May 27 2007
Tümdengelim ve Tümevarım
->
Yazar: Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
“Cesaret, yerinde olursa, övülmelidir.” Seneca
Bellek dünyasındaki cesaret, önyargıları parçalamaktır. Dış dünyadaki cesaret, ölçülü yaşamak ve yaşatmaktır.
Bellek dünyasındaki cesaretle ilgileniyoruz.
Belleklerde hayal kurulur, kurulan hayallerden bazıları dış dünyada denenir ve bilgiye ulaşılır. Ulaşılan bilginin saklanması gerekir. Saklanan bilgi insanlar arasında yayılır. İnsanlar bilgiye ihtiyaç duyar veya tepki gösterir. Doğadaki bütün oluşumlar gibi, bilgi, ihtiyaç ve tepki sonucu yaratılır. Bilginin yaratılması:
1-Belleklerde başlar.
2-Dış dünyada tamamlanır.
Sadece bellek veya dış dünya ile sınırlı bilgi olur mu?
Olamaz. İnsan doğadaki bilgilere doğrudan ulaşamaz.
I-Dış dünyada denemeden bellekte bilgi yaratılamaz. Dış dünyadan kopuk bellekte oluşturulan bilgiler, “Gerçekdışı” oluşumları tanımlar. Devler, alev saçan yaratıklar, tek gözlü canavarlar… gibi.
II-Dış dünyadaki bilgiler insanlar tarafından doğrudan görülmez, işitilmez, koklanmaz, tadılmaz, dokunulmaz…
Bellekte ve dış dünyada denge zorunludur. Doğadaki denge görecelidir. Çünkü: Doğada bir başlangıç noktası yoktur ve bütün nesne ve hareketler sürekli değişim içindedir.
1-Doğal dengeler olur; doğa yasalarının ürünüdür. Örneğin, Ay ile Dünya arasında doğal denge vardır.
2-Yapay dengeler olabilir; doğa yasalarına ek olarak insanın etkisi olur.
Doğada zaman yoktur. Süre insan içindir. İnsanlar, belleklerindeki bilgilerle orantılı süreye ihtiyaç duyarlar. Günümüzde bazı insanlar saniyenin trilyonda biri ya da yılın trilyonlarca katları süreler ile uğraşırken, bazıları saniye, dakika ya da asırlara ihtiyaç duymaz.
Yeryüzünde bazı dengeler, insan yaşam aralığına göre, uzun sürelerde ortaya çıkar. Bazı dengeler ise insan yaşamının trilyonlarca küsuratı küçüklükte sürede oluşur. Dengeler, Görecelilik Yasası gereği, sonsuz küçük ile sonsuz büyük arasında her noktada olabilir. Örneğin, aslan, kaç asırda bugünkü konumuna ulaşmıştır acaba?
Aslanla yazımıza devam edelim:
I-Bir aslan, milyarlarca, trilyonlarca küçük parçalardan oluşmuş bütündür. Ormanın derinliklerinde ayaklarından biri olmayan aslan gördüğümüzde, “Bu aslanın bir ayağı eksik” deriz. Niçin? Aslanı bütüne tamamlarız. Bu yargıya, “Tümevarım” adı verilir.
II-Bir yerde bir aslanpençesi gördüğümüzde; bir aslanı parçalara böler ve gördüğümüz nesneyi o parçalardan birine eşitlemeye çalışırız. Buna, “Tümdengelim” adı verilir.
“Bellek dünyası ve dış dünya için denge zorunludur” söyledik. O halde, tümdengelim ve tümevarım:
1-Bellek,
2-Dış dünya etkinlikleri için olabilir.
Bellek ve dış dünyanın kopuk olamayacağını vurguladık.
İnsanlar bellekte kusursuz oluşumlar yaratır, dış dünyadaki oluşumları kusurlu tanırlar.
Mantık, matematik, sözcük, bilgi gibi bellek etkinliklerinde tümevarım ve tümdengelim, dış dünyaya göre, kusursuz işler.
Dış dünya, belleklerdeki bilgilerle orantılı kusurlu tanınır. Önemli olan kusurun miktarını bilmektir.
1-Belleklerdeki bilgiler çoğaldıkça,
2-Dış dünyada yeni keşifler yapıldıkça, göreceli olarak, her alanda tümdengelim ve tümevarım sınırları değişime uğrar.
A-Doğal tümevarım ve tümdengelim yargıları olur.
Bellekte atalardan miras alınan kalıtsal sinyal dizinlerine, “Sezgi” adı verilir. Vahşi yaşamda sezgiler kullanılır. Sezgiler, hayvanların yaşam sürelerine göre oldukça yavaş değişime uğrar.
Doğal tümevarım veya tümdengelim sezgilerle karar vermeye aracılık eder.
B-Kavramlardan beslenen yapay tümevarım-tümdengelim yargıları olabilir. Belleklerdeki kavramlarla orantılı ve göreceli olarak:
1-Sayısız nesne ve hareket kümeleri için tümevarım ve tümdengelim çeşitleri olur.
2-Tümevarım ve tümdengelim sınırları sürekli değişir; değişmiyorsa, insanlar, aileler, toplumlar gelişmiyordur.