Nis 15 2007
Kitle Hareketlerinin Anatomisi
->
İnsanoğlu büyük adam olmak için heveslerle doludur fakat bir gün anlar ki sadece bir küçük adamdır; mutlu olmak için heveslerle doludur fakat bir gün anlar ki sadece mutsuzdur, mükemmel olmak için büyük hevesler taşır fakat bir gün anlar ki sadece kusurlarla doludur: insanlar tarafından sevilen ve sayılan bir kimse olmak için devamlı ümitler taşır fakat bir gün anlar ki kusurlarından dolayı sadece insanların horgörüsüne layık görülmektedir. İşte, dışına çıkmaya imkan bulamadığı bu utanç duygusu o insanda kuvvetli bir adaletsizlik ve yıkma ihtirası yaratır çünkü bu durumda o kendisini kusurlarından dolayı mahkum eden ve bunun kabahatini kendisine yükleyen gerçeğe karşı bitmez tükenmez bir nefrete bürünmüştür.
Pascal, Pensees
Günümüzde Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet’in üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen, neden milyonlarca insan hala, yasalarla tanımlı bir yurttaş olmanın tadını çıkarmak ve “vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır” sözlerinde özetli basit erdemi takip etmek yerine, yığınla klik, grup, cemaat, dernek bünyesi altında bir kitle hareketinin bir neferi olmayı tercih etmektedir? Gelin bazı ipuçlarını Eric Hoffer’in Kesin İnançlılar (True Believers) adlı eserinde arayalım:
“İnsanlarda kendi varlığını şekillendiren kuvvetleri genellikle kendi dışında aramak eğilimi vardır… Dış dünya onlar için hassas ve tehlikeli bir şekilde dengelenmiş bir mekanizmadır ve bu mekanizma onların lehinde işlediği müddetçe onda bir düzen değişikliği yapmaktan korkarlar. Böylece, bu dış dünyanın devamı için duyulan şiddetli istek ile bu mekanizmanın değişmesine karşı gösterilen direnç aynı inançtan doğmaktadır ve gerek istek gerekse direnç çok kuvvetlidir.
Çoğu kitle hareketlerince, dünya nimetlerininden yüz çevrilmesi için yapılan propagandanın başlıca amacı, şimdiki zamanın değerini düşürmektir… Eski Mısır’da esir olarak yaşayan ve şiddetli baskı altında ezilmekte olan Yahudiler, birbiriyle kavga eden, çekişen bir insan kalabalığı idiler. Bu insanları birbirine bağlamak ve beraberlik sağlamak için Musa peygamber onlara bir “arzımevut” (vaadedilmiş toprak) ümidi vermek zorundaydı. .. “şimdi”yi reddedip gözlerini ve kalplerini ilerideki şeylere yöneltmiş olanlar, ileride gelecek fayda veya tehlikelerin şimdiden gelişmekte olan tohumlarını görme yeteneğine sahiptirler. Bu sebeple, hayal kırıklığına uğramış kimseler ve kesin inançlılar, şimdiki dengenin devamını isteyenlere oranla daha iyi kehanette bulunurlar.
Arzu ve heveslerini yenmek için gerekli olan “nefsine hakim olma” işlemi, bu kimselerde bir kuvvetlilik duygusu yaratır. Kendilerine hakim olmakla, bütün dünyaya hakim olmuş gibi bir his duyarlar. … Günlük işlerinde başarı sağlayamayanlar, imkansız olan şeylere el atmak eğilimi gösterirler. Bu onların eksik yanlarını kamufle eden bir araçtır. … insanların ölümü göze almaları, sahip oldukları şeyler uğruna değil fakat daha ziyade gelecekte sahip olacakları şeyler uğrunadır. İşlerinde başarılı olan bir iş adamı çoğu zaman başarısız bir cemaat lideri olur. Çünkü onun aklı “var olan şeyler” ile ve yakın gelecekte sonuçlandırılacak işlerle uğraşmaya alışmıştır.
