Tem 05 2007

İnsan Yemek İçin mi Yaşamalı?

Yayınlayan: admin Tarih: 7:18 am Kategori: Felsefe

yemekYazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Yıllardır sorulur: İnsan yemek için mi yaşamalı, yaşamak için mi yemeli?

Her soru basit ya da evrensel ölçü ile yanıtlanır.
1-Basit ölçüler, basit kuralların ürünüdür. Basit kurallarla yuvarlak, her türlü yoruma uygun, “Çok, az, büyük, küçük, eski, yeni, oldukça…” gibi katsayılarla donatılmış ölçüler çıkar. Basit ölçülerde, Doğanın İkinci Yasası gereği, “Güçlü haklıdır!” temel ilkesi çoğunlukla geçerli olur; etkileyici konuşan, bağıran, çığıran, yaygara yapan zafer kazanmış sayılır. Bütün ilkel toplumlarda basit ölçüler geçerlidir. Göreceli olarak, evrensel ölçüler seyrek olarak kullanılır.
2-Evrensel ölçü için evrensel yasalar, evrensel dayanak noktası, sayılar, Üçüncü Nesne olan birim sistemi ve uygun ölçü aygıtı gerekir.
Basit ölçüler kolay, evrensel ölçüler zordur. Doğa kolaylıktan yanadır.
Evrensel ölçü nasıl yapılır?
Ölçümü yapılacak nesne, hareket veya hareket aralığı (süre) ile ilgili evrensel yasaların bilinmesi gerekir. Örneğin, sesin yayılması ile ilgili yasalar bilinmeden, evrensel ses ölçümleri yapılamaz.
Görecelilik Yasası gereği, Evrende bir başlangıç noktası yoktur. Bu nedenle her ölçü için başlangıç noktası seçilmesi zorunludur. Örneğin, evrensel süre ölçümü için İsa’nın doğduğu (Veya öldüğü) yıl dayanak alınır.
Ölçü kıyaslamadır. Ölçü için en az iki nesne, hareket veya hareket aralığının olması zorunludur. Bir nesne, hareket veya hareket aralığını ölçmek için dâhiler tarafından yaratılan Üçüncü Nesne olan birim sistemi olması gerekir. Örneğin, “A çubuğu üç birim uzunluğundadır” denir.
(Nesne, hareket, hareket aralığı için seçilen birimler temeldir. Kilogram, Metre, Saniye’den oluşan MKS örnek verilebilir. Diğer birimler, “Türetilmiş birimler” adını alır.)
+Seçilen birim, ölçülen nesne ya da hareketten küçük,
+Ölçü aygıtının ölçme sınırları, ölçülen nesne veya hareketin büyüklüğüne uygun olmalıdır. Örneğin, terzilerin kullandığı metre ile elektronik baskı devrelerinin değişik ölçümleri yapılamaz.
Evrensel ölçü için yeterli sayı bilgisi zorunludur. 1000’e kadar saymasını bilen insan 10000 koyunu sayamaz. “Çok sayıda koyun var!” diyerek, ölçüyü tamamlar.
*
İnsanların bellek dünyası ve dış dünyaları vardır.
1-Bellek dünyasındaki oluşumlarda henüz evrensel ölçüler kullanılamıyor. Örneğini, kin, nefret, sevgi, öfke, güzellik, çirkinlik, korku, açlık, susuzluk gibi duygular sayılarla bilinmiyor.
2-Dış dünyadaki nesne ve hareketler kısmen evrensel ölçülerle tanımlanabiliyor. Örneğin, acı, tatlı, ekşi, tuzlu, değişik kokulu nesneler sayılarla birbirinden ayırt edilemiyor. Bazı benzer nesneleri diğerlerinden sayılarla ayırt etmek için dolaylı evrensel ölçümlerden yararlanılır.

