Ağu
04
2007
->

Skaler EM dalgaları normalde yörüngedeki elektronlarla devreye girmezler ve elektron kabuğunu delerek doğrudan atom çekirdeğine girerler. Atom çekirdeğindeki nükleonları birbirine bağlayan yüklü sanal parçacık akışının aşırı karmaşıklığı (non-linearity), skaler dalga çözünmesi ve dolayısıyla EM vektör dalgalarının ortaya çıkmasını sağlar. Çözünen bu dalga tekrar çekirdek içindeki dalgalarla örtüşerek çekirdeğin hafiften yüklenmesini sağlar. Eğer aynı skaler dalga deseni güçlü ve sürekli olarak atom çekirdeğine tutulursa yüklenen atom bir süre sonra değişime uğrayacak ve izotoplarına ayrışacaktır. Bu yöntem Louis Kervran isimli bir bilimadamının da ifade ettiği gibi yaşayan biyolojik organizmaların bir besin elementini başka bir elemente nasıl dönüştürebildiklerini de açıklar (L. Kervran bu buluşuyla 1977 Nobel ödülüne aday gösterilmiştir).

Böylece vakum plazmasından kaynaklanan EM skaler dalgaları sürekli olarak evrendeki tüm atom çekirdekleri tarafından değiş-tokuş edilir. Aslında bir atom çekirdeğinin kütle ve eylemsizlik değerlerini sahip olduğu skaler dalga yoğunluğu belirler. Kısacası nasıl ki örneğimizde denizin içinde dönen girdaplar ada halkının gözle görebileceği hortumların oluşmasına neden oluyorsa, madde dediğimiz olgu da, dönen partiküllerin etkisiyle yoğunlaşmış yerel skaler eş-titreşimden ibarettir. Skaler dalgadaki artan gerilim, artan kütle ve eylemsizlik demektir, azalan gerilim ise azalan kütle ve eylemsizlik anlamına gelir.
Okumaya Devam Et »
Ağu
01
2007
->

Peki tutarlı bir yapay EM potansiyelini elde etmenin yolu nedir? Yapay bir potensiyel, elektrik alan ve/veya manyetik alanın vektörel olarak sıfır değeri oluşturacak şekilde ters bindirilmesiyle oluşan deterministik yapıda bir uzay-zaman basıncıdır.
Aşağıdaki şekilde üstüste bindirilmiş aynı yönde ama 180 derece faz farkına sahip iki adet EM sinüs eğrisinin oluşturduğu elektrik alanı grafiği gözükmektedir. Grafikten de görülebildiği gibi E (elektrik alanı) ve B (manyetik akı yoğunluğu) değerleri her hangi bir nokta için daima sıfırdır. Oysa bu dalga deseninin vakum plazmasında oluşturduğu basınç ayrı bir sinüs eğrisi oluşturmaktadır. İşte bu dalga örnek bir “skaler EM dalgası”, “Tesla dalgası”, “elektrogravitasyonel dalga”, “saf potansiyel dalgası”, “elektrostatik-manyetostatik dalga” veya “sıfır-vektör dalgası” diyebileceğimiz “eksensel bir EM dalgasıdır”. Fazlama (phasing), ışınlama (beaming), frekans (frequency), üstüste bindirme (superposition), girişim (interference), eş-titreşim (resonance) ve Fourier genişlemesi (Fourier expansion) kavramları skaler EM mühendisliğinin kilit kavramlarını oluşturmaktadırlar.