Düşkün yoksullar da çevrelerindeki dünyanın ürküntüsü içinde yaşarlar ve değişikliği sevmezler. Açlık ve soğuk kapımıza dayandığı vakit hayatımız tehlikededir. Bu suretle yoksul kimseler de zengin ve imtiyazlı kimseler gibi muhafazakar olurlar ve sosyal düzenin değişmeksizin devam etmesinde aynı önemde rol alırlar.
Deneyimli kişiler bu işler için birer engeldir. Büyük Fransız Devrimini başlatan kimseler siyasi tecrübeden tamamen yoksun kişilerdi. Aynı şey Bolşevikler için, Naziler için ve Asyalı devrimciler için de doğrudur. Tecrübeli kişi bu işe sonradan katılır. Bu kişi, hareket artık tutunmaya başladıktan sonra dahil olur.
Bir kitle hareketinin çağrısı ile mesleki bir kuruluşun çağrısı arasında önemli bir fark vardır. Meslek bir kuruluş kişisel ilerlemeler için imkanlar vaad eder ve onun çağrısı başlıca kişisel çıkar yönündedir. Bir kitle hareketi ise, bilhassa aktif ve uyandırıcı döneminde iken, çağrısını kişiliğini yükseltmek peşinde olanlara değil, fakat beğenmediği benliğinden kurtulmak çabasında olanlara yöneltir. Kişisel yükselme arzusuna karşılık – kişinin kendinden kurtulma arzusu.
Doğmakta olan bir kitle hareketinin büyümesi ve kuvveti, “şahsından kurtulma” arzusunun tatminine bağlıdır. Kutsal görev ortadan kaldırılırsa geriye zayıf ve anlamsız bir hayat kalır. Hiç şüphe yok ki bencil hayatımızı sencil hayat ile değiştirmek suretiyle nefsimize karşı büyük bir saygı kazanırız. Sencil olmanın verdiği gurur, en alçak gönüllüler için bile sonsuzdur.
Her kitle hareketi, bir bakıma bir göçtür, yani vaad edilene doğru bir yürüyüş. Kitle halindeki göç, bir hareketin birliğini ve maneviyatını kuvvetlendirir. En iyi ve en kötülerin topluma biçim vermesinin daha hafif bir örneği konuşulan dil meselesidir. Bir ulusun saygıdeğer orta bölümü azı dilini kullanır. Yeni kelimeler ise en okumuşlardan (fen adamları, uzmanlar, şairler, yazarlar, devlet adamları) ve argo yaratan aşağı bölümden gelir. Atılanlar ve itilenler, çok kere bir ulusun geleceğinin ham maddesini teşkil etmişlerdir.
Avrupa ülkelerinde toplumu rahatsız eden kişilerin bir okyanusu aşarak yeni bir kıtada yeni bir dünya kurmaları tarihin bir cilvesi değildir; bu yeni dünyayı ancak böyle kurabilirlerdir. Güneş doğduğundan güneş batıncaya kadar sadece kendilerini hayatta tutacak şeyleri sağlamak için didinen insanlar keder beslemezler ve hayal kurmazlar. Çin halk kitlelerinin isyankar olmayışının sebeplerinden biri de çok kıt olan yaşama imkanlarını bir araya getirebilmek için girişilen şiddetli mücadele, dinamik olmaktan ziyade uyuşukluk etkisi yapmaktadır. Sefalet dayanılabilir düzeye geldiği vakit, yani özlenir bir durum ulaşılabilecek mesafede görünecek kadar koşullar düzeldiği vakit, hoşnutsuzluk en yüksek düzeyine ulaşır.
