Tem 29 2007
İnsanlara Ne Öğretmeli?..
->
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
X yıldızının Y uydusunda canlı yaşam olsun.
Y’Lİ A, Irak’a; Y’Lİ B, İsveç’e iniş yapsın. A ve B, Y’YE geri döndüklerinde; Dünyadaki insanlar hakkında, kendi yaratıklarına neler anlatırlar?
İnsanlar zorunlu ihtiyaçlarını temin edemediklerinde normal insani davranışlardan uzaklaşırlar. Uzaklaşma, zorunlu ihtiyaçları temin edememe süresi ile orantılıdır. Uzun süre aç, susuz, uykusuz, acı çekenler normal bellek etkinliklerini yitirirler. Tahrip olan beyin hücreleri sayısı ve bağlantısı ile orantılı normal olmayan davranışlar yaparlar. Normal insani ilişkilerini yitirenler, ne yazık ki, ölçülü davranışlarına yeniden kavuşamazlar. Çünkü: beyin hücreleri kendini yenilemez.
Normal insani davranışlardan uzaklaşanlar sadece kendileri için değil, toplum için büyük sıkıntılar yaratırlar.
Beyin hücreleri için:
A-Duyu organları üzerinden belleğe iletilen elektriksel sinyallerin süresi,
B-Sinyallerin şiddeti önemlidir.
Belleğe iletilen sinyaller beyin hücrelerinin ısınma ve tahrip olmasına neden olur; acı duygusu ortaya çıkar.
Acı çekmenin türü, yani belleğe aktarılan sinyallerin nereden geldiği önemli değildir. Bunu birkaç örnekle açılayalım.
1-Depremde beyin hücreleri şiddetli dış etkilere uğramış olanlar uzun süre normal insanlar gibi davranamazlar.
2-Bir yangının ortasında kalan insan uzun süre kötü etkiden kendini kurtaramaz.
3-Uzun süre açlık-susuzluk çekmiş insan normal davranışına kolay kavuşamaz.
4-Bedeni bir yere sıkışan ve acı çeken insan, kurtulduktan sonra kâbusu üzerinden kolay atamaz.
5-Boğulma tehlikesi atlatan bir insan uzun süre normal insanlar gibi davranamaz.
6-Şiddetli patlamaların etkisinde kalmış olanlar, uzun süre, bazen ölünceye kadar ürkek, çekingen davranırlar.
7-Sürekli tehdit altında yaşayanlar, yani korkunun korkusu ile arkadaş olanlar yaşama küserler.
Örnekleri çoğaltmak mümkündür.
—Şiddetli dış etkiler; deprem, patlama, yangın, sel, boğulma tehlikesi, basınç altında kalma, toplu kanlı mücadele olan savaş ve savaş tehlikesi (Korkunun korkusu) beyin hücrelerinde arızalara ve tahribatlara neden olur.
—Beyin hücreleri tahrip olanlar normal insan davranışlarının sınırları dışında hareket ederler.
Bellek ve bedendeki oluşumları evrensel ölçülerle tanımlamak, insanı tanımaktır. Şu halde, günümüzde, bir tek insanı bile evrensel ölçülerle tanıyamıyoruz. Ancak, basit ölçülerle yetiniyoruz. Basit ölçüler insanları yanıltır.
Günümüzde, gelişmiş toplumlarda, binlerce uzman, deprem, yangın, patlama gibi şiddetli etkilere uğramış ve sağlığı bozulmuş insanlara yardım etmeye çalışıyor. O halde, Y’Lİ A, Irak’taki yüz binlerce, milyonlarca sağlığı bozulmuş insanlarla oluşan toplum davranışlarını ne kadar doğru tanımlayabilir?
—Irak’ta her gün şiddete uğrayan binlerce insan var. Bunlar normal insanlar gibi davranabilirler mi?
—Şiddet olaylarında yakınlarını kaybeden, yaralanmalarını izleyen, çığlıklarını duyan insanlar ne kadar öç alma eylemlerinden uzaklaşabilir?
—Irak’ta yoksulluk sürekli artıyor, zorunlu ihtiyaçları temin etme zorlaşıyor. İnsanlar yollara dökülmüş Irak dışındaki yakın bölgelere göçüyor. Göçe kalkışanlar oldukça ağır koşullarda yaşıyor.
—Irak’ta şiddet olaylarının kökleri asırlara dayanır. Şiddetli yoksulluk denizinde yüzen Iraklıların asırlardır bellekleri yağma, talan, adam kaçırma oluşumları ile yüklüdür. Yiğit Iraklılar fırsat yakaladıklarında yağma, talan, adam kaçırma eylemleri ile zorunlu ihtiyaçlarını temin etmeye çalışırlar. Bu geleneklerin etkileri nesilden nesle aktarılır. Kalıtsal sinyal dizinlerini tam olarak tanımıyoruz ki, denetim altına alabilelim.
—Irak’ta her geçen gün yoksullar sayıca çoğalıyor, zenginler kaçıyor. Bir toplumda çalışıp üretme olanaklarını kimler yaratır?
—Irak’ta savunmasız öğretim görevlileri, öğretmenler, öğrenciler sürekli saldırıya uğruyorlar. Bu koşullarda toplumda bilgi birikimi nasıl hızlanır?
—Irak’ta sanatçılar sürekli saldırıya uğruyor ve kaçıyorlar. Irak’ta sanatlar ve sanatçılar ölüyor.
—Irak’ta çalışıp üretenler, ürün ortaya çıkaranlar saldırılara uğruyor. Korku içinde çalışanlar kaliteli ürünler ortaya çıkaramıyor.