Okumaya Devam Et »
Ağu
01
2007

Geçen yüzyıla girerken Nikola Tesla, yeni bir tür elektrik dalgası keşfettiğini ilan etmişti. Keşfettiği bu dalgalar Herz tabanlı olmayan, diğer bir ifadeyle, frekans tabanlı dalgalar gibi uzaklığın karesiyle sönümlenmeyen dalgalardı ve yönlendirildiği hedefe ışık hızından bağımsız bir şekilde ansız olarak ulaşmaktaydı.
Tesla’nın bu buluşu açık bir şekilde o kadar önemliydi – aynı zamanda insanlığa serbest enerjiyi bedava bir şekilde sağlama amacı o kadar açıktı – ki bu, onun maalesef kasıtlı bir şekilde mali zorluklara itilmesine, bilim akademisinden soyutlanmasına, patent haklarının başkalarına atfedilmesine ve tarih kitaplarından adının yavaşça silinmesine sebep olmuştu (petrol ve enerji devlerinin kendi çıkarları doğrultusunda istedikleri ülkelerde savaş veya darbe bile gerçekleştirebildiklerini göz önünde bulundaracak olursak, bu durum pek de şaşırtıcı görünmemektedir) .
Tesla 1915’lerden itibaren bilim çevrelerinden soyutlanmaya başlanmasına rağmen – gerçi Amerika Deniz Kuvvetleri ömrünün sonlarına doğru kendisini çok önemli projelerde istihdam etmiştir – çalışmalarına titizlikle devam etmiş ve inanılmaz bir serbest enerji kaynağından yararlanma, enerjinin telsiz olarak çok uzak mesafelere kayıba uğramadan iletilmesi, millerce uzaktaki ordu ve uçakları yok edecek yetenekteki ateş toplarının üretimi, ve silah ve bombaları etkisiz hale getiren geçilmez bir enerji kalkanı teknolojisi gibi teknolojilerin varlığını dünyaya duyurmaya devam etmişti; ancak artık yaptığı çalışmaları çalınmasınlar diye gizlemeye başlayarak.
Peki, Tesla’nın keşfettiği bu yeni elektrik dalgasının sırrı neydi? Skaler dalga konusunda kitaplar okurken, bu olguyu gözümde canlandırmak için kendi kendime bir senaryo kurgulamıştım. Teşbihte hata olmaz diyerek öncelikle kurguladığım bu analojiyi paylaşmak istiyorum:
Okumaya Devam Et »
Tem
30
2007

Bugün bir lise veya üniversite öğrencisine “radyoyu kim icat etmiştir?” diye sorsanız alacağınız cevap – tabi eğer alabilirseniz – Marconi olacaktır ki tüm ansiklopedi ve ders kitapları da aynı ismi vermektedir. Aynı şekilde “bugün hayatımızda yer alan tost makinesi, stereo sistemler, sokak lambaları ve fabrika ve ofislerin çalışması için gerekli altyapıyı ilk kuran kimdir?” diye sorulsa tereddüt etmeden vereceğiniz cevap Thomas Edison olacaktır. Radyonun icadı iletişim çağını, ilk hidroelektrik santralinin kurulması ve elektrik enerjisinin topluma kazandırılması ise elektrik/elektronik çağının başlangıcı olmuştur.
Oysa hepimizin kuşkusuz gerçek diye bildiğimiz bu bilgiler yanlıştır. Ne radyoyu Marconi icat etmiştir, ne de günümüz elektrik mucizesini yalnızca Edison’a borçluyuz. Bütün bunları çok az kişi tarafından bilinen bir isim, Nikola Tesla ortaya çıkarmıştır. 1856 doğumlu Sırp asıllı bir Amerikan göçmeni olan Tesla, diğer tüm icatlarının yanında hem radyonun hem de alternatif akımın mucididir ve 1895 yılında Niagara Şelalesinde yaptığı ilk hidroelektrik santrali ile elektronik çağının kapısını açmıştır. Maalesef yanlı Amerikan medyası ve tarihi, Tesla’ya ait birçok patenti ve çalışmayı başkalarına atfetmiş ve isminin tarih kitaplarından yavaşça silinmesine gayret göstermiştir. Edison her ne kadar pratik zekâsını azmiyle birleştirerek günün ihtiyacını karşılayan çözümler geliştirmede inanılmaz başarılı olmuş ve dünyayı derinden etkileyen birçok icat gerçekleştirmişse de, yer yer bir bilim adamından ziyade bir iş adamı kişiliği göstermiştir; kendisinden önce keşfedilmiş olan doğru akımı, akkor lambayı aydınlatmada kullanmak suretiyle ünlü olmuştur.
Bugün yeniden keşfedilmeye başlanan Tesla’ya ait icatlar saymakla bitmez; kendisi x-ışınlarını W.K. Roentgen’den, vakum tüp yükseltecini ise Lee de Forest’dan yıllarca önce keşfetmiştir; florosan lambayı endüstriden 40 yıl önce kendi laboratuarında kullanmaya başlamıştır. İlk icadı olan endüksiyon motoru bugün endüstrinin her katmanında yerini almış durumdadır; bugün kendi adıyla anılan ve çok yüksek miktarda gerilim üretmede kullanılan Tesla Bobini, yine onun icatlarından biridir. Kendisi yukarıda da belirttiğimiz gibi alternatif (iki ve üç fazlı dâhil) akımın babasıdır ki bu durum doğru akımın temsilcisi olan Edison’un o zamanki en büyük düşmanı ve rakibi olmasına yetmişti. 1898 yılında sözünü etmeye başladığı ve daha sonra icat edip patentlerini aldığı “yalnızca sesin değil görüntünün de iletimi” konulu çalışması bugünün televizyon tüplerinin habercisi niteliğindeydi; aynı şekilde 1934 yılında kurulan ilk radar istasyonu da Tesla’nın 1917 yılında dile getirdiği prensiplere dayanılarak ortaya konmuştu. Bugünün kullandığımız tüm arabalarında bulunan gaz motorlarını elektrikle ateşleme bobini yine Tesla’nın 1898 yılına ait bir patentinden ibarettir. Bunun yanında Tesla kendi tabiriyle “automaton” yani robotik üzerine de çalışmış ve 1890’lı yıllarda ilk uzaktan kumandalı sistemleri geliştirmiştir. Ayrıca bilgisayar çağının başlangıcı olan transistörlere kaynaklık eden ilk VE ve VEYA mantıksal birimlerini yine Tesla geliştirmiştir.
Okumaya Devam Et »
Tem
30
2007