Büyük devrimden önceki Fransız toplumu üzerinde araştırmalar yapan De Tocqueville şu gerçeği meydana çıkarmakla şaşırmıştı: “1789 Devriminden sonraki dönemlerin hiçbirinde milli refah, devrimden önceki 20 yıl zarfında arttığı büyük süratle artmamıştı. İnsanları isyana teşvik eden şey fiilen çekilen sıkıntı değil fakat daha iyi şeylerin tadını almış olmaktır. Yerleşmiş olan her kitle hareketinin kendine özel bir uzak ümidi vardır, diğer bir deyimle, kitlelerin sabırsızlığını körletmek için bir uyuşturucu silahı vardır. Stalinizmin halk üzerindeki uyuşturucu tesiri, oturmuş dinlerin uyuşturucu tesirinden daha az değildir. Bir kitle hareketine, kişisel sorumluluğumuzdan kaçmak için katılırız, veya ateşli bir genç Nazi’nin dediği gibi: “hür olmaktan kurtulmak için” katılırız…
O halde bir kitle hareketinin yayılması için en elverişli ortam, oldukça bir hürriyetin bulunduğu fakat hayal kırıklığını azaltıcı özelliklerin bulunmadığı toplumdur. Robespierre’e göre devrim hükümeti “”baskı rejimine karşı hürriyetin zulmü” olmuştur… Renan’a göre aşırı kişiler, ölümden daha çok hürriyetten korkarlar. Kendi hayatlarını bozulmuş ve ziyan olmuş görenler, hürriyetten çok eşitlik ve kardeşlik ararlar… Gerçekten onların istedikleri, herkese açık olan hürriyetin son bulmasıdır. Onlar serbest rekabeti ve kişinin hür bir toplumda devamlı olarak karşılaştığı acımasız sınavları ortadan kaldırmak isterler.
Modern çağda hayal kırıklığına uğrayanların artması ve fertlerin kitle hareketleri tarafından kolayca etkilenmeleri sebeplerinden biri de belki el sanatlarının azalmış olmasıdır.
Anası ve kardeşlerinin konuşmak için dışarıda kendisini bekledikleri haber verildiği zaman İsa dedi ki, “Benim anam kimdir?” ve kardeşlerim kimlerdir?” Ve elini şakirtlerine doğru uzatıp dedi ki: İşte benim anam ve kardeşlerim”… Tahmin edileceği gibi, hangi sebeple olursa olsun ailenin yıkılması kolektif hareket etme ruhunu otomatikman geliştirir ve kitle hareketlerinin çağrısına uyma eğilimi yaratır.
Bir kitle hareketinin başarılı olabilmesi için daha ilk anlardan itibaren kapalı bir teşkilat kurması ve bütün taraftarlarını bu teşkilat içinde eriterek teşkilatın ayrılmaz bir parçası haline getirebilecek güce sahip olması gerekmektedir. Gerek pişmanlığın, gerekse belaya uğramışlık duygusunun, insanları aynı yöne ittiği görülmektedir.
Kutsal bir amacı kucaklayan suçlu kişinin, can ve mal güvenliği endişesine düşmüş bir bir kişiden daha kolaylıkla hayatını tehlikeye atacağı ve kutsal amacın savunmasında daha aşırılığa gideceği herhalde bir gerçektir.
(Bir kitle hareketinde) Her şeyden önce, asla bu kimse kendini yalnız hissetmemelidir. Bir ıssız adada tek başına olsa bile, bağlı olduğu grubun gözlerinin kendi üstünde olduğunu hissetmelidir. O kimse için, bu grubun haricine haricine çıkarılmış olmak, hayatının yok olmasıyla eşit sayılmalıdır.
Paskal’ın etkili bir din hakkında söylediği, etkili bir doktrin için de kabul edilebilir: “Etkili bir din, doğaya, sağduyuya ve zevk almaya karşı olmalıdır.” Ne kadar derin ve yüksek olursa olsun, hiçbir öğreti bir ve yegâne gerçeğin ifadesi olarak tanıtılmadıkça etkili olamaz. … İnsanlar sadece anlamadıkları şeylerden kesinlikle emin olurlar.
