Şub 06 2008
İhracat - İthalat ve Denge
->

Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Türkiye’nin 2007 yılı ihracatı 107, ithalatı 170 milyar dolar olarak açıklandı.
Doğada denge (Adalet) zorunlu ihtiyaçtır. Göreceli olarak, dış etkilerin şiddetine bağlı olarak, dengeli sistemler varlıklarını uzun süre devam ettirirler. Sistemlerin dengeleri bozulduğunda, oluşan yeni denge noktasına göre, dönüşüme uğramak zorunda kalırlar. Böylece, sistem değişime uğrar. Örneğin, dengesini kaybedip uçurumdan yuvarlanan bir araç hurda yığınına dönüşür. Şiddetli rüzgâr ile devrilen ağaç; ağaç özelliğini kaybeder, çürüyüp dağılır.
Yeryüzünde, denge iki türlü sağlanır:
1-Doğal oluşan dengeler vardır. Bazı insanlar bu tür denge oluşumlarına, “Kader” adını verir.
2-İnsanın denetiminde oluşan dengeler olur. Bilgili ve becerikli insanlar, toplumlar kendi dengelerini (Kaderlerini) kendileri yaratır.
Görecelilik Yasası gereği:
A-Doğada sayılmayacak kadar değişik dengeler oluşur ve değişir.
B-Doğanın her noktası denge için uygundur; gerekli önlemler alındığında, denge sağlanır.
Doğada zaman yoktur. Bu nedenle, sağlanan dengenin süresini dış etkiler belirler. Doğada, göreceli olarak, dış etkilerle orantılı neden-sonuç ilişkisi içinde sonsuz değişimler gözlenir. İnsanlar, sahip oldukları bilgi, beceri, yaratıcılıkları ile orantılı sağladıkları dengelerin dayanıklılığını ve süresini hesap ederler. Toplumlarda çok sayıda denge sağlanır. Dengelerden bazılarını sağlam zeminlere oturtup kalıcı olmasına çaba harcandığında, diğer dengelerin bozulmamasına dikkate edilmesi gerekir.
1-Basit ölçülerle hesaplanan denge hesapları ve süreleri insanların yanılmasına neden olur.
2-Evrensel ölçülerle hesaplanan denge hesapları ve süreleri, şiddetli dış etkiler ortaya çıkmadıkça çoğunlukla doğru çıkar.
Kapalı bir sisteme giren enerjinin çıkana eşit olması gerekir. Eğer eşitlik (Denge) yok ise patlama, çatlama, kırılma, büzülme kaçınılmaz olur.
Denge oluşmadığında ne kadar büyüklükte patlama, çatlama, kırılma, büzülme meydana gelebilir?
Sistemin sahip olduğu enerji ve dengeden sapma miktarı patlamanın, kırılmanın, büzülmenin şiddetini belirler. Örneğin, ABD ekonomisindeki yüzde onluk bir büzülme ile Afrika’daki yoksul bir toplumdaki yüzde onluk ekonomik büzülme farklı şiddette oluşur, dünyaya etkileri değişik olur.
Türkiye’deki bazı yetkililer ile bunlara yakın olanlar, “Yıllık ihracatta 100 milyar sınırını aştık. Hedefimiz artışa devam etmektir.” Diye övünüyorlar. Konuşmaların sonunda, ithalata değinmiyor ya da sessizce geçiştiriyorlar.
İhracatın artması sevindiricidir. Peki, ithalat ile ihracat arasındaki uçurum ne demektir?
1-Türkiye bazı gelişmiş araç-gereçleri, nesneleri, hammaddeleri ithal edip tüketiyor.
2-Türkiye, bazı ürünleri ithal edip bunları işleyerek yeni ürünler yaratıyor.
2A-Yeni ürünlerim bir kısmı ihraç ediliyor.
2B-Yeni ürünler yurtiçinde tüketiliyor.
3-Türkiye, gelişmiş silahlar satın alıyor.
4-Türkiye, kendi ürettiği bazı nesneleri ihraç ediyor.
Buradan:
(2A)+(4)-(1)-(2)-(3) = -63 milyar dolardır.
Görüldüğü gibi, ithalat ile ihracat arasında yüzde yetmiş oranında fark vardır.
Türkiye’deki yöneticiler yönetimde kalabilmek için vatandaşların hakkı olmayan nesneleri tüketmesine aracılık ederek onların geleceklerini ateşe atıyorlar.
Denge nasıl temin edilir?
Türkiye, ithalatını peşin, yıllık, beş yıllık, 10 yıllık, 20 yıllık vadelerle borçlanarak yapıyor.
1-Borçlanma sürelerini uzatarak yoluna devam edebilir. Tüketim için borçlanan toplumların borçlarını ödeyebildikleri pek bilinmez. Örneğin, Osmanlı, borçlarının anaparasını hiç ödeyemedi. Faizin faizini ödeyerek, faizi anaparaya ekleterek borç yükünü sürekli arttırdı.
2-Türkiye, zengin Arap şeyhlerini yatırıma davet ederek, döviz girdilerini artırmaya çalışıyor. Bu yol yanlış değildir ama getirisi ne olur, gelecek nesiller bu olaydan nasıl etkilenir acaba?
3-Turizm gelirleri artabilir ama bu alanda ciddi yatırımlar gözükmüyor. Hatay, Adıyaman, Şanlıurfa, Mardin, Van gibi turizm potansiyeli olan yerlerde yatırımlara rastlanmıyor.
4-Yurtdışında çalışanların sayısı ve yapılan iş miktarı artabilir. Bu kolay değildir. Çin, Güney Kore, Japonya firmaları iş kapmak için aşırı çaba gösteriyorlar.
5-Yöneticiler, başta askeri olmak üzere resmi kurumlardaki harcamalara sınırlamalar getirebilir ve giderleri azaltabilirler.
Geri toplumlarda iktidara gelenler kısa süreli çıkarlar uğruna uzun süreli politikalar üretemezler. Türkiye’deki resmi kurumlardaki hantallığın azaltılması zorunludur. Niçin?
Türkiye’de üretimin arttırılması için resmi kurumlardaki giderlerin azaltılması, işlerliğin arttırılması gerekir. Resmi kurumlardaki giderler ve hantal yapı yüzünden vergi oranları yükseklerde kalıyor. Vergilerin azaltılması ile üretim artar; ithalat ile ihracat arasındaki uçurum kalıcı dengeye kavuşur.
Bugünkü cari açık (İthalat ile ihracat arasındaki fark) güzel olayların habercisi değildir.
Önümüzdeki günlerde, dış etkilerle orantılı, yeniden bunalımlı günlere dönebiliriz.
Yorumunuzu Yollayın
Yorum göndermek için birlogged in olmanız gerekmektedir.