Tem 03 2007
İnsanların ve Toplumların Gücü Nasıl Hesaplanır?
->
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Güç, birim sürede üretilen, tüketilen ya da sahip olunan enerji miktarıdır.
1-İnsan ömrünü birim süre alırsak; insan gücü hesabının yanlış olacağı görülür. 2-Eğer evrensel süreyi temel alırsak; insan gücü hesabı sürekli değişir. İnsanın sahip olduğu enerjinin miktarı ve kararlılığı önemlidir.
İnsanların toplam enerjisi:
1-Bellekteki etkin enerji miktarı,
2-Bedenin sahip olduğu enerji miktarı toplamıdır.
İnsanlar, belli sürelerde bu enerjileri değişik oluşumlara yönlendirir; güçleri ortaya çıkar. Örneğin, (X1) ve (X2) güreşçileri karşı karşıya geldiğinde, bellek enerjileri ve beden kuvveti ile kurallar içinde rakiplerini alt etmeye çalışırlar. Bazen, güreşçiler, enerjilerini mümkün olduğu kadar bütünü ile harekete geçirir; böylece, tepe güçleri açığa çıkar.
(X1) ve (X2) güreşçileri birbirlerini alt etmeye çalışıyor.
(X1) kurallar içinde yarışıyor.
(X2) hileli yiyecek, içecek ile geçici güç kazanmış olsun.
I-Güreşçiler, ilkel örf ve geleneklerin yürürlükte olduğu, çetelerin kurumların başında bulunduğu bir toplumda yarışıyor. (X2)’in sahipleri gerekli rüşvetleri dağıtır, hile ile başarıyı elde ederler. (X2)’NİN başarısı görkemli törenlerle kutlanır.
Böylesi bir toplumda, insanların gerçek gücü ile başarıya koşması enderdir. Toplumda, “Tepeden tırnağa” hile, gerçekleri gizleme, ikiyüzlü davranışlar egemen olur. Kurnazlık, entrika ve tuzak başarıya giden yoldaki başlıca araçlardır. Ayrıcalık, yönetim biçimidir. Herkes ayrıcalık peşinde koşar. İşin ilginç yanı, çoğunluk aldatıcı güç peşinde koşar; ama, “Güç haktır!” diye bağırır. Bu nedenle, güce taparlar.
Böylesi bir topluma dış güçlüler geldiğinde, çoğunluk boyun eğer. Çünkü: asırlardır yönetim hile ve yalan üzerine kuruludur. Yalan, insanların bellek ve beden enerjilerinin boşa harcanmasına neden olur. Yalancıların oluşturduğu toplumlar çürür, şiddetli dış etkilerle dağılır.
Günümüz Katar, Suudi Arabistan, Libya, Kuveyt toplumları değişik (X2)’LERDEN oluşur. Bu toplumlarda çoğunluk aldatıcı güçlerle kendini oyalar.
II-Güreşçiler, ayrıntılı toplum yasalarının yürürlükte olduğu, bilge yöneticilerin kurumların başında bulunduğu bir toplumda yarışıyor.
Güreş başlamadan (X2) yarışmadan atılır ve gücünün aldatıcı olduğu açığa vurulur.
(X1) mi, (X2) mi güçlüdür?
(X1) mi, (X2) mi düzenli ve fazla miktarda enerjiye sahiptir?
* İnsanlar enerjilerini doğaya ve hemcinsine karşı kullanır.
I-Doğa yalan söylemez. Toprağın altındaki madenleri çıkarmak, topraktan bereketli ürünler almak için bellek ve beden enerjisi ödemek gerekir. Doğa, insan dahil, hiçbir canlıya ayrıcalık tanımaz. Doğa, her canlıyı şefkatli ana olarak bağrına basar. Doğa emek harcayandan yana olur. İnsanın doğayı, doğanın insanı aldatması mümkün değildir. Örneğin, denizler, Çinli, Japon, Amerikalı, Hintli ayrımı yapmadan zenginliklerini bütün insanlara sunar. Bellek ve beden enerjisi ile enerji birikimi fazla olanlar denizlerden kocaman pay alır. Araç-gereç ve ürün, “Birikmiş enerji” diye tanımlanabilir.
İnsan çalışma etkinliği ile doğayı tanır ve denetim altına alır. İnsanın doğa ile savaşı söz konusu olamaz.
II-İnsanlar hemcinsini aldatmaya çalışır. Aldatmanın ucu kanlı hesaplaşmalara uzanır. Kanlı hesaplaşmalar, “Savaş” etkinliği olarak bilinir.
—İnsan basit ölçülerle yargıya varır; kendini ve hemcinsini aldatır.
—İnsan, kişisel çıkarlarını toplumun çıkarlarının üstünde görür; aldatılmayı göze alarak insanları aldatmayı başarı sayar.
Bir toplumda bilgi, beceri ve ürün kıtlığı ne kadar az ise aldanma ve aldatma o oranda fazla olur. Bilgi, beceri ve ürün kıtlığının sınırlı olduğu toplumlarda savaşlar hiç bitmez. Buna karşın çalışma toplu etkinliği (Doğa ile ölçülü mücadele) sınırlı olur.
**
Tekrar güreşçilere dönelim:
(X2), Örf ve geleneklerin egemen olduğu, kocaman bir lider tarafından dürtülen toplumda yaşıyor.