Birleştirici unsurların en kolay bulunanı ve en geniş kapsamlısı “nefret”tir. … Kitle hareketleri bir tanrıya inanmaksızın doğabilir ve genişleyebilir fakat ortada nefretleri üzerine çekecek düşman olmaksızın asla genişleyemezler. … Yine ideal bir tanrıda olduğu gibi, ideal bir düşman da her şeye kadir ve her yerde hazır olmalıdır. İnsanda, kendini aşağı görme duygusu, “tasavvur edilebilecek en haksız ve en caniyane hırsları yaratır çünü ol kendini kabatlı bulan ve kusurlu olduğuna kendini ikna eden gerçeğe karşı öldürücü bir nefret duyar”. … Tahmin edilceği gibi, suçluluk hissi nefreti geliştirir.
Nefretin derinliğinde beğenmek gibi bir ters akıntının bulunduğu, nefret ettiğimiz kimseleri taklit etme eğilimimizle kendini gösterir. Böylece, her kitle hareketi zamanla kendini nefret ettiği özel düşmanına benzer duruma getirir. … Zulme uğrayan kimselerin, hemen hemen daima, knedilerine zulmedenlere benzer duruma geldiklerini görmek hayret vericidir. Bir kimse şahsen karar vermede duyulan tereddütlerden, korkulardan ve şüphelerden kurtarıldığı zaman, zalimlikte ve gaddarlıkta ne kadar aşırı noktalara kadar gideceği belli olmaz.
Bir kitle hareketinin yek vücut yapısı içinde kişisel bağımsızlığımızı kaybettiğimiz zaman yeni bir hürriyete kavuşuruz: Bu, hiç utanmadan ve vicdan azabı çekmeden, nefret etme, yalan söyleme, işkence yapma, adam öldürme ve ihanet etme hürriyetidir. … Bencillikten doğan nefret ve zalimlik, benliğini teslim etmekten doğan nefret ve zalimlik yanında hafif kalır. … Ait olma arzusu kısmen benliğini kaybetme arzusudur.
Etkili liderlikte bir dereceye kaar şarlatanlık gereklidir. … Lider, pratik ve realist olmak zorundadır, fakat buna rağmen konuşmalarında bir hayalci ve idealisitin dilini kullanmalıdır. Bütün kitle hareketleri, itaati en yüksek meziye olarak kabul ederler ve onu iman ile aynı düzeyde tutarlar. Hayal kırıklığıına uğramış kimselerin bir lideri takip etmleri o liderin kendilerini belirli bir amaca götürmesinden çok, o liderin kendilerini kötü benliklerinden uzağa götürmesi sebebiyledir.
Sınıflandırmanın ortaya koymaya çalıştığı gerçek şudur ki, bir kitle hareketinin temelini hazırlayanlar, güzel yazma ve güzel konuşma teyeneğinde olanlardır; kitle hareketini fiilen açığa vuranlar ise bir müfritin heyecan ve yeteneğinde olanlardır, ve kitle hareketinin son toparlanmasını yapanlar ise uygulayıcı eylem adamı yeteneğinde olanlardır.
Aydınların çağrısını olumlu karşılayan ve bunları destekleyen kitleler aynı şeyler için kıvrandıklarını zannederler. Halbuki, kitlelerin özlemini çektiği hürriyet, kişisel ve kendini ifade hürriyeti olmayıp bağımsız benliklerinin çekilmez yükünden kurtulma hürriyetidir. Onlar “seçme hürriyetinin korkunç yükünden” kurtulma hürriyetine kavuşmak isteler.”
