakmış gibi yakınından geçiyorlar.Yürümesi duruyor. Eliyle başını koruyor,belki de eliyle asker selamı veriyor kumrulara bilinmez! Kaçar adımlarla heykele doğru yaklaşıyor.Etrafına bakınıp, birileri onu seyredip de haline gülmüşleri mi diye kolaçan etmeyi de ihmal etmiyor.Heykelin yanındaki gölgelik bankta soluklanıyor. Otururken derin bir oh çekiyor. Güneşin bütün yükünü üstünden atmış edasıyla! Bacak bacağın üstüne kurulmuş…

Dinlendikten sonra Elindeki hasır çantadan teker teker eşyalarını çıkartıyor. Boyu kadar siyah, yere serilmelik bez var elinde. Ev hanımlarının balkondan halı silkelemesi gibi bir iki sallandırıyor poşet bezi. Her silkelediğinde kumrular uçuşuyor havaya. Malzemelerini seriyor yere. Bir sürü malzeme. Birazdan meydanın portresini yapacak belli ki! Yüzündeki eda o ifadeyi andırıyor.Sert ve ciddi bakışlar, işini yapmanın verdiği mutluluğu örtemiyor. Hafif mahmurluk var üzerinde, sabahın verdiği hediye! İşini bitirdikten sonra karşıya geçip eserinin sorunsuz olup olmadığına bakıyor. Beklemeli şimdi. Güneşle başlayıp güneşle biten zaman diliminde beklemeli, aynı devinimlerle toparlanıp sabaha geri gelmek için gitmeli… ‘İşe başlamadan yarına ne yapacağını düşünmeli insan’ diye geçiriyor içinden.

Sabahın ilk ışıklarıyla, kumruların bu koşuşturmaları insanların ilgisini çekiyor. Telaşlı,hep bir yerlere yetişmeye çalışan insanların geçtiği kocaman meydanda.Öğle vaktini bekliyor kumrular. Onların da telaşları büyük.Dinlenme, uyuklama, su içme sonra da dinlenme, uyuklama ve tekrar su içme telaşı sarıyor bütün gün kumruları ve hazırlık yapmaları gerek.Bir de gölge ki öğlen olduğunda koca meydan bütün karanlıkları aydınlığa çeviriyor.Bu meydanın en güzel yaptığı iştir bu! Kumrular bile biliyor. Kafalar bir ileri bir geri! Sabahları fazla iş yapılmaz buralarda. Öğlene kadar uyuklamalı aslında derken bile kumrular iş başında. Tüm meydanı koşturup köşe bucağı tarıyorlar. Bu saatte iki lokma bulmak ne de zor. Herkes çalışırken onlara yemek düşmez ki bilincinde kumrular. Terbiyeli davranıp yemek saatini bekliyorlar.

- Aç mısın?
- …
- Bak bunları az önce aldım! Sıcaktır, afiyetle yiyebilirsin.
-…
-Teşekkür etmene gerek yok annem. Kumrulara iyi bak sen,yeter. Saat erken değil mi?
-…
-Ama böyle susma… Peki! Oradan iki tane verir misin? Yazık gariplere baksana bir tanecik yemin lafını yapıyorlar.Ne kadar bunların tabağı?
-…
-Tamam anladım annem. İki tabak ver sen, al şu parayı da! Yeter değil mi bu kadar para? İstiyorsan daha da fazla verebilirim… Tamam tamam! Ne tarafa doğru atacağım tabaktaki yemleri? Derken adam poşetteki börekleri karıştırır. Ağzı dolmuştur. Bir şeyler söylemek ister, beceremeyince ağzını daha fazla doldurmaya başlar. Yaşlı teyze adamın haline acırcasına bakarken, önemli bir işi varmış da geç kalmış olduğunu fark edince adamı seyretmeyi bırakıp meydanın öteki yanına doğru yürümeye devam eder.Meydan için kahvaltı saatidir şimdi. Kimse kimsenin yemeğine göz dikmeden mideye indirir kendi paylarını.