—Irak’ta yasalar kâğıt üstünde, kurumlar ayrıcalıklı yakın-akrabalarla doludur. Örf ve gelenekler ise belleklere silinmeyecek biçimde kazınmıştır. Iraklılar kocaman kurtarıcı lider bekliyor. Resmi kurumlarda görev yapanların çoğunluğu ikiyüzlü davranıyor. Resmi olarak görevini yapıyor, gizlice görevini satıyor.
—Irak’ta yalnız ve güçsüz insanlar fidye için kaçırılıyor. Bu koşullarda her Iraklı kendine yakın bulduğu kabileye sığınıyor. Kabileye sığınma bedelsiz olmaz. Örneğin, servetinin yüzde otuzunu şeyhe bağışlıyor. Şeyh de kendisini koruyor. Böylece birey yok oluyor, sürüler çoğalıyor.
—Irak’ta inanma bellek etkinliği yok, tapınma (Boyun eğme) bedensel hareketleri vardır. Başta özgürlük olmak üzere evrensel insani değerlere ihtiyaç yoktur.
Bu kadar kötü koşullarda, Irak’ta, insani davranışlar ne kadar süre sonra topluma egemen olur acaba?
**
Bir toplumdaki yasalar ne kadar kötü olursa olsun, yasasızlıktan daha iyidir. Bunu deneysel olarak bilen Müslüman âlimler, iyi yasalar yaratma yerine mevcut ilkel kurallara sıkı sıkıya sarılmayı ilahi emir olarak bilirler. Bu ilahi kurallar başta Irak toplumu olmak üzere bütün Müslüman toplumları çürütüyor. Çürüyen toplumlar dağılır.
—Irak, fiske ile dağıldı. Kabileler her gün yön değiştiriyor. Dışarıdan gelen savaşçılar Irak’a yön vermeye çalışıyor.
—Iraklılar acı çekiyor ve ölüyorlar. Acının çekme çeşitleniyor ve miktar olarak sürekli artıyor.
—Irak’a, insani toplumsal yasaların ve ölçülü kurumların yerleşmesi şimdilik mümkün değildir. Çünkü: Partiler mezhep ve etnik köken temellidir. Hangi Iraklı insani yasalar ve ölçülü kurumlar için mezhebini ikinci sıraya atar? Irak’ta lider olabilecek bir yiğit de ufukta gözükmüyor.
***
Y’Lİ B, İsveç’teki durumu nasıl anlatabilir?
+Bilgi, beceri, araç-gereç birikimi hızla artıyor; çalışıp üretme sonucu yaratılan ürün tüketimden fazladır.
+Toplum insani yasalar ve ölçülü kurumlarla yönetiliyor, kurumların başında bilgili yöneticiler var. Yöneticiler evrensel ölçülerle yargıya varıyorlar.
+Yasama, yürütme, yargı ve denetleme ile ilgili kurumlar çoğunlukla görevlerini aksatmıyorlar.
+Toplumda özgürlük dâhil insani değerlere ihtiyaç, ayrıcalığa tepki oluşuyor.
+İnsanlar önce vatandaş, sonra değişik etnik köken, din, mezheplere sahip olduklarını vurguluyorlar. Toplumu birbirine ayrıntılı toplum yasaları bağlıyor.
+Çoğunluk kul-kuyruk-sürü değil, ölçülü bireydir.
+Çoğunluk kendi görevleri ile ilgileniyor, üzerine aldığı işi tamamlıyor, mesleğinde bilgili ve becerikli olmaya çalışıyor. Böylece, toplumuna karşı görevlerini yerine getirip, toplumcu oluyor.
+İnanma bellek etkinliği gözleniyor. Çoğunluk başkasının dini inanışları ile ilgilenmiyor. Başta özgürlük olmak üzere evrensel insani değerlere ihtiyaç vardır.
****
Baştaki soruya dönelim: insanlara neler öğretilmeli?
+İnsanlara önce özgür birey olma, evrensel insani değerler, toplum yasaları, iyi yurttaş olma, ayrıcalığa tepki gösterme, kul-kuyruk olmama, bilgili-becerikli olma, çalışıp üretme, sade yaşama öğretilmelidir.
+Zorunlu ve yaşama renk katan bütün ihtiyaçların doğadan temin edildiği vurgulanmalıdır.
+Doğa yasalarının temel, doğadaki her oluşumun bedeli olduğu unutulmamalıdır.
+Her toplum, insanlarına önem veren toplum yasaları ile yönetildikçe; toplumda, insanlar değerli olur. Bunları öğrenen insanların kafası doğaya döner.
+Savaş, ihtiyaçlar için, insanın hemcinsi ile kanlı hesaplaşmasıdır. Çalışma ile savaş zıt toplu etkinliklerdir. Özgür bireyler, hemcinsine kul-kuyruk olmaz, savaş açmaz, çalışıp üretir. İhtiyaç durumunda yeni ürünler için yaratıcı olur.
İnsanlar için zor ama gerekli bir bellek etkinliği daha vardır: Önyargıları kırmak. ÖZGÜR İNSAN OLMAK İÇİN ÖNYARGILARI KIRMAK ZORUNLU AMA YETERLİ DEĞİLDİR.
*****
Ülke olarak, Türkiye’deki yönetici ve yönetilenlerin çok zeki olması gerekmiyor. Sadece Y’DEN gelen A ve B uzaylılar gibi Batı ve Ortadoğu toplumlarını izleyip gerekli dersleri çıkarmaları gerekir. Hatta belli bir süre sadece Batı ülkelerini bilgi, beceri, araç-gereç ve ürün artışında taklit etmek kavgalardan uzak durmaya, acıları dindirmeye yeterli olur.