teşekkürler hocam…. ben bunu çarşamba günü gazlarım millete… lütfen foyamı ortam içinde ortaya çıkarma….:)
KESİN İNANÇLILAR
1. ERİC HOFFER KİMDİR :
Yazar Alman asıllı olup 1902’de Amerika’da doğmuştur. Ailesinin tek çocuğudur. Babası marangozdur. Annesini 7 yaşında kaybetmiş aynı yıl bir kaza sonucu görme yetisini kaybetmiştir. Kendisini Alman asıllı bir komşusu büyütmüştür. 15 yaşında tekrar görmeye başlamıştır. Hiçbir okula gitmemiştir. Tekrar görmeye başlaması ile şiddetli bir okuma açlığı hissetmiş evlerine yakın bir kitapçıdaki tüm kitapları 3 yıl içinde okumuştur. 1920 yılında babasını kaybetmiştir. İş-para-aile kuramlarının hepsinin önüne okumayı ve kendini geliştirmeyi koymuştur. Amerika’yı da bir yandan kat eden yazar, bekâr evlerini kütüphane yakınlarından tutmuştur.
Bir yandan basit işçilikler ile uğraşıp diğer yandan kitap okuyup sentezler yapan yazar, 1942 yılında San Fransisco limanında dok işçisi olarak başlamış olduğu işine ünlü olduğu zamanlarda bile devam etmiştir. Kitle hareketleri hakkında tuttuğu notları 1951 yılında Kesin İnançlılar olarak basılmıştır.
1955 yılında “İnsan Aklının Hırslı Dönemi”, 1963 yılında” Değişim Sıkıntıları”, 1967 yılında “Zamanın Çılgınlıkları” isimli kitapları yayınlanmıştır.
1942 yılında başladığı hamallık işine 1967 senesine kadar devam etmiştir. Aynı yıl California Üniversitesinde haftada iki gün olmak üzere danışmanlık görevine de başlamıştır. Rıhtımdaki arkadaşlarına almış olduğu bu görevi onları zedeler diye bahsetmemiştir.
Dört kitabı yayımlanan ve milyonlar satan yazar 1967 yılında büyük bir televizyon kanalında 1 saatlik programa çıkana kadar münzevi hayatına devam etmiştir.
1967 yılı sonunda rıhtımdan ilk emeklilik çekini alan hoffer adeta şok yaşamıştır. Bütün dünyası rıhtım olan yazarın emekliliği de okuyarak-düşünerek ve gezerek geçirmiştir.
Emeklilik ve üniversiteden aldığı aylık dışında tüm gelirini çok sevdiği bir aile dostunun çocuğu adına kurduğu vakfa bağışlamıştır.
1983 yılında vefat etmiştir
2. KİTABIN ÖZETİ :
Kitap sonuç itibarıyla HOFFER’ın düşüncelerinin ve sentezlerinin kitabıdır. Yazılanlara inanmak okuyucunun takdirine kalmıştır.
Kitap özcümle ile müfrit (aşırıcı) yada inançlı (sadece dini manada anlaşılmasın milliyetçi solcu aşırı sağcı olabilir) insanın oluşturduğu kitle hareketlerini incelemeye çalışmıştır. Özetimde yazarın uzun cümlelerle anlatmış olduğu müfrit insan ve kitle hareketleri hakkındaki duygu ve düşüncelerini kısalaştırarak diğer bir deyimle temalara çevirerek ifade etmeye çalışacağım.
a. Tarihte büyük insanlar şehir yaşantısını bilen kişiler arasından çıkmıştır. Ama insanı kokuşturan dejenere eden de yine şehirdir.
b. Devrimci bir hareket katılan kimse, hayat koşullarında meydana gelecek ani ve büyük bir değişiklik ihtimalinin çekiciliğinden bu hareket katılmıştır.
c. İyi bir dünyada yaşadığa inanlar bu dünyayı aynen korumak, hayal kırıklığına uğramış kişiler ise bu dünyayı temelden değiştirmek isterler.
