Mar 26 2008
Yasalar ve Oluşumlar
->
Yazan: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
“Jüpiter’in ayları, Evrensel Çekim Yasası ile hesaplanmış süreye göre, bazen sekiz dakika ileri, bazen de sekiz dakika geri olan bir fark oluşturuyorlardı. Bu fark Jüpiter’in Dünya’ya yakın olduğu konumlarda ileri, uzak olduğu konumlarda ise geriye doğruydu. Bu tuhaf bir durumdu. Evrensel Çekim Yasasına güveni olan Olaus Romer (1644–1710), bu durumda, ışığın Jüpiter’in aylarından Dünya’ya gelmesinin süre aldığı gibi ilginç bir sonuç çıkardı. Bu aylara baktığımızda, onların o andaki durumu değil, ışığın bize varması için geçen süreden önceki durumuydu. Jüpiter bize yakın olduğu konumda ışık daha kısa sürede, uzak olduğunda ise daha uzun sürede varıyordu. Bu yolla, Romer, ışığın hızını ölçmeyi başarmış, ışığın bir anda yayılmadığını ilk kez göstermiş oldu.” Fizik Yasaları Üstüne- Richard Feyman
Asırlarca, ışık, hem doğal, hem de doğaüstü oluşum olarak tanımlanır. İyi tanrılar, ışığa; kötülük dağıtan doğaüstü varlıklar, karanlığa; iyi insanlar, ışığa; kötüler, karanlığa eşitlenir.
İnsanlar aldanmamak, enerjilerini boşa harcamamak, gereksiz yere acı çekmemek, erken yaşta ölmemek için sağlam dayanaklara yaslanmalıdırlar. Bilinen en sağlam dayanak, doğa yasalarıdır. Doğadaki mutlak düzenin nedeni: değişmez ve çiğnenemez yasalardır. Doğa, yasaları ile hesaplar, uygular ve denge sağlar. Bu işlemler olurken hiçbir nesne, hareket ve hareket aralığına ayrıcalık tanınmaz. Örneğin, bütün varlıklar Evrensel Çekim Yasası etkisindedirler.
İnsanlara düşen görev, doğayı evrensel ölçülerle tanımak ve onu kısmen denetim altına almaktır. Bir doğa yasasını dayanak alan, başka bir yasanın bulunmasına, kalıcı bir ilişkinin yakalanmasına ulaşabilir.
Batı Avrupa’da, doğa yasaları belleklere taht kurmaya başladıktan sonra evrensel toplum yasaları ortaya çıkmaya başlar. Evrensel yasaların belleklere yerleşmesi sonucu:
+Yasaların üstünlüğü ilkesi,
+Suçun ve günahın ferdiliği ilkesi temel olur.
+Evrensel yasalar ile evrensel inanışlar yaratılır.
Avrupa’da, doğa yasalarını bulma çabaları Rönesans Dönemi ile hızlanır. Bu dönemde yaşayan bazı dahiler, insanı temel alırlar. İnsanın temel alınması, ona değer verilmesini zorunlu kılar. İnsana nasıl değer verilir?
A-Zorbaların baskısından kurtulur ve yasaların güvenliğinde yaşama kavuşur. Bilgi, beceri, araç-gereç artışı, çalışıp üretme etkinlikleri ile insan zorunlu ve yaşama süs katan ihtiyaçlarını temin eder.
B-Zorbaların ve zorunlu ihtiyaçların baskısından kurtulan insan, kul-kuyruk olmaya ve ayrıcalık peşinde koşmaya tepki gösterir. Böylece, birey olma, özgürlük, direnme gibi insani değerlere ihtiyaç ortaya çıkar. Birey olmayanlar insani değerlere tepki gösterir.
Günümüzde, bir uzaylı dünyamıza baksa şaşırıp kalır.
1-Dünyanın büyük kesiminde yoksul, hor görülen insancıklar var; doğa yasaları ile ilgili bazı sözcükleri tekrar ediyorlar, toplum kuralları güç ve baskı üzerine kurulmuştur. Zavallı insancıklar doğa ve doğaüstü liderlerine boyun eğiyorlar.
2-Dünyanın zengin toplumlarında yaşayanlara değer veriliyor, çoğunluk doğa yasalarını kavramış, evrensel toplum yasaları üzerine oturtulmuş ölçülü kurumlarla yönetiliyorlar. Değerli insanlar iyi yöneticileri görev başına taşıyor, doğaüstü varlıklarına teşekkür ediyorlar.