Bu araştırmayı yaparken çalışmalarından yararlandığım tüm araştırmacılara, özellikle Tom Bearden, Moray B. King, David Hudson, Hans Jenny, Paul Davis, Stephen Hawking ve tabi ki Nikola Tesla ve Albert Einstein’a gıyaben teşekkürü bir borç bilirim. Yapay Zekâ konusunda özellikle Türkçe kaynaklardan yararlanmaya özen gösterdim, amaçlarımdan biri ülkemizin bu konuda ne kadar verimli olduğunu ve olabileceğini vurgulamaktı. Bu açıdan eserlerinden yararlandığım Sn. Şeref Sağıroğlu, Erkan Beşdok, Mehmet Erler, Ercan Öztemel ve Çetin Elmas Beylere ayrıca teşekkür ederim. Kitapta kullandığım çoğu şekil ve resmi, söz konusu bu şahısların çalışmalarından ya da “Kaynaklar Bölümünde” belirttiğim Web sitelerinden temin ettim. Son olarak çalışmalarından büyük oranda yararlandığım araştırmacı Sn. Richard Woodmaster’a şükranlarımı sunarım.
GİRİŞ
Saygıdeğer Okur,
Bu kitapla ilginç bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Şimdiye kadar hiç duymadığınız veya hakkında çok az şey bildiğiniz bir dünyanın kapılarını aralamak ister misiniz? Bugüne kadar hep imkânsız diye düşündüğünüz ve öğrendiğiniz kavramların sihirli diyarına girmeye var mısınız? Sınırsızlığın sınırlarını zorlamaya hazır mısınız?
Bu çalışmayı okurken, enerjinin serbestçe elde edilmesi, sınırsız iletişim yeteneği, karşıt çekim, yapay zekâ, beyin dalgasıyla bilgisayarlara arayüz sağlama, ışınlama, zamanda yolculuk ve bir insanı süper insan haline getirme gibi bugün için fantastik görünen birçok teknolojinin arkasında yatan anahtar kavramları tanıyacaksınız. İşin en ilginç tarafı, tüm bu mucizeleri aslında bugünün teknolojik altyapısıyla bile geliştirmenin mümkün olduğunu, ancak tek eksiğin, gerekli olan bütünsel yaklaşımdan ibaret olduğunu kendi gözlerinizle göreceksiniz.
Okumaya Devam Et »