ç. Çevreleri tarafından korkutulmuş kişiler, durumları ne kadar kötü olursa olsun değişiklik düşünmezler.
d. Yakın tarihte en iyi ümit verenler Komünistler olmuştur.
e. Büyük düzen değişikliklerinde; insanların mevcut durumdan hoşnutsuz olmaları, aşırı yoksul olmamaları, kuvvetli bir doktrine, iyi bir öndere, davaya inanmış olmalarına, ve karşılaşacakları güçlükleri bilmemeleri gerekir.
f. Kitle hareketine katılmış kişi kendi benliğinden sıyrılır ve bulunduğun örgütün kimliğine bürünür.
g. Bir insanın kendi mükemmelliğine olan inancı ne kadar zayıf ise, ulusunun, dininin, ırkının veya inandığı kutsal amacın mükemmelliği yönündeki iddiası o kadar kuvvetlidir.
ğ. Bir insanın işi meşgul olunmaya değerli ise o insan kendi işiyle meşgul olur, fakat işi meşgul olunmaya değerli değil ise aklını kendi anlamsız işinden ayırarak başkalarının işiyle meşgul olur. (dedikodu-iftira-milli ve ırki meselelere aşırı ilgi göstermek) böylece kişi kendinden uzaklaşır ve başkasının sırtına biner ya da onunla gırtlak gırtlağa gelir.
h. Bütün kitle hareketleri, taraftarlarını aynı tip insanlar arasından seçer ve aynı tip düşünüştekilere hitap eder. Aralarında taraftar değişimi olur. (dönek denir bunlara malum)
ı. İnsanlarda bir ırkı, bir ulusu veya ayrılığı olan bir grubu, onun en kötü üyelerine bakarak değerlendirme eğilimi vardır. Çünkü bir topluluğun karakter ve kaderi birçok zamanlar onun kötü elemanları tarafından belirlenir.
i. Hayal kırıklığı ile kalbi burkulanlar genellikle yoksulluğu pek eski olmayan “yeni yoksullardır”. Bu tip kişiler kitle hareketlerine daha müzahirdirler.
j. Sefalet otomatik olarak hoşnutsuzluk yaratmadığı gibi hoşnutsuzluğun şiddeti sefaletin derecesi ile doğru orantılıdır.
k. İnsanları isyana teşvik eden şey fiilen çekilen sıkıntı değil fakat daha iyi şeylerin tadını almış olmaktır.
l. Lüks şeyler elde etmeye çabalarken, zaruri şeyler elde etmeye çabalarken olduğundan daha cesur hareket ederiz.
m. Köleliğin yerleşmiş adet haline geldiği bir toplumda başkaldıranlar, yeni köle olanlarla kölelikten hür bırakılanlardır.
n. Hürriyet isteriz diye en yüksek bağıranlar, hür bir toplumda mutlu olma ihtimali diğer deyimle eşitlikten nasibini en az alanlardır.
o. Fertlerin yaratıcı güçleri kayboldukça, bir kitle hareketine katılma eğilimlerinin belirli bir şekilde arttığı görülmektedir.
ö. Bir kapalı grubun (Kabile, bir ırk veya din grubu misali) içinde bulunan kişiler kitle hareketlerinin söylemlerinden en az seviyede etkilenenlerdir.
p. Komünizm kitle hareketinin önünde gördüğü aile-milli-ırki ve dini bağları parçalamak içinden elinden geldiğini yapmaktadır.
r. Hangi sebeple olursa olsun ailenin yıkılması kişide kolektif hareket etme ruhunu otomatikman geliştirir.
s. Etkili bölme, birbirleriyle rekabet eden ve birbirine kuşku ile bakan kapalı toplulukların (ırki-dini veya iktisadi toplulukların) adedini artırmak suretiyle yapılabilir.