Uzaylı dünyaya bakmaya devam ederse yüzlerce çarpıklık görür:
—Zorba yönetimlerin baskısı altında yaşayan yoksul toplumlar savaşarak, savaş araç-gereçleri ithal ederek ellerindeki zenginlikleri tahrip ediyorlar. Buna karışın, yasaların güvencesinde yaşayan zengin toplumlar, doğayı tanıyıp denetim altına almak için çalışıyorlar.
—Yoksul toplumlardaki yönetici ve âlimler savaşları kutsuyor, yaşayan yoksul insanlarını horluyor, ölenlerini durmadan yüceltiyorlar. Buna karşın, zengin toplumlarda, insanlar savaşlara karşı çıkıyor, yaşayanlara önem veriliyor, ölenlere saygı gösteriliyor.
—Yoksul toplumlar değişmemeye, alışkanlıklarını olduğu gibi sürdürmeye; zengin toplumlar, değişime, daha iyi olmaya çalışıyor.
—Yoksul toplumlar geçmişi evrensel ölçülerle tanımıyor, ona küfürler-övgüler yağdırıyor; zengin toplumlar, geçmişi tanımaya çalışıyor, geçmişte yapılan hataları göz önüne alarak geleceği kurmaya gayret ediyor.
—Yoksul toplumlar, ayrıcalık; gelişmiş toplumlar özgürlük ile kalıcı mutluluğa koşuyor.
—Yoksul toplumlarda, baskı ve tehdit; gelişmiş toplumlarda, bilgi ve ikna yaygındır.
—Yoksul toplumlarda yaşayanların çoğunluğu tapınıyor (Boyun eğiyor), zengin toplumlarda yaşayanların çoğunluğu inandığı doğaüstü güçlere teşekkür ediyor.
*
Bir sistemin sahip olduğu enerji ile o enerjinin insanlar için kullanılabilir olması arasında kocaman fark, bazen uçurum vardır. Evrensel ölçülerle tanınan sistemlerin enerjileri kullanılabilir hale gelir. Bu tanıma insan toplumları dâhildir.
1-Toplumlarını evrensel ölçülerle tanıyan yönetimler, onları denetim altına alır, enerjilerini yararlı hale getirir. Günümüzde Batı ülkelerinde, yönetimler, toplumlarını ayrıntılı olarak tanırlar. Hastaları, özürlüleri, değişik alanlarda çalışanları, araç-gereç ihtiyacını bilirler. Sonuçta: toplumun enerjisi harekete geçirilir ve yararlı olarak açığa çıkarılır.
2-Geri toplumların güçlü ve kurnaz liderleri toplumlarını tanımazlar. Dolayısıyla, onların sahip oldukları enerjileri bilmez ve yararlı hale getirmeyi beceremezler.
**
Doğa yasalarını sözcük ve formül olarak ezberlemek, onları anlayabilmek etkinliğinden farklıdır.
1-Uygulama ile öğrenilen yasalar belleklere taht kurar. Örneğin, ampermetre ile kesiti bilinen bir iletkenden geçen akımı ölçen; akımın artırılması sonucu iletkenin ince bölümündeki erimeyi gözleyen öğrenci, akım miktarı-iletken kesiti arasındaki ilişkiyi kavrar.
2-Evrensel yasalarda ayrıcalık olamaz. Ayrıcalık ile birlikte yasa geçerliliğini kaybeder. Doğa, evrensel yasalarla sevk ve idare edilir.
A-Evrensel yasaların kaynağı nerededir acaba?
B-Eğer, “Evrensel Yargıç, evrensel yasaları ile evreni yönetir” diyorsanız, evrensel inanışa ulaşırsınız. Evrensel inanışa ulaşanlar, ayrıcalıkları kutsayan ilkel örf ve geleneklerin peşinde koşamazlar.
C-“Evrensel yasalar fasa fisodur. Kutsal örf ve geleneklere göre istediğine istediğini veren keyfi doğaüstü güçlere tapınıyorum!” diyor musunuz?
Çocuklara, gençlere, insanlara evrensel yasalar mı, ilkel örf ve gelenekler mi temel olarak öğretilmelidir?
Evrensel insani değerlere; bireyler ihtiyaç, kullar ve sahipler tepki gösterir.
Ülkemizde evrensel insani değerlere tepki mi, ihtiyaç mı oluşmalı?
Türkiye’de neden laiklik tartışmaları sürdürülüyor ve Evrensel Yargıç inanışı oluşmuyor acaba?

Yazan: Nurettin Değirmenci
Yazan: Nurettin Değirmenci
Yazan: Nurettin Değirmenci
Yazan: Müslüm Üzülmez
Nurettin Değirmenci