Ağu 26 2007

Mucitler ve Bedava Enerji Üzerine Çalışmaları

Yayınlayan: admin Tarih: 9:13 am Kategori: Sonsuzluk Teknolojileri

scalar wave pattern

Skaler dalga ve serbest enerji konusunu incelediğimde başlıca üç grup insanın bu tarz projelerle ilgilendiğini gözlemledim. Birinci grup, Amerikan derin devletine mensup olan ve çok gizli projeleri yürüten bilim adamları, ikinci grup eski Sovyetler Birliği döneminde yine hükümet için çalışan bilim adamları (ki tahminimce bugünkü Türkî Cumhuriyetler’de de o dönemden kalma dünya çapında birçok bilim insanı bulunmaktadır; hayatlarını idameyle uğraşan bu insanlara gerekli imkânı sağlarsak belki de bizimle hazine değerindeki bilgileri paylaşacaklardır), üçüncü grup ise kendi imkânları ve bağışlarla serbest enerjiyi insanlığa sunmaya çalışan bireysel bilim adamı ve mucitler ki ben ancak bu sonuncu grubun çalışmalarına belli bir nispette ulaşabildim.

Daha önce de belirttiğim gibi sıfır noktası enerjisi, uzay örgüsünün tamamını kaplayan bir enerji formudur ve sıfır derece Kelvin’de bile bu enerji akışımı devam eder. T. H. Boyer kuantum mekaniğine ait etkilerin aslında maddenin sıfır noktası enerjisiyle etkileşiminden ibaret olduğunu göstermiştir. Peki, tabiatı gereği tutarsız ve yönsüz yani non-lineer olan bu enerji akışımını tutarlı hale getirip yararlanmanın bir yolu yok mudur? Ilya Prigogine 1977 yılında kendisine Nobel ödülü kazandıran çalışmasıyla, hangi sistemlerin kaotik ve çalkantılı bir ortamdan düzenli bir ortama dönüştüğünü ortaya çıkarmıştır. Böyle bir sistem non-lineer, dengeden uzak olmalı ve üzerinde sürekli bir enerji akışı olmalıdır. Sıfır noktası enerjisi bu özellikleri sağlamaktadır; yani bilimsel olarak doğası gereği tutarsız olan bu enerjiyi tutarlı ve yararlanılabilir hale getirmek mümkündür (bunun en somut örnekleri doğada çok sık rastlanan ateş topu (ball lightning) fenomeni ve non-lineer bir plazma ortamından tutarlı bir plazmoid yapısı elde edebilen plazma fiziğidir). Yukarıda arz ettiğim zıt yöndeki iki EM dalgasını örtüştürerek skaler dalga eş-titreşimi elde etmek, bu tekniklerden biridir. Diğer bir yöntem ise bir plazma veya elektrolit içindeki büyük miktardaki iyonları (yüklü parçacıkları) tutarlı bir şekilde salınıma tabi tutmak ve ortaya çıkan sinerjik etki ile vakum kutuplaşması sağlayarak tutarlı sıfır noktası enerji akışı elde etmektir ki bu yönteme ion-acoustic yaklaşım denmektedir.

skaler dalga

Bir plazma tüpünü, yılanlı-asa (caduceus) şeklindeki bir bobinin merkezine yerleştirerek, merkezdeki elektromanyetik zıtlaşma vasıtasıyla ion-acoustic bir salınıma maruz bırakabiliriz. Üçgensel dalga formları üreten değişken bir osilatör, tüpteki ion-acoustic salınımını tetikler. Plazma tüpü, yılanlı-asa bobini ile bağlamak ion-acoustic eş-titreşimin bobine atlamasını ve orada oluşan eş-titreşimin tekrar tüple etkileşime geçmesini sağlar ki bu da gittikçe artan bir şekilde vakum kutuplaşmasına ve çekimsel, enerjik ve zamansal aykırılıkların ortaya çıkmasına sebep olur. Cihazın ağırlığındaki dramatik değişme somut bir sıfır noktası enerji tutarlığının göstergesidir. Tesla’nın elektrostatik jeneratörü ve T.H. Moray’in 1930’larda bulduğu plazma tüpleri ve valflerden oluşan detektörü bu temel üzerine çalışmaktadır; her iki mucit de bu cihazlarla çevreden inanılmaz miktarda parlak enerji elde ettiklerini ifade etmişler ve sıfır noktası enerji tutarlılığını somut bir şekilde ortaya koymuşlardır.

skaler dalga

Bu çalışmaların yanında tanıtmak istediğim diğer bir çalışma, John C. Bedini’ye ait serbest enerji jenerotörü. Bir motoru 12 Volt’luk bir pille çalıştırabilme gayesiyle yola çıkan Bedini, aynı şekilde ion-acoustic temele dayanan bir yaklaşımla önce depolanmış yüklü iyonları osilasyonla şoklayabileceği bir yöntem araştırmış ve bunu kapasitansı yüksek ve bol miktarda iyon içeren bir pille yapabileceğini, ve lead-acid yapıdaki pillerin, 1–6 MHz arasında değişen iyonik tınlaşım (rezonans) frekanslarıyla bu özelliği sağladıklarını keşfetmiştir. Bu mantıkla elektrolitteki iyonları tınlaşım frekanslarında şoklayıp osile ederek “elektrostatik skaler potansiyel” elde etmiş ve uygun bir tetikleme mekanizmasıyla bu potansiyeli elektrik akımına kanalize etmiştir. Sadece potansiyel enerjinin aktarımına dayalı olan bu sistemle “serbest elektrik enerjisi” elde etmeyi başarmıştır. Yaptığı işlemi kısaca bir su değirmeninin akıntıdan aldığı dönü enerjisini başka bir işleme kanalize etmesine benzetebiliriz.