Doğadaki bütün canlılar yaşamlarını ve türlerini sürdürmek için doğanın çizdiği sınırlar içinde zorunlu ihtiyaçlarını temin etmek zorundadırlar. İnsanlar, diğer canlılardan, bellek dünyasında bilgi ve beceri birikimi, dış dünyada araç-gereç kullanarak ayrılırlar. İnsanların:
1-Doğa yasaları gereği, yaşam ve türlerini sürdürmeleri için zorunlu ihtiyaçları olur. Bunlardan biri yeme-içmedir.
2-İnsanlar belleklerindeki bilgi ve beceri birikimi, sahip oldukları servet, araç-gereçlerle orantılı yaşamlarına süs, renk, desen katan ihtiyaçlar peşinde koşarlar. Yaşama renk, desen, süs katan ihtiyaçlardan biri yeme-içmedir.
+İnsanlar yaşamak ve türlerini sürdürmek için yemek-içmek zorundadırlar. Vahşi yaşamda yeme-içme, uyuma ve türünü sürdürme çabaları olur.
+İnsanlar, yaşamlarına renk, desen, süs katsın diye değişik miktarda yeme-içmeye süre ve servet harcarlar.
***
Doğanın İkinci Yasası gereği, insanlar, hemcinslerinin üstüne çıkmak isterler. Herkesin kendilerini takdir etmesini, herkesin kendilerinden söz etmesini beklerler.
A-İlkel toplumlarda kaba güç, servet, görkemli sofralar, gösterişli giysiler hemcinsinin üstüne çıkmada araç olarak kullanılır. Örneğin, halifelerin kurdurdukları sofralar dillere destandır. Keza günümüz ilkel Arap toplumlarında, şeyhler, geniş haremleri ile zengin sofraları arasında gidip gelmekten başka etkinliklere süreleri kalmaz. Aç ve yoksul toplumlarda sofraları zengin liderlerin peşine düşenler, kuyruk oluşturanlar fazla olur. Olsunlar!
Tüketim toplumlarında, örneğin Amerika’da, görkemli davetler asırların geleneğidir. Ancak, Avrupa ve Amerika’da, davetlerde zengin yiyecek-içeceklerle birlikte giysi yarışı gözlenir. Müzik ve sanat etkinlikleri eksik olmaz.
B-Ayrıntılı toplum yasalarının ve ölçülü kurumların egemen olduğu toplumlarda, insanlar, rekabet ile hemcinsinin üstüne çıkmaya çalışırlar.
+Bilgi ve beceri ile doğayı kısmen evrensel ölçülerle tanımak ve denetim altına almak çabaları yaygınlaşır.
+Sanat, müzik, spor, edebiyat etkiliklerinde başarılı olmak ve rakiplerini alt etme çabaları olur.
+Eğitim, yönetim etkinliklerinde yenilikler yapmak ve süre ile maddi giderlerde tasarruf sağlamak amaç olur.
+Göreceli olarak toplumu genel mutluluğa taşımada rakipleri geride bırakma çabası olur.
+Yıkıcı, yakıcı, öldürücü etkinliklerde başarı sağlayanlar kahraman ilan edilir.
+Doğaüstü ile ilgili yenilik yapma çabasına girişilir.
Böylesi üstün ve güç çabalara girişenler yeme-içme etkinliklerinden vazgeçerler mi?
Örneğin, çoğunluk öğrenciler ve araştırmacılar, Mozart, Vivaldi, Gauss, Maxwell, Einstein, Dirac gibi dâhilerin yeme-içme etkiliklerini değil, eserleri hakkında konuşur, yazar ve eğitim alırlar.
Dâhilerin, hepsi değil, çoğunluğu yeme-içme konusunda ölçülü olmayı tercih eder.
****
İnsanlar ne kadar miktar yemeli?
Acıkmanın sayılarla ölçülemediğini söyledik. Örneğin, sabah saat 7’de kahvaltı yapan iki insanı ele alalım. Bunlardan biri saat 12’de acıkmış olurken, diğeri açlık hissetmeyebilir. Bellekte oluşan yeme ile ilgili dengesizlikler açlık hissini yaratır. Bunun değişik nedenleri vardır:
—Bellek yükleri (sıkıntıları),
—Atalardan alınan genler,
—Yiyecek miktar ve çeşitleri,
—Alışkanlıklar,
—Bedendeki diğer dengesizlikler (sağlık sorunları),
—Acılara katlanma farklılıkları,
—Yaş durumu,
—Çalışma koşulları,
—Hava koşulları, nedenlerden bazılarıdır.
Bu etkileri evrensel ölçülerle hesaplamak zordur. İnsanlar asırlardır basit hesaplarla bazı sonuçlara ulaşırlar. Varılan sonuçların çoğunluğu atalardan miras alınan basit sağduyulardır.
Verilen örnekten görüldüğü gibi; basit ölçülerle açlık hissi ile ilgili sonuca ulaşmak kolay, evrensel ölçü ile oldukça zordur.
Günümüzde, bilim adamları, sağlıklı insanlar için günlük alınması gereken gıda ile ilgili bilgiler verirler. Hesaplama sporcular, çalışanlar, yaşlılar, çocuklar için farklı yapılır. Rakamlar çoğunlukla kalori esaslıdır. Çalışan insanların alması gereken kalori miktarı ve gıda çeşitleri günlük tespit edilir. Batı ülkelerindeki işyerlerinde uzmanların hazırladığı uygun kalorili ve beden için gerekli yemek çeşitleri çalışanlara sunulur.
İnsanlar haşlandıkları yemekleri yediği sürece zevk alır. Ancak, yemek bitmeden bedenin değişik kısımları itirazlara başlar. Bu itirazlar ne kadar dikkate alınmalıdır?

“Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” mı?

İnsanların tükettiği her değişik gıda, bedenin değişik organlarına farklı etkilerde bulunur. Etkiler bellek üzerinden açığa çıkar. Her gıdanın beden üzerindeki etkisi farklıdır.
Etki-Tepki Yasası gereği, keskin tat (Acı, tatlı, ekşi, tuzlu) ve koku içeren yiyeceklere bedenin değişik kısımları benzer keskinlikte tepki gösterir. Beden gerekli tepkiyi açığa vuramadığında, dengesizlik (Sağlıksızlık) birikimi oluşur. Oluşan dengesizliklerle orantılı insanlar acılara katlanır. Çoğunlukla yemekten alınan zevk dakikalar, saatlerle; çekilen sıkıntılar günler, aylar, yıllarla ölçülür. Ek olarak, dengesizlikler, çoğunlukla genlerle gelecek nesillere miras bırakılır.
S1: İnsanlar ne kadar süre ve para yemeye ayırmalı?
S2: Belleğe mi, mideye mi daha fazla yatırım yapmalı?

Yorumunuzu Yollayın