Öğle vakti geldiğinde bile sabahki telaş devam ediyor meydanın örülü taşları üzerinde. Kumruların bu koşuşturmaları insanların ilgisini çekiyor. Telaşlı,hep bir yerlere yetişmeye çalışan insanların geçtiği kocaman meydanda. Onların da telaşları büyük.Dinlenme, uyuklama, su içme sonra da dinlenme, uyuklama ve tekrar su içme telaşı sarıyor bütün gün kumruları ve hazırlık yapmaları gerek.Bir de gölge ki öğlen olduğunda koca meydan bütün karanlıkları aydınlığa çeviriyor. Meydanın en ulu heykeli tüm gölgeleri kendinde toplayıp,meydana bağışlıyor Bu meydanın en güzel yaptığı iştir bu! Kumrular bile biliyor. Kafalar bir ileri bir geri! Herkes bir yöne doğru kafalar ileri geri,vücutlar sallanarak ilerliyor. Gölgeler kralı adam şimdi. En güzel köşeyi kapmış sabahtan. İşe ondan sonra gelenler güneşte müşteri beklemek zorunda kalıyorlar. Güneşin hizmetkarları diğerleri… Kumrular hiç aç kalmıyorlar öğle vakti. Güneşi umursamadan, kanatları altında yemleniyorlar güneşin. Kanatlar iki yöne açılıyor. Uçmaya üşenip iki adım ötedeki yeme uzanamaz hale geliyorlar. Tembellik vuruyor öğle vakti herkesi.sevgiliye kur yapma işi bile gölgeye kalıyor. Gölgelikler aşkın tanrısı şimdi. Tembellik vurmuş olmalı. Gölgeliğin tepesine çıkıyorlar hep bir ağız olmuşlar sanki. Meydan boşalıyor,insanlar kumruların yürüdükleri yerlerde koşuşturmaya devam ediyor. Yemler ayaklar altında eziliyor. Ezildikçe tembellik artıyor. Bütün bütün yutmak varken kim yesin kırıntıları. Çocuk var meydanın ortasında. Kalanların peşinden koşuşturuyor. Kalanlar da yitiyor teker teker gözden. Hepsi gölgelikte şimdi. Adam doğruluyor oturduğu yerden. Sabahtan beri yaptığı ilk hareket bu. Kalkıp taş atıyor gölgeliğe. Kumrular havalanıp ıska geçiyorlar taştan,yerlerine geçiyorlar bir şey olmamış gibi. Sanki aşağıdan taşı atan gölgeler efendisi değil. Terbiyesizliklerine kızıp bir iki taş daha atıyor. Kumrular sarmaş dolaş. Umursamıyorlar gölgeler efendisini. Kurlarının armağanı olan sevişmeleri yaşıyorlar gönüllerince. Gölgeler efendisinin daha çok gölgeye ihtiyacı var. Fethe çıkmalı bütün meydanı. Güneşe savaş açıp tüm meydanı tekrar ele geçirmeli, yapmalı ki kumrular insin aşağıya,hizmet etsinler efendilerine.Bekliyor…

Kabarık yeşil tüylü güvercin meydanın tam ortasına konuyor. Kan kırmızısı gözleriyle süzüyor etrafı. Yerdeki yemleri küçümsercesine göz gezdiriyor. Biri var gölgede,gözü takılıyor. Yemeklerin şahı yemlerin en güzelleri tepsiler içinde ona sunulmuş gölgeler içinde. Yaklaşıyor ziyafetine doğru. Kumrular gölgeliklerden izliyor yeşil tüylü güvercini. İnmeli yanına. Bu meydanın sahipsiz olmadığını göstermeli. Tek bir kırmızı gözlü baş, meydanın tam ortasında yemlerle kendine ziyafet çekiyor. Tek bir baş ileri geri yürüyor yemden yeme… Çığlıklar yükseliyor meydandan. Çığırtkan kumrular bu sefer haberler vermek için seslerini yükseltiyor. Kuuuuu kuu kuuu! Sese uyanıyor adam. Güvercine uyan birkaç kumrunun yemlerini didiklediğini görünce olduğu yerden hışımla kalkıp kovalıyor kanatlı işgalcileri. Yaptıkları yağmanın verdiği hazla göklere yükseliyor. Bir sürü kumru var havada. Meydandaki tüm kumruları kovalamaya başlıyor. Hantallara taşlar atıp uyuşukluklarını gideriyor gölgeler kralı. Gölgeler hakim tüm meydanın üzerinde. Kumrular bulut olup gölgeliyor koskoca meydanı.

Uyumamalı… İş varken kumrular meydanın ortasında yemlenirken, hayırsever insanlar, yemleri meydana savururken uyunur mu? Tüm meydanın efendisi gölgeler kralı şimdi. Tembellik yapan olursa; sakince oturduğu yerden hışımla kalkıp cezalandırıyor herkesi.Herkes kazanıyor. Kumrular şişmanca olsalar da memnunlar hallerinden. Güneş batıyor bugün meydanda…

Yorumunuzu Yollayın