skaler dalga
skaler dalga

Tanıtmak istediğim diğer bir çalışma ise Tom Bearden isimli mucide ait. Bearden’ın yaklaşımı da yine Bedini’nin yaklaşımına yakın, “elektrostatik statik potansiyeli” daha elektrik akımına dönüşmeden depolayıp kullanarak bu şekilde sınırsızca akan bu enerjiden yararlanmak.
Unutmamalıyız ki denizin yüzeyinde gördüğümüz dalgalar, aslında denizin dibindeki sonsuz sayıdaki akıntı ve girdabın girişimlerinin oluşturduğu yansımalardan ibaret, yani gerçekte herşey denizin altında gerçekleşiyor. Bu çalışmasında Tom Bearden da basit bir direnç devresi oluşturulduğunda, bilginin en başta saf EM enerjisi şeklinde bir skaler-akım olarak aktarıldığını, elektrik akımının ise, ancak bu potansiyel değişiminden sonra ve iletkenin “gevşeme süresi içerisinde” gerçekleştiğini ileri sürerek yola çıkmıştır (gevşeme süresi devre anahtarının kapanmasıyla iletkenin üzerinden elektrik akımının akması arasında geçen zamana denir ki, bu iletken içindeki serbest elektronların atom kafesiyle çarpışma ve zig-zag yapmalarından kaynaklanır). Bu durumu teknesini kaldıran bir kamyonun teknenin kalkmasıyla içindeki kumun dökülmesi arasında geçen kısacık zaman farkına benzetebiliriz. Gevşeme süresi bakır için 1.5 x 10-19 olacak kadar kısadır. Bearden’ın çalışması kısaca gevşeme süresi içerisinde skaler potansiyeli bir “kolektör” üzerinde toplamak ve (%98 alüminyüm ve %2 demirden oluşan ve 1 ms gibi yavaş bir gevşeme süresine sahip) bu kolektörü başka bir direnç devresine kanalize etmek üzerine odaklanmıştır. Dolayısıyla Bearden’ın kurduğu bu devre, sınırsızca akan skaler potansiyeli düzenli bir elektrik akımına dönüştürmeyi başarmıştır.

skaler dalga
skaler dalga

Alttaki resimde yine Tom Bearden’a ait Motionless Electromagnetic Generator (MEG) isimli cihaz görülmektedir. 26 Mart 2002 tarihiyle patentlenmiş olan bu ürün, girdiden 100 kat daha fazla enerji üretebilmektedir.

skaler dalga

Bu bölümde tanıttığım tüm bu çalışmalardan, skaler dalga yaklaşımının henüz olgunlaşmamış ve bireysel mucitlerin hobilerini süsleyen bir uğraşı izlenimini elde etmiş olabilirsiniz. Ancak son yıllarda Hartmurt Mueller isimli Alman bir bilim adamının çalışmaları, tekillik ve süper iletkenlere dayalı skaler ve soliton fiziğinin geleceğin teknolojisinin bel kemiğini oluşturacağını açıkça göstermektedir. Mueller, Ekim 2001 tarihinde Almanya’dan Rusya’ya ses dalgalarını, skaler çekim dalgalarının evrendeki anlık salınımı yoluyla, herhangi bir taşıyıcı dalgaya ihtiyaç duymadan (dolayısıyla atmosferi elektro-manyetik kirlenmeye maruz bırakmadan) iletmeyi başarmıştır. Mueller ve ekibi, Global Scaling Theory ismini verdikleri yaklaşımla, Şubat 2004 tarihinde Berlin’de herhangi bir kablo veya bilinen bir elektromanyetik iletişim yöntemi kullanmadan çok uzak mesafelerdeki bilgisayarlar arasında bir ağ ortamı kurmayı başarmışlardır. Mueller, bu teknolojinin iletişim, enerji, karşıt çekim, biyo-teknoloji ve tıp alanlarında çığır açacağını belirtmektedir.
Sonuç olarak bugün US Patent and Trademark Office’in WEB sayfasına girip “free energy” veya “Tesla” yazarsanız binlerce maddelik bir patent listesiyle karşılaşırsınız. 20nci yüzyıl gibi 21nci yüzyıla da Tesla’nın başlattığı çalışmaların damgasını vuracağını öngörmek yanlış olmayacaktır. Bu durum ise belki de bu bizim için inanılmaz bir fırsat durumunda. Bu anlamda Tesla’nın tüm fikirlerinin ve patent çalışmalarının incelenmesi ve buna dayalı bir bilgi altyapısının kurulması, gerekirse bu maksatla “çok özel” bir laboratuarın kurulması bana göre olmazsa olmazlar arasında…

Yorumunuzu Yollayın