ş. Kitle hareketleri, hayal kırıklığına uğramış müfritlerine sığınacak bir yuva ve geleceğe dönük ümit verir. Onlara bir yere ait olma duygusunu kazandırır.
t. Birlik ve beraberlik bağlarının kuvvetli olduğu bir yerde, bir kitle hareketinin tutunabilmesi zordur.
u. Topluma uymada sıkıntı çekenler, aşırı benciller, fazla imkanlara sahip olanlar, azınlıklar, gaye yokluğundan dolayı bunalım çekenler, suçlular en iyi müfritlerdir. Bunlar kitle hareketine en fazla destek verenlerdir.
ü. Bir kitle hareketinin canlılığı, taraftarlarındaki “birlikte hareket” ve “nefsinden fedakarlık” etme isteğinden ve eğiliminden meydana gelmektedir.
v. Bir kimseyi savaşmaya veya ölmeye (fedakarlığı arttırabilmesi) hazır vaziyete getirmek için o kimsenin kişiliğini bedeninden ayırmak gerekir. –diğer deyimle onun kendi gerçek kişiliğine sahip olmasını önlemektir. Bu işlem,
o kimsenin kapalı bir kolektif topluluğun içinde eritilerek o topluluğa uymasıyla,
ona hayali bir kişilik tanımak suretiyle,
şimdiki zamanın ona küçümsenmesini ona aşılamak ve onun ilgisini henüz var olmayan şeylere kaydırmak suretiyle,
onunla gerçek arasına bir perde yani doktrin germek suretiyle, ,
ihtiraslar enjekte ederek o kimse ile nefsi arasındaki dengeyi önlemek (müfritleştirmek) suretiyle yapılır.
y. Demir perdenin gayesi, casus ve sabotajcıların içeri sızmasını önlemekten çok, Rus halkının dış dünya ile temas etmesini –fikri temas dahil- önlemektir. Böylelikle kolektif yapı yani kapalı toplum korunmaya çalışılmıştır.
z. Başarılı bir liderin en önemli işlerinden biri, taraftarlarında muhteşem bir görev yaptıkları hayalini yaratmak suretiyle (uydur-inan tekniği) ölmenin ve öldürmenin acı gerçeğini maskelemektir.
aa. Çoğu kitle hareketlerince, dünya nimetlerinden yüz çevrilmesi için yapılan propagandanın başlıca amacı, şimdiki zamanın değerini düşürmek, insanları geleceğe parlak günlere yöneltmektir.
bb. Günlük işlerinde başarılı sağlayamayanlar, imkânsız olan şeylere el atmak eğilimi gösterirler.
cc. İnsanların ölümü göze almaları, sahip oldukları şeyler uğruna değil fakat daha ziyade gelecekte sahip olacakları şeyler uğrunadır.
dd. Görülmeye ve duyulmaya değmeyen gerçeklere karşı “gözlerini kapamak ve kulaklarını tıkamak” kesin inançlının özel bir yeteneğidir ve bu onun eşsiz cesaret ve azminin kaynağıdır.
ee. İnsanlar sadece anlamadıkları şeyden kesinlikle emin olurlar. Anlaşılır bir öğreti (doktrin) kuvvetten yosundur. (Allah’ı bilmek mesela demiş yazar)
ff. Müfrit gerçek prensip adamı değildir. O bir amaca amacın doğruluğu ve kutsallığı sebebiyle değil fakat bir şeye tutunmak için duyduğu şiddetli ihtiyaç sebebiyle sarılır.
gg. Dinsiz kimse, inanç sahibi kimsedir; dinsizlik onun için dindir.
ğğ. Bir generalin davranışı, ürkme ve aşağı görmenin bir karışımıdır. O kitlelerin nasıl bastırılacağını bilir fakat onları nasıl kazanacağını bilmez.
hh. Müfritleri birleştiren kolektif ruh haline getiren faktörler; nefret, taklitçilik, kandırış ve zorlama, liderlik, meşguliyet (eylemcilik), şüphedir.