(X1), ayrıntılı toplum yasalarının yürürlükte olduğu, ölçülü kurumlarla yönetilen bir ülkede yaşıyor.
(X2)’nin bazı nesneleri tüketerek, enerjisini geçici olarak arttırması ve rakibini alt etmesi olağan davranış değil midir?
A-Basit kurallara göre, (X2)’nin davranışı normaldir. Basit kurallarda, başta (X2)’nin sağlığı olmak üzere diğer insanların sağlığı, gelecek nesiller, doğadaki nesne ve hareketler ayrıntılı tanınmaz. Ayrıca, insan değerli değildir. Sadece günübirlik yaşanır. Doğa ile mücadele bilinmez. Basit kurallarda, “Güç haktır!” denir. Av olmamak gerekir. Avlamak başarıdır.
B-Evrensel ölçülerde başta (X2)’nin sağlığı olmak üzere diğer insanlar, gelecek nesiller korunur. İnsan değerlidir. Önce kurallar hazırlanır, sonra insanın hemcinsinin üstüne çıkma yarışmaları yapılır. Kurallar ne kadar ayrıntılı ise yarışmalar o oranda dengeli (adil) olur.
(X2)’LERİN oluşturduğu toplumlar mı, (X1)’LERİN oluşturduğu toplumlar mı daha güçlüdür?
(X2)’LERİN oluşturduğu toplumlar mı, (X1)’LERİN oluşturduğu toplumlar mı daha kararlı ve kalıcı enerjilere sahiptirler?
***
(YI) toplumunda insanlar doğa ile mücadeleyi küçümsüyor ya da bilmiyor, çoğunlukla birbirinin üstüne çıkmaya çaba harcıyor. Bu koşullarda (YI ) toplumda savaş eksik olmaz. Kavgalar sonucu, (Y1) toplumu, kendi içinde ve dışında kapalı hale gelir. Diyelim ki, (Y1) toplumunda 1000 kişi öldü, geriye kalan 2000 kişi başlarından eşsiz bir liderler kör, sağır ve lal olarak yaşıyorlar.
2000 kişi zorunlu ihtiyaçlarını nasıl temin edebilir?
İnsanın hemcinsine üstün olması, zorunlu ihtiyaçlara olan bağımlılığı azaltmaz. İnsan, yaşamak için belli sürelerde gıda ve sıvı almak, örtünmek, şiddetli dış etkilerden korunmak zorundadır. Bu nesneler doğadan temin edilir. (Y1) toplumunda, örneğin, bir ekmek üretilir; 100 göz, ekmeği tüketmeye koşar. Bir ekmek 100 kişi arasında kolayca pay edilemez. Ekmek kapmak için güçlü olmak ve sürüye katılmak gerekir. Sürüden ayrılan aç kalır ve kurtlar kapar.
(Y1) toplumunda savaşlar, kavgalar bitmez. Savaş ve kavgalar için koşullar çoğunlukla uygundur. Uzlaşma bilinmez ve ayıp sayılır.
(Y1) toplumunda ayrıcalığa ihtiyaç, özgürlüğe tepki oluşur. Kocaman ayrıcalık edinenler rezalet, çoğunluk sefalet içinde yaşar.
(Y1) toplumunda birey olmaya tepki, sürü olmaya ihtiyaç olur.
(Y1) toplumu, dış etkilere karşı sürekli zayıflar.
(Y1) toplumunda kurallar acımasız ve katı olur.
(Y1) toplumunda Sevgi yerini Korkuya terk eder.
(Y1) toplumunda doğaüstü güçler zalim ve acımasız olarak tanınır. İnsanlar doğadan uzaklaşır ve öte dünyaya yatırım yapar.
(Y2) toplumunda insanlar çoğunlukla doğa ile mücadele ediyor. (Y2) toplumunda önce toplum içi, sonra toplumlar arası ilişkiler artar. Ortaya çıkarılan ürünler değişime sokulur. Gelişmelerle orantılı adım adım (Y2) açık toplum haline gelir.
+Doğa ile mücadele eden ve başarılı olan her insan kendi, birey olur ve ayakları üstüne dikilir. Bilgiye olan ihtiyacı çoğalır.
+”Güç haktır!” vahşi kuralına tepki oluşur ve insani kurallara ihtiyaç duyulur.
+Ürün bollaştıkça yok olma ve acı çekme tehlikesi azalır. İnsanlar hoşgörülü olur. +(Y2) toplumunda ürünler çeşitlendikçe ve değişim sınırları genişledikçe kurallar evrensel özellik kazanır. Evrensel kurallar, evrensel kurumları yaratır. Kurumların başına bilgili yöneticiler taşınır.
+(Y2) toplumunda, Sevgi Korkunun yerini alır.
+(Y2) toplumunda değişik ürünler ortaya çıkaran, becerikli hareketler sergileyen bireyler hemcinsinin üstüne çıkar. Hemcinsinin üstüne çıkma çabası olan rekabet evrensel kurallar içinde olur. Yarışmalar neşe kaynağıdır. İnsanlar her alanda uzlaşma ile yaşamlarını sürdürür. Başlar doğaya çevrilir.
+(Y2) toplumunda hoşgörülü, yardımsever doğaüstü güçlere inanılır.
(Y1) kapalı toplumu mu, (Y2) açık toplumu mu daha güçlüdür?
(Y1) ve (Y2) toplumlarını tanıyor musunuz?