ıı. Kitle hareketleri bir tanrıya inanmaksızın doğabilir ve genişleyebilir. Fakat ortada nefretleri üzerine çekecek bir düşman olmaksızın asla genişleyemezler.
ii. İdeal tanrı nasıl tek ise ideal düşmanda tek olmalıdır.
jj. Kendi kendimiz olmak bizi ne kadar az tatmin ederse, başkaları gibi olma isteğimiz o kadar kuvvetli olur.
kk. Taklitçilik çoğu zaman, bir problemin hal çaresine giden en kestirme yoldur.
ll. Propagandanın gerçekten etkili olabilmesi için arkasında daima keskin bir kılıç bulunmalıdır. Zorlama yoluyla yapılmayan propagandada kandıran kendini suçlu, kandırılan ise satılmış hisseder.
mm. Kitle hareketinde lider önemlidir. Ama hareket ve lider ortaya çıkmadan önce hedef kitlede bir itaat etme ve takip etme hevesi ile mevcut düzene karşı şiddetli bir hoşnutsuzluk bulunması gerekir.
nn. Sahne hazır duruma geldiği vakit, isim yapmış bir liderin ortaya çıkması gerekli hale gelir. Lider azametli, kibirli, küstahça davranmalı, başkalarının fikirlerini tamamen önemsiz saymalı ve dünyaya topyekün meydan okumalıdır.
oo. Bir lider büyük kitleleri etkilemekten ziyade muktedir adamlardan oluşmuş küçük bir grubu avucunun içinde tutmayı ve onları etkileyebilmeyi bilmelidir.
öö. Bütün kitle hareketleri, bir birleştirme aracı olarak eylemcilikten (meşguliyetten) faydalanırlar. (miting-gösteri-yürüyüş vb.)
pp. Kitle hareketinde birleştirici etki yapan şüphe mekanizması yaşatılmalıdır. Gerekirse bazen masum insanlar itham ve feda edilirler.
rr. Oluşturulacak şüphe ortamı karşılıklı korku yaratır, bu korku müfritlerin örgüte ihanetini önlerken fertleri de birbirine çelik bağlar ile bağlar.
ss. Bir kitle hareketi ortaya çıkmadan önce mevcut düzenin gözden düşürülmesi gerekir. Bunu yapacak olanlarda söz ustaları (yazarlar-şairler ve konuşmacılardır)
şş. Mevcut kurum ve kuruluşların küçük düşürülmesi, kitlelere düzen değişikliği fikrinin aşılanması, yeni bir inanca alışkanlık yaratılması gibi hazırlık işleri mutlaka halk tarafından tanınmış yazar ve konuşmacılara (söz ustalarına) yaptırılır.
tt. Müfrit bulunmadığı takdirde fikir savaşı yapmış söz ustaları tarafından meydana getirilen hoşnutsuzluk yönetimsiz kalır ve kolayca bastırılabilecek amaçsız ayaklanmalar ile kendini yitirir.
uu. Müfritler yaratıcı olmayan söz ustaları saflarından gelir. Müfritlerin sükûnete erememeleri bir kitle hareketinin gelişmesi üzerinde tehlike meydana getirir. (hitler,-mussolini-lenin misali)
üü. Bir kitle hareketinin öncülüğünü söz ustaları, gerçekleştirilmesini müfritler ve toparlanmasını da eylem adamları yapar.
vv. Eylem adamı, kitle hareketini, yıkıcı muhalefet davranışlarından ve müfritlerin bozguncu isteklerinden kurtarır ve ılıman bir tempoya çevirerek kurumsallaşmaya dolayısıyla gelişmeye çevirir.
yy. Eylem adamı müfrit gibi bir inanç adamı değil kanun adamıdır.
zz. Uyuşuk toplumların uyanmasında ve modernleşmesinde kitle hareketleri çoğu zaman önemli bir faktör olmaktadır. Hareketin aktif döneminin bittiğine kanaat edinildiği zaman tecrübeli eylem adamı ortaya çıkarak Gandi ve Lincoln de olduğu gibi kitle hareketini müfritlerin elinden kurtarmalıdır.